Ana sayfa » Güncel » Ebru Öztürk-“KUTSAL MESLEKTİR; ÖĞRETMENLİK…”

Ebru Öztürk-“KUTSAL MESLEKTİR; ÖĞRETMENLİK…”

Yazar: Erdinç Şahin
0 yorum

Bugün aslında önemli bir günü yaşıyoruz; öğretmenler günü…. Neden diğer meslek sahiplerinden daha önemli bir gün mü diyorsunuz? Beraber değerlendirelim.

Ülkemizde 17 bakanlık var. Bu bakanlıkların tamamının ilk odaklandıkları zaman ‘bugün’dür. Milli Eğitim Bakanlığı’nın ise ilk odaklandığı zaman ’yarın’dır. Yarınları ne kadar sağlıklı hayata geçirirsek, bugünler de o kadar sağlıklı olur. Bir Çin atasözünü sizinle paylaşmak isterim… ‘’1 yıl sonrasını düşünüyorsan, 1 prinç ek. 10 yıl sonrasını düşünüyorsan ağaç dik. 100 yıl sonrasını düşünüyorsan eğitim ver.’

Bir ülkenin ayakta durması için en önemli 2 nokta vardır. Bugün için Savunma Bakanlığı, yarın için Eğitim Bakanlığı… Dikkat edersek, başöğretmenimiz Atatürk bunu görmüş ve bu nedenle sadece bu 2 bakanlığın önüne MİLLİ kelimesini getirmiştir. Milli kelimesi, ülkenin en önemli manevi değerlerindendir.

Atatürk, Milli Eğitim Bakanlığı ile ilgili şöyle söyler: ‘Milli Eğitimin ne demek olduğunu kavramakta artık hiçbir karanlık yön kalmamalıdır. Bir kez milli ilke olarak alındıktan sonra, onun dilini yöntemini, araçlarını da milli hale sokmanın gerekliliği de tartışılmaz olur.’ der.

Zaten 29 Ekim 1923’de Cumhuriyet ilân edilir ve 3 Mart 1924 tarihinde Tevhidi Tedrisat kanunu ilk çıkan kanunlar biri olur.  Eğitim ve öğrenimi tek yerde birleştirmesi ve ‘Milli’ adını verdiği 2 bakanlıktan birinin olması da; eğitime o gün verilen değerin önemini göstermiyor mu?

Bir çocuğun ebeveynlerinden sonra ilk iletişime geçtiği yerdir; okul. Kreş, anaokulu, ilköğretim derken farklı farklı kişilerle karşılaşırız. Annem orta eğitimde öğretmenlik yapmış bir kişi olarak şöyle demişti: ‘Aile hamur için malzemeyi verir, ilkokul öğretmeni hamuru yapar, biz ancak şekil veririz.’

Yani hamurun iyi olması için ailenin verdiği malzeme ile hamuru hazırlayan öğretmen, yarın birey olacak kişiyi hayata hazırlıyor. Eğitim seviyesi yükseldikçe, azalarak artan eğitim üniversite döneminde ortaya çıkıyor ve birey karakterini buluyor. Öğrenim tabi ki; çok önemli! Hayatımız boyunca öğrenmeye devam ederiz ama eğitim… Ağaç yaşken eğiliyor, uzayınca şekli vermeye çalışırsak, zorluyor, hatta kırılabiliyor!

Öğretmenleri diğer mesleklerden ayıran bir konu daha var. İş yerine gideriz, işimiz biter evlerimize geliriz. Herkes kendi çalıştığı bölüm ile ilgili işi takip eder. Öğretmen, sadece ders takibi değil, öğrenci takibini de yapan kişidir. Çünkü öğrenci, annesinden çok, gün içinde öğretmeninin yanındadır.  

Dersteki duruş, konuşma, arkadaşları ile iletişim, derslere karşı ilgisi, giyimi, kullandığı materyaller, o çocuğun genel durumunu yansıtır. Pedagojiyi bilen, özne ile irtibata geçen öğretmen, o çocuğun hayatta kopmasına engel olabilecek ilk kişidir. Ailedeki huzursuzluktan, ekonomik sorunlardan, okula uzaklıktan dolayı, okuldan ayrılmak istemiş ama bunu hisseden öğretmen tarafından, gereği yapıldığı için topluma kazandırılmış çok birey var.

Kısaca öğrenim vermenin yanında, eğitimi destekleyen, aileden sonraki 2. kişi olduğu için, çok önemli bir görevi arz eder; öğretmenlik… Onun için Atatürk: ‘Öğretmenler!… Cumhuriyet, fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek seciyeli muhafızlar ister. Yeni nesli bu nitelik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir.’ demiştir.

Tabi bu dezavantajların yanında, bir de avantaj var ki; onun tadı da hiç bir meslekte olmaz! Birisi esnaftır, belki bir kere alışveriş yaparsınız,  belki bir kaç kere karşılaşacağız doktorunuz, belki askerlikten sonra görmeyeceğiniz komutanız vardır… Ama öğretmenler ile okula gittiğimiz hemen hemen her gün karşılaşırız ve en az haftada bir dersine gireriz.

Yarın kendileri ile karşılaştığınız,  ziyarete gittiğiniz veya okumanıza destek verdiği için güzel bir noktaya geldiğinizi hatırlayıp, görüştüğünüz öğretmenizin aldığı keyif görmeye değer… Çünkü geri dönüşümü olan meslektir; öğretmenlik. İşte bu sefa için de, tüm cefaya değer.

Güzel sonuçlar almak istiyorsanız, Devlet olarak beklentilerin olduğu noktalarda güzel çalışmalar yapılması için ortamı sağlamayı da bileceksiniz! Eskiden en başarılı kişiler öğretmen olurken, bugün ÖSYM puanlarına baktığınız zaman, öğretmenliklerin tıp, mühendislik, fen bilimleri gibi yerlerden sonra puanlarda olduğunu görüyoruz.

Mesleğin içine girmeden görünen manzara bu! Mezun olduktan sonra da, bu birimler haricinde, kendisinden düşük puanla alımı yapılan siyasal, sosyal bilimler bölümündeki birçok kişiden de düşük maaşla işe girdikleri aşikar… Bizler bu statüye getirdiğimiz öğretmenlerden, pembe yarınlar mı bekliyoruz? Yine Atatürk dönemine giderecek bir örnek vermek istiyorum.  Atatürk’ün yaveri Salih Bozok’dan bir alıntıdır:

‘Her akşam olduğu gibi, Devlet işleri bittikten sonra sofrada oturulup; yarının konuları konuşuluyor ve yaveri Atatürk’ün yanına gittim.

‘Paşam TBMM bir karar almış, Cumhurbaşkanı olarak size sunuyorlar’ der. Atatürk sordu:

–Konu nedir çocuk?

-Milletvekilleri kendilerine zam yapılması kararı aldı.

-Öğretmen maaşlarını geçiyor mu?

-Yok Paşam; hiç öyle bir şey olabilir mi?
-Tamam o zaman dedi ve imzaladı.’

Bugünlerle ilgili bir şeyler yapmak istiyorsanız 16 bakanlıkla görüşün. Yarınları düşünüyorsanız sadece Milli Eğitim Bakanlığı ile görüşün. Çünkü yarınlarımızı kurtaranlar, yalnız ve ancak öğretmenlerdir! Bu özel günde başta başöğretmen ve annem başta olmak üzere tüm öğretmenlerimizi anıyor, öğretmenlerimizin ayrı ayrı öğretmenler gününü kutluyor, saygılar sunuyorum…

İlginizi Çekebilecek Yazılar

Yorum Yap

* Bu formu kullanarak, verilerinizin bu web sitesi tarafından saklanmasını ve işlenmesini kabul etmiş olursunuz.

© 2015 – 2024 | Kuzeyegehaber.com