Ana sayfa » Güncel » Mustafa Küpçü-“CAHİLİN FERASETİ..”

Mustafa Küpçü-“CAHİLİN FERASETİ..”

Yazar: Erdinç Şahin
0 yorum

Belki anımsayacaksınız; bir profesörümüz, katıldığı televizyon
programında, “Ben cahil insanların ferasetine inanıyorum” demişti!
Ve, eklemişti; “okuma düzeyi arttıkça, insan daha tehlikeli oluyor. En
tehlikelileri de üniversite okuyanlardır.”

Düşünün; bu adam bir üniversitede hoca ve yönetici!

“FERASET” nedir?
-Algılamada çabukluğu, hızlı kavrama yetisi olan, zihni diri, belleği
kuvvetli, özellikle de “olayın gidişatına bakarak sonucunu kavrayabilme
yetisidir.”

Yani; ile bir süzgecinden süzerek, bir konuda
isabetli bir düşünce ile olumlu bir sonuca varabilmek.

Öte yandan; doğal olarak, -istisnalar hariç- her insanın bir DİNİ İNANCI vardır.

İslamiyet’te; Allah’ın yarattığı bir “kul” olarak, doğumdan ölüme kadar
sürecek yaşam çizgisinde tek egemen Allah’tır. Ve buna
diyoruz.

İslamiyet’in kutsal kitabında, pek çok ayette insana “AKLINI KULLAN”
diye sesleniyor Allah.

Üstelik, dediğimiz maddi varlığın bir “emanet” olduğunu ve bu
emanete sahip çıkmamızı emrediyor.

BEDEN dediğimiz maddi varlığın bir emanet olduğunu ve bu emanete sahip çıkmamızı emrediyor.

KADERE İNANMAK için de bir önkoşul var;

“Ben sana akıl verdim. Bu aklı bilimle donat, sonra başına gelen
olaylarla akıl ve bilgi çerçevesinde mücadele et, elinden geleni yap,
bundan sonrası KADERDİR” diyor Yaradan…

Ne var ki, AKLI hiçe sayan kimileri, dinini Kur’an’dan değil, doğrusu ya da
yanlışıyla “din aracılarından” öğrendiği için olayına ezbere
yaklaşıyor. İslam dininde sınıfı yani Allah’la Kul arasında bir aracı kurum
olmadığını da bilmiyor!

Kur’an’ı tercüme edecek kadar Arapçaya hakim ve dini inancı tartışılmaz
olan Mehmet Akif, adlı şiirinde; “aklı yok sayan, başına
gelen ve gelebilecek her şeyi yalnızca Allah’a bağlayan” cahil insanla
dalga geçer!

“Bu Konuya nereden geldik?

Yaşamakta olduğumuz Korona salgını nedeniyle, kitlesel buluşmaları
mümkün olduğunca engelleyip, hastalığın yayılmasını önlemeye çalışan
ülke yöneticileri camilerde de toplu namazlara ve özellikle Cuma
namazlarına salgın önlenene kadar ara verilmesini istedi.

Ne var ki, kimileri camilerde toplu namazları sürdüreceklerini açıkladılar. Bazı camilerde Diyanet kararını uygulamak isteyen din adamları ile cemaat
arasında tartışmalar çıktı. Kimileri, çok sert üsluplarla tepkiler gösterdi

İslam dinine göre, inanan bir kişi için her yer ibadethanedir. Önemli olan,
Namaz ibadetini her türlü düşünceden uzak ve yalnızca Allah’a ulaşmak
amacıyla yapabilmektir.

Ama “Cehaletle beslenen ezberci kafalara” bunu anlatmak zordur!
Bir şekilde Korona virüsünü soluyan bir insan, nefesle ya da temasla bu
hastalığı birçok insana bulaştırabiliyor ve bu süreç binlerce insana
yayılabiliyor.

Müslüman toplumların yaşadıkları felaketler geliyor aklıma ve
“Yaradan biz Müslümanları sevmiyor mu?” diye düşünüyorum!..

Neden birçok felaketi çoğunlukla Müslümanlar yaşıyor?
Gelmiş geçmiş Deprem felaketleri, terör ve savaş belası, salgın
hastalıklar neden büyük ölçüde Müslümanları buluyor?

Sonra düşünüyorum ve “Yüce Allah’ın kulları arasında ayrım yaptığına”
inanmıyorum.

Ancak, Allah’ın verdiği AKLI kullanmayan, inancını Kur’an’dan değil, din
adamı kılıklı yobazlardan öğrenen, küçük yaşta kirli ve yanlış bilgilerle
“beyin zinasına” uğrayan insancıkların, türlü felaket belalarıyla karşı
karşıya kaldıklarını düşünüyorum!

Bildiğiniz gibi; “BELA; hak edilmiş cezadır!”
Gelin, Yaradan’ın biz insanlara verdiği en büyük olan
kullanalım. Safsataya değil, BİLİM’e önem verelim.

Bir düşünün; başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesi Araştırma
merkezlerinde, üniversitelerinde başarılı çalışmalar yapan,
Türk bilim adamlarımız var.

Bu insanlar neden bizim ülkemizde görev yapmıyorlar?

Çünkü, bu ülkede gerçek bilim adamları ilgi ve saygı görmüyor

Üniversitelerimize dikkatle bakın, bu acı gerçeği sizler de göreceksiniz…

İlginizi Çekebilecek Yazılar

Yorum Yap

© 2015 – 2022 | Kuzeyegehaber.com