KUZEYEGEHABER-İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu, Sözcü TV’de katıldığı programda gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.
Terörsüz Türkiye süreci ile ilgili açıklamalarda bulunan Dervişoğlu, “Bu süreç nasıl başlatıldı? Bu sürecin komisyon aşamasına gelinceye kadar olan takviminde neler yaşandı? Komisyon kurulduktan sonra neler oldu? Bir terör örgütü liderinin devletle eşitlenmesine katkı sağlayabilecek hangi yanlış adımlar atıldı? Bunların tamamını kamuoyuna açık şekilde ifade ediyorum.
O komisyona katılmamamızın gerekçesini de defalarca kamuoyuyla paylaştım. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulmuş bir komisyonla bütün siyasi partileri eşitlemek ve terör örgütünün emellerine hizmet edebilmek amacıyla bazı siyasi manevraların döndüğünü biliyorum.
“ATILAN ADIMLAR TÜRKİYE’NİN BAŞINA BELA OLACAK”
Bu komisyon kurulmadan önce bir süreç başlatıldı. “Hangi mesafeyi aldık?” sorusuna toplum olarak cevap aramamız lazım. Ben en başında söyledim: Atılan bu adımlar, Türkiye’nin tartışılmazlarını tartışma masasına yatıracak ve uzun vadede Türkiye’nin başına bela olacak” sözlerini sarf etti.
“Milli varlığımız tartışılacak, milli kimliğimiz tartışılacak, üniter yapı tartışılacak” diyen Dervişoğlu, “Bir eşkıya başının devletle eşitlenmesine bağlı olarak, toplumun bir kesiminin temsilcisi gibi anılmasına vesile olacak türden kaygılarımı hep paylaştım” dedi.
‘PKK SURİYE’DE VARLIĞINI SÜRDÜRÜYOR’
“Suriye’deki gelişmelere bakarak elde edilmiş büyük bir zafer varmış gibi davranmak yerinde değil” diyen Dervişoğlu, “İsrail’in beklentileri ayrı, ABD’nin farklılaştığı alanlar var. İsrail bölünmüş yapılarla kontrolü amaçlarken, ABD tekçi ama kontrol edilebilir devlet anlayışını benimsiyor.
Türkiye bu tabloya kendi güvenliği penceresinden bakmak zorunda. Fırat’ın doğusunda SDG unsurları uzun vadede tehdit oluşturacak şekilde konuşlanıyorsa, burada bir zaferden söz edilemez. PKK yalnızca Türkiye’deki yapıdan ibaret değil. Bir çatı örgütü var: KCK. Irak’ta, Suriye’de, Türkiye’de farklı adlarla varlığını sürdürüyor. Bunların tamamı silah bırakmadığı sürece güvenlik problemimiz ortadan kalkmış sayılmaz” ifadelerini kullandı.
Terörist Öcalan’ın Bahçeli’ye verdiği kilim hakkında da konuşan Dervişoğlu, (Öcalan’ın Bahçeli’ye “Barış ve Demokrasi Kilimi” hediyesi) “O ismi Sayın Bahçeli verdi kilime. Sayın Bahçeli, süreçlere, kilimlere, hatıralara isim vermekte mahirdir. Dolayısıyla kilimi gönderenin, o kilimi ne amaçla gönderdiğinin doğru anlaşılması lazım. O değerlendirmeyi yapmak gerekiyor. Kilim getirilmiş, ancak neredeyse bir ay sonra o kilimin geldiğine dair fotoğraflar paylaşıldı. Demek ki bir zamanlama gerekiyordu ve o zamanlama da oyunun kurgulayıcıları tarafından uygulandı. Ben meseleye böyle bakıyorum” sözlerini sarf etti.
İmralı raporu hakkında da konuşan Dervişoğlu, “Şimdi bahsettiğiniz, önce 4 sayfa olarak açıklanan İmralı raporu, bugün ne oldu da 16 sayfaya çıktı? Ayrıca bunun 60 sayfanın üzerinde olduğu söyleniyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi dışında birtakım birimlerce komisyon tutanaklarının redakte edildiği ifade ediliyor.Ben bunu birçok konuşmamda Sayın Meclis Başkanı’na da söyledim: Bir komisyon gönderiyorsunuz ama o komisyonun tutanaklarını tutmaya bile muktedir değilsiniz. Alt komisyon niteliğindeki, partilerden seçilmiş üyeler İmralı’ya gitti; tutanağı başkası tuttu, redaksiyonunu başkası yaptı. Önce 4 sayfa yayımlandı, sonra 12 sayfa daha yayımlandı.”Ne işliyor?” sorusuna Türk siyasetinin ya da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin cevap bulması lazım” dedi…
Kaynak: Yeniçağ

