Ana sayfa » Güncel » Mustafa Küpçü-Emperyalizmin “Barış Planı” Olmaz!…

Mustafa Küpçü-Emperyalizmin “Barış Planı” Olmaz!…

Yazar: Erdinç Şahin
0 yorum

Dünya insanlığının en büyük belası, küresel sömürünün siyasal tetikçisi
ABD, en büyük “suç ortağı” İsrail’in çıkarlarını korumaya yönelik “Yüzyılın
Anlaşması” diye dayattığı “Sözde barış planını” ortaya attı.

Bu sözde anlaşma ile; İsrail’in kanlı yayılma planını meşrulaştırmak,
bundan sonraki “yayılmacı planlarının önünü açmak” ve Filistin halkını
50 milyar dolarlık rüşvetle susturmak istiyorlar.

Bu anlaşma önerisinin gerçekleşme ve barış sağlama olanağı yok!
Aksine, bu olaydan sonra Ortadoğu’da daha vahim olayların yaşanması
mümkün!

Bu noktada, TÜRKİYE’nin tutumu çok önemli.

Çünkü; İsrail’in Türkiye topraklarına kadar uzanan “Vaadedilmiş
topraklar” hikayesi ile oluşturmaya çalıştığı “”BÜYÜK İSRAİL PROJESİ”
özellikle ülkemizin toprak ve ulus bütünlüğünü tehdit ediyor!

Önce, İsrail karşıtı Saddam’ı ortadan kaldırdılar. Irak’ı yakıp yıktılar,
mezhep kavgasını alevlendirdiler, halkı yoksulluğa sürüklediler. Irak
petrollerine el koydular. Kuzey Irak’ta, “Büyük İsrail” hedefine ulaşmak
için “köprü” görev görecek bir “özerk yönetim” oluşturdular.

Aynı özerk yönetimi Suriye’de oluşturmaya çalışıyorlar! Büyük ölçüde de
başardılar!

Şimdi, bir adım sonra “hedef ülke” TÜRKİYE!

Peki, Türkiye olarak bu “kirli senaryonun” yeterince farkında mıyız?
· Başbakan Erdoğan, 1 Mayıs 2005 yılında KUDÜS’te, İsrail
Başbakanı Ariel Şaron ile buluşuyor. Şaron; “Yahudi milletinin ve İsrail’in
başkenti Kudüs’e hoş geldiniz” diyor! Erdoğan, bu söze itiraz etmiyor!
“Ortadoğu’daki barış sürecine katkıda bulunmaktan” söz ediyor! (Bu
sahnenin videosu mevcut)

· Erdoğan, 10 Haziran 2005’te bir Musevi örgütünden “Cesaret
Ödülü” alırken; “Musevi düşmanlığı sapkınlıktır” diyor!
“Ne var bunda? Politik bir konuşma” diyebilirsiniz.

Ancak, “Galataport ihalesini alan ve PETKİM’in bir miktar hisselerine
sessizce sahip olan İsrailli işadamı Ofer’e yönelik tepkiler üzerine,
Erdoğan Ofer’i övgülerle anlatırken; “Kuru kuruya Yahudi düşmanlığı
yapılmasın” diyor! ( 3 Ekim 2005)

Ya sonra?

· 30 Ocak 2009 tarihinde, meşhur DAVOS “One minute” olayı
yaşanıyor! Erdoğan, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Perez’e; Siz insan
öldürmeyi iyi bilirsiniz” diyor ve İç siyasette büyük puan topluyor!

Ancak; 18 Aralık 2009 günü, Kopenhag’da, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon
Perez ile Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül bir araya geliyor!
Bu arada, Türkiye ile İsrail arasındaki TİCARİ İLİŞKİLER hızla büyüyor!
2009 yılında 2.6 milyar dolar olan ticaret hacmi her yıl artarak 2014
yılında 5.8 milyar dolara yükseliyor!

  • Ne var bunda, siyaset başka ticaret başka, diyebilirsiniz. Ama bu
    ticarette “kazanan” kim, “ütülen kim?” diye de düşünmelisiniz!
    İsrail’le ilişkilerimiz, siyasi iktidarın “iç siyasete yönelik tutum ve
    taktikleriyle” sürüyor!

Erdoğan’ın sözleriyle örnekleyelim;

· 1 Haziran 2010 : (Mavi Marmara saldırını kastederek) “Kimse,
Türkiye’nin sabrını test etmeye kalkmasın. İsrail, elindeki bu kanı
temizleyemez.”

· 18.Temmuz 2014 : “İsrail zulmediyor. Şahsen bu görevde olduğum
sürece, hiçbir zaman, İsrail ile olumlu bir şey düşünemem.”

· 21 Temmuz 2014 : İsrail Musevi olduğu için değil, terör devleti
olduğu için insana karşı en ağır zulmü yapıyor. Buna karşıyız.”

· 2 Ağustos 2014 : “Zulmedilen o masum çocukların ahı, o masum
annelerin feryadı er ya da geç İsrail’den sorulacak.”

Bu sözlerden sonra Erdoğan, 2 Ocak 2016’da diyor ki; “İsrail bölgede
Türkiye’ye muhtaçtır. Bizim de İsrail’e ihtiyacımız var.”

Sonra, bu “ihtiyaç” öyle bir boyuta geliyor ki; Türkiye, İsrail’e yönelik
vetosunu kaldırarak, İsrail’in NATO Merkezi Brüksel’de ofis açmasını ve
Akdeniz’deki NATO tatbikatlarına katılmasına onay veriyor! (Mayıs
2016)

Ve, Mavi Marmara Anlaşması ile, 20 milyon dolar karşılığı, İsrail’e
yönelik tüm tazminat davalarını ortadan kaldırıyor! Üstelik, bu
anlaşmanın sonunda; “Bu anlaşma Ankara ve Kudüs’te 28 Haziran
2016’da akdedilmiştir” ibaresi ile Kudüs’un İsrail’in başkenti olduğunu
onaylıyor!

Bir de “vize” konusu var!

Türkiye’ye ziyarette bulunmak isteyen bir Filistinli “VİZE” almak zorunda.
Ama İsrail vatandaşı ise, bu ülkeye VİZESİZ girip çıkabiliyor!

Sonuç;
Uluslar arası ilişkilerde bir temel kuraldır; “ULUSAL GÜCÜN KADAR
HÜKMÜN GEÇER!”

İlginizi Çekebilecek Yazılar

Yorum Yap

© 2015 – 2022 | Kuzeyegehaber.com