Ana sayfa » Güncel » “İZMİR 13 AKTİF FAYIN ÜZERİNDE OTURUYOR..”

“İZMİR 13 AKTİF FAYIN ÜZERİNDE OTURUYOR..”

Yazar: Erdinç Şahin
0 yorum

KUZEYEGEHABER-İzmir son aylarda üst üste Manisa Merkezli depremlerle sarsıldı. Jeoloji Mühendileri Odası Meclis’e bir çağrı yaparak Fay Yasası Çıkarılsın Kampanyası düzenledi.

İzmir Jeoloji Mühendisleri Oda Başkanı Alim Murathan İzmir tarihinde yıkıcı depremlerin olduğunu hatırlatarak İzmir ve çevresindeki bütün antik kentlerin bu depremler ile yıkıldığına dikkat çekti. İstanbul’da yıkıcı deprem üretecek bir fay bulunduğunu ancak İzmir’in13 aktif fay hattının üzerine kurulduğunun altını çizen Murathan, acilen gerekli tedbirlerin alınmasını söyledi.

Fay Yasası Çıkarılsın Kampanyanız ile Meclis’ten talepleriniz neler?

Odamız tarafından hazırlanan Fay Yasası Çıkarılsın yasa önerileri ile başta içinde aktif fay hattı veya zonu geçen kentlerimiz olmak üzere, ülke insanımızın can ve mal güvenliğinin sağlanması için acilen adım atılması gerektiği belirtildi. Yasa önerisinde, Avrupa Birliği Yapı Standartlarında ve ABD Kaliforniya’da olduğu gibi 7269 sayılı Kanunda gerekli değişiklikler yapılarak fay hatları ve zonları üzerine yapı yapılmasına yasaklama getirilmesi amaçlanıyor.

Geıek Avrupa birliği Yapı Standartlan (Eurocode 1998-5), gerekse ABD’de fay hatları ve zonları üzerine yapı yapılması yasaklanmış olup, bu konuda ülkemizle benzer depremler yaşayan Kalifomiya’da ise 1970 yılların başında çıkarılan “fay yasası” ile toplum güvence altına alınmış bulunmaktadır.

Ancak ülkemizde, deprem yönetmeliklerimiz ne yazık ki, “beton lobisinin etkisiyle” bugüne kadar bu tür düzenlemelerin yapılmasına engel olmuş, bunun yerine sorun fayda değil, sorun beton kalitesinde” denilerek, yönetmelikte buna ilişkin düzenlemelerin yapılması ve gerekli tedbirlerin zamanında alınması engellenmiştir.

Kampanyanıza destek veren siyasiler var mı?

Kampanyaya CHP, İYİ Parti ve HDP’nin milletvekilleri başta olmak üzere bir çok milletvekili tarafından desteklenmektedir. Nitekim Meclis görüşmelerinde CHP Meclis Gurubu vekili Sayın Özgür Özel tarafından CHP adına görüş ve taleplerimiz gündeme getirilmiştir.

Depremlerde en çok yıkım fay zonları ve hatları üzerinde mi gerçekleşiyor?

Ülkemizde son zamanlarda yaşanan depremlerde de, can ve mal kayıplarının çoğunun “aktif fay zonları ve hatları ” üzerinde doğrudan oturan yerleşim birimlerinde daha ağır bir şekilde yaşandığı, bilimsel ve teknik çalışmalar ve odamız tarafından yerinde yapılan incelemelerde görülmüştür.

Türkiye Diri Fay Haritası’na göre İzmir de fay zonları üzerinde kurulan bir şehir mi?

İzmir bir fay kentidir. 13 aktif fay zonu ile ile ciddi deprem riski taşıyan ve fay zonlarının bir kısmı kentin yerleşimlerinin içinden geçen bir kenttir. İstanbul kadar deprem riski taşıyan ve tarihinde geçmişinde yıkıcı depremlere maruz kalmış bir kenttir.Kentimizin zemini güncel alüvyon gevşek birimler üzerinde kurulu başta denizle bağlantılı tüm kıyı kesimleri riskli bölgeler olup İzmir fayı, Tuzla fayı, Güzelbahçe fayı gibi yerleşim yerlerinin içinden geçen fay hatlarının-zonlarının olduğu bölgeler riskli bölgelerdir.Bu açıdan bakıldığında kentin bir çok yerleşim yeri risk atındadır.

Etkin ve bütünlüklü bir yapı denetim sistemi nasıl olur?

Yapılan bilimsel ve teknik araştırmalar, yapıların dört nedenden dolayı depremlerde yıkıldığını göstermektedir.

1- Zemin araştırmalarının amacına uygun yapılmaması ve yerinde denetlenmesi,

2- Bina taşıyıcı sistem yapısı ve geometrisinin gilüntlır standart ve normlarına göre hazırlanmaması,

3- Yapı inşasında kullanılan malzeme ve işçiliğin günün standart, norm ve yasal düzenlemelere göre yapılması ve kontrol edilmemesi

4- Zemin araştırmalarından başlayarak, yapıların etüt ve projeleri ile yapı üretim süreçlerinin fenni mesul yapı denetim kuruluşları ile ruhsat veren kurumlar yani belediye ve valilikler tarafından denetlenmemesinden kaynaklandığı bilinmektedir.

Gerek 24.0|.2020 tarihinde meydana gelen Elazığ-Sivrice depremi, gerekse Manisa ve Denizli’de meydana gelen son yaşadığımız depremlerdeki can ve ekonomik kayıpların en önemli nedenlerinden birinin de binanın üzerinde oturduğu zemin birimlerinin özellikleri ile binaların etüt ve projelendirmesi aşamasında yapılan zemin ve temel araştırmalarının denetimsizliğinden kaynaklandığı açıkça ortaya çıkmıştır.

4708 sayılı Yapı Denetimi Kanunu ve Uygulama Yönetmeliğine göre yapı denetim kuruluşları sadece “zemin ve temel raporlan ile uygulama projelerini ilgili mevzuata göre incelemek” görevi ile yetkilendirilmiş olup, zemin ve temel etüdü hizmetlerinin yerinde, yani arazide denetimi sistemin dışında tutularak projeler ekinde sunulan belgeler haline dönüştürülmüştür.

Başarılı dünya örneklerinde olduğu gibi etkin ve bütünlüklü bir Yapı Denetim Sistemi, arsanın imar parseline dönüştüğü aşamadan başlamak üzere “etüt-projelendirme süreçleri ile etüt- projeye uygun yapı üretim” süreçlerinin etkin bir şekilde denetleyecek bir sistematiğin oluşturulması ile mümkün olabilmektedir.

Ancak, ülkemizde halen bu bakış açısı gelişmemiş; Yapı Denetim Sistemi “bina inşasının denetimine” indirgenerek işletilmiş, “etüt- proje” kapsamında yapılan “jeolojik-jeoteknik araştırmalar” denetim süreçlerinin dışında bırakılmıştır.

Bu nedenle yapı denetim kanunun ilgili maddesinin değiştirilerek zemin ve temel etütlerinin de arazi denetimini esas alan bir düzenlemeye kavuşturulması gerekiyor. Güvenli yapı güvenli zeminle mümkündür..

Kaynak-İz Gazete

İlginizi Çekebilecek Yazılar

Yorum Yap

* Bu formu kullanarak, verilerinizin bu web sitesi tarafından saklanmasını ve işlenmesini kabul etmiş olursunuz.

© 2015 – 2024 | Kuzeyegehaber.com