Ana sayfa » Güncel » Bir Kentin Hafızası Üzerine…

Bir Kentin Hafızası Üzerine…

Yazar Erdinç Şahin
0 Yorum

Ben Hakkı Ülkü.

Aliağa’ya 35 yaşında geldim.
43 yaşımdan 56 yaşıma kadar Aliağa Belediye Başkanlığı yaptım.
56 yaşımdan 61 yaşıma kadar da milletvekilliği görevini
üstlendim.

Birçok insan için bu yaş aralığı hayatın en üretken, en güçlü yıllarıdır.
Ben de o yıllarımı Aliağa’ya verdim.
Abartı değil; gerçekten verdim. Bu görevleri yaparken hiçbir zaman “sonrasını düşünmedim.
Ne makam hesabı yaptım, ne maddi beklenti içine girdim.
Zaman zaman maaşım yetmediğinde çocuklarımdan, kardeşlerimden destek aldığım bile oldu.
Bunu bir yakınma olarak değil, bu işlerin nasıl bir bedelle yapıldığını anlatmak için söylüyorum.

Milletvekilliği görevim bittikten sonra artık aktif çalışma hayatına yeniden girecek yaşlarım geride kalmıştı.
Yaklaşık 15 yıldır Karşıyaka’da yaşıyorum.

İzmir’e taşınmamın temel nedeni ailemin ve çocuklarımın duyduğu kaygıydı.
Ufak tefek sağlık sorunları yaşamaya başlamıştım.
“En iyi hastanelere, en kısa sürede ulaşabileceğimiz bir yerde olalım” istediler.
Haklıydılar.

Bugün Karşıyaka–Çiğli sınırında, eski Kent Hastanesi (şimdiki Acıbadem), Can Hastanesi, Ekol, Medical Point gibi önemli sağlık kuruluşlarına birkaç dakika mesafede yaşıyorum.
Zaman içinde yaşadığım rahatsızlıklarda bu yakınlığın ne kadar hayati olduğunu da bizzat gördüm.
Bazen insan çocuklarının endişesini geç anlıyor ama anladığında da susuyor.

“Hakkıyla Geçen Yıllar” adlı kitabımda Aliağa’ya dair birçok anı, çalışma ve yaşanmışlık var. Bugün 80 yaşımı doldurmaya yaklaşırken, o dönemlere tanıklık eden çok sayıda insan hâlâ hayatta. Bugün 35 yaş üzerindeki hemen herkes Aliağa’nın o dönemini bilir.
Siyasi görüşleri farklı olanlar dahi, karşılaştığımızda sessizce ya da açıkça teşekkür eder.
Bu benim için yeterlidir.

Aliağa, Türkiye’nin en bilinen, en aktif ilçelerinden biri hâline gelmesi tesadüf değildi.
Termik santralin çevreye ve insana vereceği zarar daha kimsenin dilinde yokken, biz bunu öngördük.
Çevre belediyeleri örgütledik.
Aliağa’dan Konak’a kadar uzanan bir insan zinciri oluşturduk.
O gün geri adım attırılan bir proje, bugün hâlâ gururla hatırlanan bir mücadeledir.

Emek Şenlikleri, sanayi kenti kimliğine sıkışmış bir ilçeye nefes aldırdı.
Aliağa sadece bacalarla değil, insanıyla, emeğiyle, kültürüyle anılmaya başladı.

Yaptıklarımı listelemeye kalksam, sayfalara sığmaz, bu yazı köşe yazısı olmaktan çıkar. Bugün gelmek istediğim nokta şu:
İnsan kendi yaptıklarını sürekli anlatırsa, buna megalomani derler.
Haklıdırlar.
Ama bir kentin hafızası yok sayılıyorsa, yapılanlar unutuluyorsa,
o zaman susmak da doğru değildir.

Ben bir beklentiyi dile getirmiyorum.
Bir talepte bulunmuyorum.
Sadece bir ilkeyi hatırlatıyorum.

Bugün Aliağa’yı kim yönetiyor olursa olsun,
hangi siyasi görüşten gelirse gelsin,
bir kente bu kadar hizmet etmiş insanların isimlerini yaşatmak
o kentin kendisine duyduğu saygının göstergesidir.

Bir parkta, bir kültür merkezinde, bir eserde…
Ya da sadece bir köşede, bir tabelada.

Bu bir kişiye yapılan iyilik değildir.
Bu, kentin kendi geçmişine sahip çıkmasıdır.

Kentler betonla değil, hafızayla büyür.
Hafızasını kaybeden şehirler, yönünü de kaybeder.

Benim söylemek istediğim sadece budur…

Sevgi ve saygılarımla

İlginizi Çekebilecek Yazılar

Yorum Bırakın

Captcha Plus loading...

* Bu formu kullanarak, verilerinizin bu web sitesi tarafından saklanmasını ve işlenmesini kabul etmiş olursunuz.

© 2015 – 2025 | Kuzeyegehaber.com