Başlığa bakıpta yanılmayın. Aliağa-Myrina’lılar, 3.279 km. uzaktaki Londra’da; semt-sokak-cadde- bulvar- mahalle oluşturup, gettolaşmadılar.
Onlar, sanatları ve sanatçılarının gücüyle, dünyanın tüm müzelerinde taht kurdular.
Londra British Müzesine (13.06.2026 cumartesi günü) Aliağa-Myrina terracottalarını görüntülemek amacıyla giden akrabam Nesrin Sabancı yazıyor:
– Tüm Aliağa-Myrina terracottalarını 2 büyük odaya koymuşlar. Oda: 22 ( The world of Alexander)- Oda: 69 (Greek and Roman life) balkon, vitrin,2.raf C
Her yazıda özellikle belirtiyorum, Aliağa-Myrina, diye. Aynı yıllarda, Çanakkale Boğazını kontrol amaçlı Amazon Kraliçesi ve mimar Myrina’nın yaptırdığı Limni Adasındaki, Myrina antik kentiyle karıştırılmasın, diye.
Güzelhisar Çayı’nın( Titnaios çayı),
Çandarlı Körfezi’ ne döküldüğü konumda; Öteki Tepe-Beriki Tepe-Nikriz Tepe(mezarlık), Aliağa-Myrina antik kentinin belirgin toprakları.
Bu gün, Myrina,Monsera Düğün Salonu, Shell ve Das Petrol, akaryakıt işletmelerinin olduğu alanların, Myrina’lıların tarım alanları olduğu rivayet edilmektedir.
Aşağıdaki fotografları incelerken;
Hellenistik dönem pişmiş toprak sanatının en zarif ve en etkileyici örneklerine bakacaksınız.
Aliağa-Myrina’ya özel, tüm Akdeniz’de moda olan “Myrina Sarısı” rengiyle tanışacaksınız.
Klasik dönemlerin sakin ve ifadesiz yüzlerinin aksine, Aliağa-Myrina terracottalarında “duygusal dışavurum” ön plandadır. Yüzlerinde hafif bir gülümseme ile karışık, dini bir coşkunun getirdiği uzaklara dalmış trans hali hakimdir. Göz kapakları, dudak detayları, kalıptan çıktıktan sonra sanatçılar tarafından el işçiliğiyle(rötüş) belirlenmiştir.
Bence, Aliağa-Myrina’da yapılan bu objelerin görüntülerini cihazlarınıza kaydedin ve unutmayın. (!)…



