Ana sayfa » Güncel » “İMAMIN ARDINDAKİ GÖLGE…”

“İMAMIN ARDINDAKİ GÖLGE…”

Yazar: Erdinç Şahin
0 yorum

KUZEYEGEHABER-Sözcü gazetesi yazarı Soner Yalçın, geçtiğimiz günlerde Atatürk’e Ayasofya’da lanet okuyan imam Mustafa Demirkan’ı yazdı.

Yalçın’ın “İmamın ardındaki gölge” başlıklı yazısı şöyle:

Nahl suresi 32’inci ayetinin Diyanet İşleri meali şöyle:

-“Onlar; meleklerin, ‘size selâm olsun. Yapmış olduğunuz iyi işlere karşılık cennete girin’ diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir.”

Atatürk’ün bu sebeple son sözünün “Aleykümesselam” olduğu rivayet edilir…

Son sözü bu olan birine camide lanet okumak nasıl açıklanabilir? İçlerinden bir türlü atamadıkları kinin sebebi olmalı değil mi? Temel meselenin aldıkları tedrisat olduğunu düşünüyorum…

Yolu Suudi Arabistan’daki “eğitimden” geçenlerin bu kin bataklığına saplanmaları kuşkusuz rastlantı değil. (Bu konuda -özellikle Ekmeleddin İhsanoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylığı döneminde- makaleler yazdım, meraklılar okuyabilir.)

Lanet okuyan İmam Mustafa Demirkan İstanbul/ Fatih İmam Hatip Okulu’nu bitirdikten sonra Suudi Arabistan/ Mekke’deki (Kral Abdülaziz Üniversitesi’ne bağlı) Arapça Dil Öğretim Enstitüsü’nde öğrenim gördü.

Okulun amacı, dünyaya Arapçayı yaygınlaştırmak…

Bu konu üzerinde biraz durmama izin veriniz:

Türklere özgü Osmanlı’da başlayıp İslam dünyasını saran İstanbul tarzı Kur’an okunuşunun/tilavetinin giderek kaybolduğu ve yerine Arap fonetiğinin hâkim olduğu bir gerçek…

Mustafa Demirkan salt Ayasofya’da Atatürk’e lanet okuyan bir din adamı değildir; Suudilerin, Türkçe düşmanlığını yani Araplaşma hegemonyasını yaygınlaştıran bir hocadır.

TRT’de “Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışması” yapılıyor; bu yarışmalarda artık İstanbul üslubunu duymak imkânsız. Oysa. Kur’an yanı sıra ezan da bizde asırlar boyunca bu tavırla okundu. Bunlar tesadüf değil…

Tıpkı dünürü Saraçlar gibi Mustafa Demirkan da aslında bir sembol…

Vehhabi/Selefi kültürünü Türk dünyasında kökleştirmeye çaba sarf eden bir sembol…

Yoksa… Kimseyle, kişisel olarak hesaplaşma peşinde değilim. Bir Vehhabi anlayışın kodlarını çözmeye çalışıyorum…

DİYANET MEMURU
Mustafa Demirkan sadece emekli imam değil; o bir “Reisü’l-Kurra
Vekili”…

Kıraat/okuma ilmini öğreten/ kurra hafızlarının eğitimini sürdüren kurumun başkan vekili. Yani… Halen Diyanet İşleri memuru…

Halen Diyanet’ten maaş alıyor…

Halen muallimlik giderleri Diyanet tarafından karşılanıyor…

Bir parantez açmama izin veriniz; her adımımız bana Osmanlı’nın çöküş dönemini anımsatıyor:

“Reisü’l-Kurra” terimini/unvanını ilk defa Molla Mehmet Emin Efendi, 1854 yılında babası Abdullah Eyyübi için kullandı!

Sonra tabir yaygınlaşınca 1887’de Şeyhülislamlık bünyesinde “meclis-i huffâz” birimi oluşturuldu. Meclis 1891’de Meclis-i Teftiş-i Mesâhif-i Şerife adıyla yeniden yapılandırıldı. Başına İstanbul’da oturan –aynı zamanda icazet veren eğitici- “Şeyhü’l-Kurra” tayin edildi…

Türkiye Cumhuriyeti’nde Diyanet İşleri kurulunca bu kurum kaldırıldı; yerine Hey’et-i Müşâvere ile Tetkîk-i Mesâhif Heyeti oluşturuldu.

İlki Diyanet İşleri bünyesine Ankara’ya alınırken, diğeri çalışmalarını İstanbul Müftülüğü’nce sürdürüldü.

Fatih Camii imam-hatibi Ömer Fazıl Aköz ölümüne kadar/1952 heyetin başkanlığı yaptı. Esami-i Kurrâ Defteri’nde bu unvanı bugün Eyüp Camii emekli imam-hatiplerinden 105 yaşındaki Ahmet Arslanlar taşıyor. Demirkan, Arslanlar’ın vekili…

Mustafa Demirkan İstanbul’daki 12 hocadan biriydi; Üsküdar’da Ali Ferşat Efendioğlu ile birlikte “muallimlik” görevi yapıyordu. Ne zaman “vekil” oldu anlayamadım! Hemşehrisi Erdoğan torpili olabilir mi? Ya da Suudiler desteği mi?

Turpun büyüğünü sona sakladım:

RESMİYET KAZANDIRILDI
Tarih: 6 Ocak 2021.

Diyanet İşleri Başkanlığı, “Reisü’l-Kurra” konusunda yönerge hazırlayarak bu kuruma tekrar resmiyet kazandırdı! Böylece… Reisü’l-Kurralığın oluşumu, Reisü’l-Kurra’nın nitelikleri, seçimi, görevleri ve diğer hususlara ilişkin usul ve esasları yeniden belirledi.

Dedi ki:

-Reisü’l-Kurra; Türkiye’deki bütün hafız ve kurra hafızların başıdır.

-Reisü’l-Kurra; icazet defterinde yer alanlar arasından, kurul kararı ve başkan onayı ile seçilir.

-Reisü’l-Kurralık için İstanbul’da ikamet ediyor olmak ve uluslararası platformlarda temsil yeteneğine sahip olmak tercih sebebidir.

-Reisü’l-Kurra’lık makamının giderleri Diyanet İşleri Eğitim Merkezi Müdürlüğü’nün resmi bütçesinden karşılanır.

-Reisü’l-Kurranın herhangi bir nedenle görevi başında bulunmadığı dönemlerde, belirleyeceği bir yardımcısı kendisine vekâlet eder.

İşte… Ayasofya’da Atatürk’e lanet okuyan Mustafa Demirhan bu kurumun gölge başkanıdır. Sözleri bir emekli imamı değil, Diyanet’i bağlamaktadır.

Türkiye’de tüm hafızların artık İstanbul okunuşunu unutması gerektiği gibi bundan sonraki süreçte yetişecek hafızların Atatürk’e düşmanlık duymaları şart haline getirildiğini görebiliyoruz.

Hiçbir şey tesadüf değil…

Bu bir Diyanet politikasıdır…

Bu bir Suudi Vehhabi politikasıdır…

İlginizi Çekebilecek Yazılar

Yorum Yap

* Bu formu kullanarak, verilerinizin bu web sitesi tarafından saklanmasını ve işlenmesini kabul etmiş olursunuz.

© 2015 – 2024 | Kuzeyegehaber.com