Ana sayfa » Güncel » YÖNETİCİ OLABİLMEK…

YÖNETİCİ OLABİLMEK…

Yazar: Erdinç Şahin
0 yorum

İster bir apartmanda, ister bir dernekte, ya da bir şirkette, bir siyasi
partide yönetici olun; “insanı ve toplumu iyi tanımalısınız.”
Kişi ya da toplumla iletişim kurarken, insan ve toplum psikolojisini
bilmelisiniz!

Hele, bir kentte belediye başkanı, kaymakam ya da vali iseniz; bireyin
ruhsal davranış özelliklerini, toplum biliminin temel ilkelerini çok iyi
bilmelisiniz!

Ülkeye yönetici yetiştiren okullardan biri olan Siyasal Bilgiler
Fakültesi’nde en çok önem verilen ders konuları; Toplumbilim
(Sosyoloji), Sosyal Psikoloji ve Psikolojidir.
Yönetici olmak basit, kolay bir iş değildir.

Ağzınızdan çıkacak sözü “düşünmeden, ağzınızdan çıkarmayacaksınız!”
Birey ya da toplumla iletişimde bir kez yanlış yaparsanız, kolay kolay
düzeltemezsiniz.

Elbette, “yetkin bir yönetici” olabilmek için sizin de “BİLGİ” birikiminiz
engin, “RUHSAL DENGENİZ” yerinde olacak!

Örneğin; çocukluğundan yetişkinliğine kadar çok yönlü yoksulluk ve
hoyratlık ortamında yaşamış, sonra yönetici olmuş bir kişinin içinde
biriken olumsuzluklar bir şekilde dışa vurulacaktır! Tıpkı, yoksullukla
büyümüş sonra şu ya da bu yolla büyük maddi zenginliğe kavuşmuş
kişilerin çevrelerine yansıttığı hoyratlıklar gibi.

Çok merak ediyorum; ülkemizdeki Kaymakamlar ve Valilerimiz, dünden
bugüne yaşamları ve sözleriyle ışık olmuş insanları ne kadar tanıyorlar?
Bu biryana; “kendilerini iyi tanıyorlar mı?”

Örnek olay olarak, Konya Valisi’ne geleceğim.
Vali, öğretmenler gününde kürsüde konuşma yaparken dinleyiciler
arasında bir kişiye takılıyor gözü. Kişi, ayaklarını uzatmış oturuyor. Oysa,
karşısında koskoca Vali! Bacaklar toplu, pür dikkat dinlemesi gerek!
Vali Bey, karşısında oturuşunu beğenmediği kişiye kızıyor! Bu kişinin
“Öğretmen” olduğunu düşünüyor! Hemen azarlıyor;

“Öğretmen misin birader?” diyor.
İlginç olan şu ki, kızıp seslendiği kişi ayağa kalkarak; “Hayır, muhabirim”
diyor ama Vali Bey öylesine bir “ÖFKE SELİNE” kapılmış ki, verilen yanıtı
duymuyor! “Öğretmen gibi otur da görelim” diyor! Muhabir olay sonrası;
“Utancımdan kafamı eğip oturdum” diyor ve Vali’den özür diliyor. Ama iş
işten geçiyor..

Normal davranış ne olabilirdi?
Vali bey “göz teması” ile karşısındaki kişiye bakarak, olumsuz oturuşunu
“hissettirmeye” çalışır, sonrada bu kişiyle özel olarak konuşup
eleştirisini yapabilirdi. Yüzde yüz haklı bile olsanız bir insanı topluluk
içinde eleştirir hatta azarlarsanız, tepkiyle karşılanırsınız! Nitekim Vali
Bey hem yazılı medyada ham de sosyal medyada eleştiri konusu oldu.

Anlaşılıyor ki, Vali Bey’in “Yönetici olma ölçütleri” açısından önemli
eksiklikleri var! Ama o bu eksikliğinin farkında değil!

O’nu bu göreve atayanların da “yönetici seçme ölçütleri” ile ilgileri
olmasa gerek! Vali’nin başka özellikleri öne geçmiş demek ki!
Hani çok bilinen bir öykü vardır;

Hayli haylaz bir çocuğa babası sık sık “sen adam olamazsın” dermiş.
Ama o haylaz çocuk bir gün Vali olmuş ve ilk işi Jandarma ile babasını
makamına getirterek sormuş; “Baba, sen bana sık sık adam olamazsın
dersin. Bak, ben şimdi Vali oldum” dediğinde babası yanıt vermiş;
Oğlum, ben sana vali olamazsın demedim. ADAM olamazsın dedim!
Bak, hala adam olamamışsın ki, babanı jandarmayla makamına
getirtiyorsun!”

Dünden bugüne gelmiş geçmiş Kocaeli Valilerini bir düşünün; gerek
insan ve toplumla ilişkileri gerekse bu kentte bıraktıkları eserlerle kaç
valiyi anımsıyorsunuz?

1974 yılından bu yana gelmiş geçmiş hemen bütün valileri tanıdım.
Anıları, insan kişilikleri ve bu kente hizmetleriyle anımsadığım ve saygı
duyduğum Vali sayısı üç beşi geçmez!
Ya sizin kanaatiniz nedir?
Bir düşünün lütfen!…

İlginizi Çekebilecek Yazılar

Yorum Yap

* Bu formu kullanarak, verilerinizin bu web sitesi tarafından saklanmasını ve işlenmesini kabul etmiş olursunuz.

© 2015 – 2022 | Kuzeyegehaber.com