Aliağa-Myrina, tarihi boyunca irili- ufaklı pek çok deprem atlatmıştır. Ancak, MS. 17 yılındaki felaket kent tarihinin en önemli noktalarından biridir.
** İmparator Tiberius’un yardımları sayesinde Aliağa-Myrina hızlı bir imar sürecine girmiş ve yeniden inşa edilmiştir. Aliağa-Myrina’lılar minnet göstergesi olarak İmparatoru onurlandırmış ve Aliağa-Myrina, zaman zaman ” Sebastopolis” (İmparator’un şehri) olarak anılmıştır.
*** Aliağa- Myrina MS. 105 yılında
(İmparator Trajanus dönemi) başka bir yıkıcı deprem daha geçirmiştir. Bu depremden sonra da şehir onarılmış, Roma İmparatorluğu dönemi boyunca ticaret ve kültür merkezi olma özelliğini korumuştur.
*** MS.400-600 yılları arasında Aliağa-Myrina, erken Hristiyanlık döneminde bir psikoposluk merkezi olarak varlığını sürdürdü.
Aliağa-Myrina’da yaşam ani bir yıkımla değil, coğrafi değişimler ve siyasi çalkantıların getirdiği dereceli terk edilme süreciyle sonlandı.
Nedenler:
• Ana neden, kentin en önemli ekonomik kaynağı doğal limanıydı. Kentin yanından geçen Güzelhisar Çayı (Titnaos) nın taşıdığı yoğun alüvyonlar zamanla limanı doldurdu. Denize erişimini kaybeden kent, liman ve ticaret değerliliğini yitirdi.
••MS.700-900’lü yıllarda Ege Kıyılarında başlayan Arap Korsan akınları ve güvensizlik ortamı, sur dışındaki ve kıyılardaki yerleşimlerin güvenliklerini tehlikeye soktu. Kırsal alanda yaşayan halk, daha güvenli ve korunaklı iç bölgelere ve yüksek tepelere çekilmeye başladı.
••• Psikoposluk kayıtlarında, Aliağa-Myrina piskoposlarının isimleri MS. 431-451-553 ve en son 787 tarihlerinde aktif olarak geçiyor.
Son olarak:
•••• Aliağa- Myrina’dan ayrılış, kitlesel bir sürgün ve felaket göçü değildir. Limanın dolmasıyla yaşanan ekonomik daralma ve Bizans yönetiminin merkezileşmesi sonucunda nitelikli beyin göçü ve kırsallaşmanın yaygınlaşması sürecidir.
İstanbul’a; bürokrasi-hukuk-edebiyat göçü.
Smyrina (İzmir) ve Efes; zanaatkar ve tüccar sınıfı.
Kırsal nüfus; Bergama kırsal alanları ve savunulması kolay tarımsal alanlara, Kalabak-Yukarışakran-İsmailli-Koru Köy ve Yuntdağ içlerine..
Agathias Scholastikos
Agathias, MS. (530-582) Şair, tarihçi ve avukattır. Doğduğu kent olan Aliağa-Myrina’ya, çocukluk anılarına ve Myrina özlemine dair yazdığı samimi örnekler:
Kitap, “anthologia palatina IX. sayfa 658”
” Sabahın erken saatlerinden itibaren mahkeme koridorlarında davanın biri bitmeden diğeri başlar. Müvekkillerin bitmeyen şikayetleri, yasaların soğuk metinleri ve kentin boğucu gürültüsü…
Zihnim sürekli gergin bir yay gibi. Oysa doğduğum toprakların kıyısında, dalgaların sesini dinleyerek kır şiirleri yazmak varken, burada başkalarının kavgalarına sözcük taşımak ne büyük bir mahkumiyettir.”
İstanbul-Boğaziçinden, Aliağa-Myrina’ya bakış: (aynı kitap IX.s:642)
” Boğazın serin rüzgarı yüzüme vururken, gözlerim doğudaki dağlara takılır. Ruhum çoktan İstanbul’un surlarını aşmış, doğduğum kentin yeşil tepelerine, Aliağa- Myrina’nın asma bağlarına varmıştır. Çocukken altında koştuğum ağaçların gölgesi bana buradaki muazzam sarayların sütunlarından çok daha sıcak gelir.”
Historiai (tarihler), adlı eserinin girişinde kimliğini tanıtırken;
” Aliağa-Myrina’lı, Memno’nun oğlu Agathias” olarak tanıtır.
İskenderiye ve Beyrut’taki öğrencilik yıllarında, Aliağa Myrina’dan haber getiren her konuğu büyük bir çoşkuyla karşıladığını anlatır.
” Memleketimin toprağına basan bir ayak, Aliağa-Myrina’nın havasını solumuş bir dost kapımı çaldığında, bana dünyalık tüm ünvanlardan daha değerli bir hediye getirmiş demektir. Onun ağzından çıkan her haber, bana kaybettiğim çocukluğumu geri verir.”
Kuzey Ege, böyle sevilesi bölgedir. Onun için sık sık söylüyorum.
Aliağa-Myrina, arkeologlara değil, Kuzey Ege’lilere mirastır…



