Ana sayfa » Güncel » EVET, BU ÜLKEDE AÇ MEZARI VAR ARTIK!

EVET, BU ÜLKEDE AÇ MEZARI VAR ARTIK!

Yazar: Erdinç Şahin
0 yorum

“Günlük yaşantıda zorluklarla karşılaşıldığında moral vermesi için söylenir bu söz. aç mezarı yoktur , açta açıkta kalmazsın denir. Bedeni ve zihni gücü yerinde olanlar ve gençler için doğrudur bu belki de taşı sıksak suyunu çıkarırız.

Ancak, acaba gerçekten de doğru mudur bu söz, giderek manevi değerlerini yitiren bir dünyada… ne de olsa bu söz atasözüdür, söyleyeni belli olamayacak kadar eski bir zamanda söylenmiştir…

Ekşi Sözlük böyle diyor, aç mezarı yoktur deyimiyle ilgili. Evet, belki bir kaç gün önceye kadar yoktu ancak şimdi, 1-2-3 değil tam 8 tane aç mezarı var bu ülkede.

Bu insanlar yokluk ve yoksulluk karşısında en değerli varlıklarından vazgeçmeyi seçtiler, yani canlarından, yaşamlarından, hayatlarından. Neden yaptılar bunu, biraz daha direnemezler miydi, efendim intihar etmek İslam dinine göre günahtır, Allah’ın verdiği canı ancak o alır, keşke yapmasalardı da denilebilir.

Lakin bu yorumlar son derece yüzeysel yani içerliksiz olur, gerçeği, yalın gerçeği anlamaya ve anlatmaya yeterli olmayabilir. Önümüzde son derece ilginç, ilginç olduğu kadar da üzücü hatta şok edici bir tablo var. 8 kişiden oluşan iki aile. Biri İstanbul’da diğeri Antalya’da yaşıyor(du) bu aileler.

İyi eğitim almış fertleri bulunan aileler bunlar, yanı eğitimsiz, cahil denilmesi mümkün değil. Not bırakmışlar geride, intiharı bir yol olarak seçenlere özgü. Yetişemedik, yetemedik, bu şartlara karşı yaşam savaşı veremedik diye özetlenebilecek notlar bunlar.

Tek-tek aile fertlerini sosyolojik bir analize tabi tutmanın yada bir çıkarsama da bulunmanın şu noktada hiç kimseye bir yararı olmaz.

Evet, onlar çetin yaşam koşulları ile girdikleri savaşı mücadeleyi kaybettiler. Peki ama ne oldu da bu nokta geldi bu iş, sadece 3 gün içinde 8 kişi neden bu yolu seçti diye sorulması mümkün, sorulmalı da. Daha fazla bekletmeden o sayfaları da açalım.

Bir takım hileli rakam oyunlarıyla gerçekte %23-25 arasında olan enflasyon yani hayat pahalılığının yalnızca %8.55 olduğunu açıkladı ilgili devlet adamları.

Hatta bazıları Bütçe komisyon toplantısında asgari ücretle bilmem kaç bin yumurta alınabiliyor, biz alım gücünü yükselttik, sizin rakamlarınız doğru değil diye fırça attı muhalefet partili üyelere, gülerek, 32 dişini birden göstererek pis-pis sırıtarak.

Buda yetmedi bazı gazeteler intiharlar spekülasyon, ajitasyon amacıyla yapılıyor, amaç toplumu germek, kargaşa çıkarmaktır, zaten onlar ateisttiler, evde ateizmi anlatan bir kitap bulundu diye analiz yaptılar, şerefsizce, kansızca, alçakça, kahpece…. daha da ne isterseniz diyebilirsiniz.

Bir başka yapışkan-yalama gazeteci bozuntusu ise intiharın yoksulluk boyutunu inkar ederek, “birileri bir şeyleri kaşımaya çalışıyor” ifadelerini kullandı. Bunları yazdılar, hiç utanmadan, insan olduklarını hatırlamadan, adeta inkar edercesine.

O noktada şuurunuz duruyor, tabiri caizse dumur oluyorsunuz, olanları anlamaya, bir yerlere oturtmaya çalışırken, lakin mümkün olmuyor bu. Neden, çünkü insansınız, insan olmaya çalışıyorsunuz.

Devleti yönetenlerin, bu bunalım, bu cinnet, bu yaşamdan kopuş vakaları toplumsal hale gelmeden en alt toplum katmanlarından eskiden var olan şimdi ise anılarda yaşayan ortadirek denilen halk yığınlarına kadar gelir arttırıcı düzenlemeleri bir an önce uygulamaya koymaları gerekiyor, hemde derhal.

Enflasyon rakamlarıyla oynayıp, yaşanan hayat pahalılığının en az üçte ikisini gizlemek, sadece yalan söylemek, halkı aldatmak değil aynı zamanda kul hakkı yemektir de, kelimenin tam anlamıyla. Lamı-cimi yok, böyledir, milyonların hakkını iç etmektir, hokus-pokustur, ham-hum şaraloptur.

Emekli ve memur aylıklarına Ocak ayında en çok %4-5 zam yapılacak, geçinin bununla denilecek, oysa vergi ve harçlara %23 zam yapılmış. Baştan %18 içeri girmişsin zaten o andan sonra yapılacak zamları söylemiyorum bile.

Merhum Demirel’in akıllarda kalan sözlerinden biridir; “İktidarları tencere getirir, tencere götürür”. Bu ülkede geçmişte yaşananları şöyle kısaca bir hatırlamaya çalışmak bu sözün ne kadar doğru ve halen ne kadar geçerli olduğunu ortaya koyacaktır. Tencere boş kaynayamıyor, içine bir şey giremiyor, üstelik daha da kötü şeyler oluyor, insanlar canlarından vazgeçiyor.

Allah sonumuzu hayreylesin diyorum, amman ha diyorum, topluma kulak verin diyorum, bugüne kadar görmezden geldiklerinizi artık görün diyorum. İnin o tepelerden, zirvelerden, çarşıda-pazarda halkın arasına karışın diyorum..Daha ne diyeyim be abi ?…

İlginizi Çekebilecek Yazılar

Yorum Yap

© 2015 – 2022 | Kuzeyegehaber.com