Antik dönemde birçok yazar ve düşünürün eserlerine kendinden sonrakilerin veya çağdaşlarının yazdıkları ve anlattıklarıyla ulaşıyoruz. Bu önemli, kimse kimsenin düşüncesini çalmamış. Gerçekliğine saygı göstermiş.
Hermagoras MÖ. 2.yy.da yaşamış, Kuzey Ege’lidir. Menemen- Görece Köy (Temnos) da doğmuştur.
Retorik; ( Güzel ve ikna edici konuşma sanatıdır ). Hermagoras, gerçek soruşturmada ve mahkeme tartışmasında ana sorunun ne olduğunu tespit etmeye yarayan sistematik bir yöntem geliştirmiştir.
Rodos, hitabet okulunda ve Roma’da öğretmenlik yapmıştır. Çiçero ve Quintilianus gibi ünlü Roma’lı ustaları ve hukuk sistemini derinden etkilemiştir.
Başta da söylediğim gibi, Hermagoras’ın günümüze doğrudan ulaşmış eksizsiz bir kitabı olmasa da kuramları, onu eleştiren veya geliştiren Roma’lı ustaların eserleri sayesinde detaylarıyla bilinmektedir.
Hermagoras’ın geliştirdiği sistem,
“ikna ilkelerine” dayalı retoriği, Roma Hukuku ve mahkeme hitabeti için, ” sistematik ve analitik bir dava metodolojisine” dönüştürmesindedir.
Tartışılan veya mahkemeye taşınan konuları 2 ana bölüme ayırır:
• Genel soru / genel tartışma:
Kişilere, yerlere veya zamanlara bağlı olmayan soyut, genel ve felsefi sorulardır.
Örnek: ” – Evlilik insanı mutlu eder mi veya yasa dışı emre uymak suç mudur ?”
• Özel soru / dava konusu:
Belirli kişileri, olayları, zamanı ve mekanı içeren somut durumlardır. Hermagoras retoriğin asıl merkezine bunu koyar.
Örnek: ” X kişisi, komutanın emriyle Y kişisini öldürdüğü için suçlu mudur ?”
• Dava / sorun kuramı: Hermagoras’ın tarihe geçen en büyük kuramıdır. Bu kuram, bir davada tarafların ( iddia makamı ve savunma) asıl çatışma noktasını nerede kuracağını belirlemeyi sağlar. Bu süreç 4 ana konum üzerinden modellenir:
a)- Olgu var mı, yok mu ? Tartışma eylemin gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinedir. Kanıtlara, tanıklara ve ipuçlarına dayanır.
İddia: – Cinayeti sen işledin !
Savunma: – Ben orada bile değildim, öldürmedim.
b) – Tanım/ yapılan eylem nedir?
Eylemin gerçekleştiği kabul edilir. Eylemin adı, hukuki tanımı tartışılır.
İddia: -Tapınaktan altın kaptı, tapınak soyguncududur.
Savunma: -Altın tapınaktaydı. Altın devlete aitti. Yapılan şey basit bir hırsızlıktır. Tapınak soygunu değildir.
c)- Nitelik / eylemin özü, iç yüzü nedir?
Eylemin gerçekleştiği ve tanımı kabul edilir. Eylemin haklılığı, gerekçesi veya ahlaki boyutu tartışılır.
Bu bölüm de 2 ye ayrılır:
I- Mantıksal gerekçelendirme:
* Meşru müdafa: – Öldürdüm ancak önce o bana saldırdı, kendimi korudum.
** Zorunluluk: – Bu suçu işledim. Ancak daha büyük bir felaketi önlemek için yaptım.
*** Sorumluluğu aktarma:
–
Eylemi yaptım ancak emir üstümden geldi, suçum kışkırtılmam sonucudur.
II – Bağışlanma isteği:
– Suçluyum, ancak iradem dışı ( kaza, cehaletim, engellenemez durumum) olayları geliştirdi.
III-Zihinsel süreç ve yapılandırma:
Konuşmacının ( özellikle bir avukatın) davaya hazırlanırken geçmesi gereken zihinsel aşamaları ve konuşmanın parçalarını da sistemleştirmiştir.
* Buluş: Davada kullanılacak argümanların, olgunun fotografı.
** Düzenleme: Argümanların stratejik olarak sıraya konması.
*** Anlatım: Düşüncelerin ikna edici kelimelerle süslenmesi.
Hermagoras’ın geliştirdiği sistem, karmaşık mahkeme süreçlerini ” bir karar ağacı” gibi basitleştirmiştir. Konuşmacı veya avukat davasını hazırlarken, sırasıyla:
Olay var mı ?
Olay varsa, tanımı ne ?
Tanımı doğruysa gerekçesi ne ?
Mahkeme yetkili mi ?
Sorularını sorarak savunma stratejisini oluşturabilir. Diğer okuyucular, yaşadıkları olayları bu sorularla değerlendirebilirler,
Yıllarca kompozisyonu giriş- gelişme-sonuç olarak görenlere…


