<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>#tmoob | Kuzey Ege Haber</title>
	<atom:link href="https://www.kuzeyegehaber.com/tag/tmoob/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kuzeyegehaber.com/tag/tmoob/</link>
	<description>GERÇEK HABERİN DOĞRU ADRESİ</description>
	<lastBuildDate>Fri, 14 Aug 2020 18:03:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.3</generator>

<image>
	<url>https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2019/11/cropped-LOGO-4-32x32.jpg</url>
	<title>#tmoob | Kuzey Ege Haber</title>
	<link>https://www.kuzeyegehaber.com/tag/tmoob/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>YENİ 17 AĞUSTOSLAR KAPIDA…</title>
		<link>https://www.kuzeyegehaber.com/2020/08/14/yeni-17-agustoslar-kapida/</link>
					<comments>https://www.kuzeyegehaber.com/2020/08/14/yeni-17-agustoslar-kapida/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdinç Şahin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Aug 2020 18:03:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[#17ağustosdepremi]]></category>
		<category><![CDATA[#depremşurası]]></category>
		<category><![CDATA[#habitatiki]]></category>
		<category><![CDATA[#jeolojimühendisleriodası]]></category>
		<category><![CDATA[#tmoob]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kuzeyegehaber.com/?p=24255</guid>

					<description><![CDATA[<p>KUZEYEGEHABER-TMMOB Jeoloji Mühendileri Odası Yönetim Kurulu 17 Ağustos 1999 Marmara Depreminin yıldönümü nedeniyle düzenlenen konferansa yönelik bir basın bildirisi yayımladı. Oda&#8217;nın, &#8220;Yeni 17 Ağustoslar Kapıda&#8221; uyarısıyla yayımladığı bildiri şöyle; &#8220;17 Ağustos Depreminden 167 hafta (1171 gün) önce 3 Haziran 1996’da İstanbul’da toplanan&#160;“B.M. İnsan Yerleşimleri Konferansı (Habitat II)”nda ele alınan konulardan biri afet önleme, etkilerini hafifletme, [&#8230;]</p>
<p>Bu post <a href="https://www.kuzeyegehaber.com/2020/08/14/yeni-17-agustoslar-kapida/">YENİ 17 AĞUSTOSLAR KAPIDA…</a> Aşağıdaki Sitede Yayınlanmıştır. <a href="https://www.kuzeyegehaber.com">Kuzey Ege Haber</a>. Yazının Kaynağı Bu Sitedir.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">KUZEYEGEHABER-TMMOB Jeoloji Mühendileri Odası Yönetim Kurulu 17 Ağustos 1999 Marmara Depreminin yıldönümü nedeniyle düzenlenen konferansa yönelik bir basın bildirisi yayımladı. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Oda&#8217;nın, &#8220;Yeni 17 Ağustoslar Kapıda&#8221; uyarısıyla yayımladığı bildiri şöyle;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8220;17 Ağustos Depreminden 167 hafta (1171 gün) önce 3 Haziran 1996’da İstanbul’da toplanan&nbsp;“B.M. İnsan Yerleşimleri Konferansı (Habitat II)”nda ele alınan konulardan biri afet önleme, etkilerini hafifletme, hazırlıklı olma ve afet sonrası rehabilitasyon kabiliyetinin geliştirilmesi olmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Konferansta, altında ülkemizin de imzası olan, insan yerleşimlerini gelecekteki afetlere karşı korumaya yönelik onlarca karar alındı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">17 Ağustos Depreminden 267 hafta (1871 gün) sonra 2004 yılında ilk kez toplanan ve kamuoyuna büyük umutlarla sunulan&nbsp;Deprem Şura’sında&nbsp;yüzlerce katılımcı; 3 gün süren tartışmalarda afet yönetimini etkin kılmaya ve yeniden yapılandırmaya yönelik onlarca karar alındı, raporlar hazırlandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">17 Ağustos Depreminden 506 hafta (3542 gün) sonra 2009 yılında yüzlerce kişinin katılımı ile 3 gün süren&nbsp;Kentleşme Şura’sı&nbsp;düzenlendi. yüzlerce sayfa rapor düzenlendi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">17 Ağustos Depreminden 724 hafta (5068 gün) sonra TBMM Genel Kurulunun 01.07.2013 tarihli 127’nci Birleşiminde onaylanan&nbsp;“Onuncu Kalkınma Planı (2014-2018)”nda “Makroekonomik, sektörel ve mekânsal planlama süreçlerinde “afet risk ve zararlarının dikkate alınması; afetlere karşı toplumsal direncin ve bilinç düzeyinin artırılması; afetlere dayanıklı ve güvenli yerleşimler oluşturulmasının”&nbsp; temel amaç olduğu belirtilerek bu amaca yönelik onlarca politika ve tedbir oluşturuldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">17 Ağustos Depreminden 1039 hafta (7276 gün) sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun 18.07.2019 tarihli 105’inci Birleşiminde onaylanan&nbsp;“On Birinci Kalkınma Planı (2019-2023)”nda “Afetlere karşı toplumsal bilincin artırılması, afetlere dayanıklı ve güvenli yerleşim yerlerinin oluşturulması ve risk azaltma çalışmaları yapılarak afetlerin neden olabileceği can ve mal kaybının asgari düzeye indirilmesinin” temel amaç olduğu belirtilerek Plan içeriğinde sık sık vurgulanan “afet risk ve zarar azaltmaya” yönelik onlarca politika ve tedbir alınacağı belirtildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yukarıda ülke tarihine damgasını vuran 5 temel gelişmeyi örnekledik; gelinen noktada ne yazık ki beşi de deprem yönetiminin geliştirilmesine dair önerileriyle birlikte bürokrasinin tozlu raflarında unutuldu… Tıpkı Deprem Konseyi Raporları gibi. Tıpkı onlarca akademik araştırma gibi ya da yüzlerce bilimsel makale gibi….</p>



<p class="wp-block-paragraph">Değerli Basın Emekçileri</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün 17 Ağustos Depreminden 1.096 hafta (7672 gün) sonrasında, yani depremlerin 21 inci yıl dönümünde geriye doğru baktığımızda; sırf “Ocak 2020 ile 17 Ağustos 2020” tarihleri arasında geçen yaklaşık 8 aylık zaman dilimi içinde “Elazığ-Sivrice, Bingöl-Karlıova, Van Başkale, Manisa-Akhisar depremleri, Van-Bahçesaray çığ düşmesi, Adana, Antalya, İstanbul, Bursa, Rize ve Artvin’de meydana gelen sel baskınları nedeniyle 100’ü aşkın vatandaşımızın yaşamını yitirdiği, 25.000’e yakın konutun veya iş yerinin hasar gördüğü, 7 milyar lirayı aşkın maddi kaybın meydana geldiği bir tablo ile karşı karşıyayız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ülke insanımızın hala, “risk havuzuna” dönüşmüş yaşam alanlarında yaşamaya mahkum edildiği, toplumda afet güvenliği farkındalığı konusunda bir adım bile ileriye gidilmediği görülmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">17 Ağustos depreminde görevde olan 57 nci Hükümetten sonra göreve gelen 9 Hükümet de aynı şeyi yaptı;&nbsp;deprem gerçeğini unuttu, unutturdu.&nbsp;Hele ki siyasi iktidarların&nbsp;“İmar Barışı”, “Fay Zonları, Dere Yatakları ile Heyelanlı Alanları Yapılaşmaya Açan Uygulamaları” ve &nbsp;“Kanal İstanbul”&nbsp;adı altında deprem güvenliğini hiçe sayan uygulamalar ile&nbsp;afet bilincinin son kırıntıları da toplumsal bellekten silinmiş oldu.<br>&nbsp;<br>2023`ÜN EŞİĞİNDE DEPREMLER VE AFET GÜVENLİĞİMİZ..</p>



<p class="wp-block-paragraph">2023, ülkemiz için simgesel&nbsp;bir&nbsp;tarih&nbsp;olarak büyük bir önem taşımakta ve birçok açıdan “eşik” olarak kabul edilmektedir. Cumhuriyetin 100 üncü yılı olan 2023’ün, aynı zamanda “afet güvenliği” &nbsp;konusunda da önemli sıçramaları gerçekleştirdiğimiz bir “eşik” olmasına tanıklık etmek istiyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunu başarabilmek için, bulunduğumuz coğrafyanın jeolojik yapısı itibariyle karşı karşıya kaldığımız doğa ve insan kaynaklı afet risklerine karşı&nbsp;“afet güvenliğini önceleyen bir ekonomiyi, tedbirleri kararlılıkla uygulayan bir siyaseti ve afet farkındalığı yüksek bir toplumu”&nbsp;yaratmak ve bu yolda ilerlemek zorundayız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oysa ülkemizde afet yönetiminin son 20 yılı,&nbsp;İdare-i Maslahat etmekten başka bir anlam ifade etmeyen faaliyetlere sahne olmuştur.&nbsp;Bu dönemdeki siyasi iktidarlar&nbsp;afet&nbsp;yönetim sisteminde risk azaltma odaklı kalıcı dönüşümler ve çözümler geliştirmek yerine mevcut mevzuatın revizyonu ve tadilatı ile yetinmiş; kendini tekrar eden ama sonucu değiştirmeyen faaliyetler gerçekleştirmişlerdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Son günlerde basına yansıyan&nbsp; &nbsp;“AK Parti<code>den Türkiye</code>de olası depremlere hazırlık için TBMM’den araştırma istemi” başlıklı haberlerden, yeni bir kendini tekrarla karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir. 12/01/2010 tarihinde TBMM’nin 46. Birleşiminde benimsenen 953 sayılı TBMM Kararı ile&nbsp;“Deprem Riskinin Araştırılarak Deprem Yönetiminde Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla”&nbsp;Meclis Araştırması Komisyonu kurulmuş, yaklaşık 6 aylık çalışma sonucunda onlarca öneriyi içeren bir rapor hazırlanmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu raporun önerileri hayata geçirilmemişken bir kez daha bağlayıcılığı olmayan bir&nbsp;Meclis Araştırma Komisyonunun kurulmasının, sürece nasıl bir katkı sağlayacağı anlaşılamamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bilinmelidir ki, her yıl olduğu gibi 17 Ağustos Depreminin 21 nci yılında da, siyasi iktidarın ve ilgili bürokrasinin hamasetle şişireceği açıklamalarıyla; birbirini tekrar eden ve sonucu değiştirmeyecek adımlar atılması ile afet risklerini azaltma yolunda yürüyemeyiz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öte yandan iklim değişikliği, tüm dünyada olduğu gibi Ülkemizde de afetlerin gerek şiddetini, gerekse meydana geliş sıklıklarını ve yıkıcı gücünü artırıyor.&nbsp;Afet güvenliğimiz için zamanın iyiden iyiye daraldığı, önlemleri hayata geçirmekte sıkıştığımız hatta geciktiğimiz bir eşikteyiz.&nbsp;Sadece 2020 yılında meydana gelen ve onlarca yurttaşımızın ölümüne yol açan 24 Ocak Elazığ-Sivrice, 23 Şubat Van-İran Hoy,14.06.2020 Bingöl-Karlıova, Manisa-Saruhanlı ve Akhisar depremleri ve 04 Ağustos Malatya-Pötürge depremleri, deprem gerçekliğimizi ve bu gerçekliğin yaratabileceği yıkım ve kayıpları anlamamız için yeterlidir.<br>&nbsp;<br>Değerli Basın Emekçileri,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Afet güvenliğimiz için zamanın iyice daraldığı bu eşikte,&nbsp; TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası olarak diyoruz ki;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Afet; olayın kendisi değil sonucudur; deprem, heyelan, çığ düşmesi, taşkın vb. tehlikeler ile içerisinde yaşadığımız ekonomik, siyasal, sosyal ve kültürel ilişkilerin ve kırılganlıkların bir fonksiyonudur. Bu nedenle afet etkilerine karşı kırılganlıklarımızı azaltmayı hedefleyen, sadece teknik açıdan değil siyasal, ekonomik ve sosyal boyutları güçlendirilmiş politikalar ve planlar hayata geçirilmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu bağlamda;</p>



<p class="wp-block-paragraph">1-Üzerinden 16 yıl geçmiş olan&nbsp;Deprem Şurası’nın ikincisi, güncel bilimsel ve teknik gelişmeler ve ihtiyaçlar ışığında, her görüşten ve kesimden insanın katılımı ile ivedilikle&nbsp;toplanmalı; doğa ve insan kaynaklı afetlerin olumsuz etkilerine karşı, &nbsp;afet risk azatlımı ve yönetimi sisteminin inşası için gerekli eylemleri, iş programı ve zaman cetvelini de içeren stratejik plan oluşturulmalıdır. Bu planın izleme ve değerlendirmesi ilgili kamu kurumlarının yanı sıra meslek odalarının da yer aldığı bir grup tarafından gerçekleştirilmeli ve kamuoyuna belirli periyotlar da açıklamalar yapılmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2-Ülkemizdeki afet risk azatlımı ve yönetimi sisteminin kurulması ve işletilmesi için gerekli çalışmalar&nbsp;katılımcı ve çevreye duyarlılık temelinde sürdürülmelidir.&nbsp;Tüm yönetim düzeylerinde afet riskinin azaltılması anlayışı ve yönetimi yaygınlaştırılmalı; afet risklerine karşı toplumun her kesiminde bilinç düzeyinin yükseltilmesi hedeflenmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">3-Ülkelerin afet yönetim sistemlerinde, süreci en çok etkileyen unsur siyasi iktidarların tavrı ve kararlarıdır.&nbsp; Bu konulardaki siyasi kararsızlıklar, afet güvenliği kültürüne kayıtsızlık ve süreçte geriye gidiş&nbsp;anlamına&nbsp;gelecek; afetlerin önlenebilir bir durum olduğuna dair algının topluma yerleşmesinin önünde engel olacaktır.&nbsp;Bu nedenle biryandan “İmar Barışı”, “Fay Zonları, Dere Yatakları ile Heyelanları Alanları Yapılaşmaya Açan Uygulamalar” ve&nbsp; “Kanal İstanbul” gibi süreci bölen ve aksatan politikalardan vazgeçilmeli, bir yandan da afet risk azatlımı ve yönetimi sisteminin gerektirdiği yapısal düzenlemeler&nbsp;bir devlet politikası kararlılığında hayata geçirilmeli; sürekli ve sistematik olmalı ve toplumsal farkındalığı artırmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">4-Kendisi bir yardım yasası olarak, afetlere müdahale hizmetlerini yönetmek amacıyla yaklaşık 64 yıl önce, &nbsp;o günün kentleşme, idari yapılanma, teknoloji ve yaşam koşullarına göre hazırlanmış olan 7269&nbsp;sayılı&nbsp; “Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun”un günümüz koşullarındaki afet yönetim sisteminin ihtiyaçlarına yanıt vermesi mümkün değildir.&nbsp;Bu yasanın tadilatı yerine risk azaltma odaklı bütünleşik bir afet yönetiminin ana hatlarını içerecek şekilde düzenlenecek bir çatı yasa altında afet mevzuatı yeniden yapılandırılmalı; diğer ülkelerde de örneğine rastlanan, deprem özelindeki çalışmalara referans olacak bir&nbsp;“FAY YASASI”&nbsp;kazandırılmalı; planlama ve yapılaşma açısından&nbsp;“Diri Fay Haritası Kullanımına”&nbsp;ve&nbsp;“Yüzey Faylanması Tehlikesinin Değerlendirilmesine”&nbsp;ilişkin alt mevzuatı oluşturulmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">5-Afet mevzuatı yeniden yapılandırılırken&nbsp;İmar ve Yapı Üretim ve Denetim Kanunu” yeniden yapılandırılmalı;&nbsp;bu süreçte imar, yapı üretim ve denetim ile afet mevzuatı arasındaki kopukluk giderilerek her iki mevzuat risk azaltma odaklı afet yönetim sistemi içerisinde birbirine entegre olarak çalışır hale getirilmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">6-Mevcut afet yönetim yapısı içinde, &nbsp;afet yönetiminin her aşamasındaki (risk ve zarar azaltma, hazırlık, müdahale ve iyileştirme) görev, yetki ve sorumluluklar arasında akılcı dengeler, rol ve görev dağılımları oluşturulamamış; etkili ve verimli bir yönetim yapısı geliştirilememiştir. Bu nedenle risk azaltma odaklı afet yönetim sisteminin kurumsal yapılanması yeniden düzenlenmeli; halen bir bakanlığa bağlı başkanlık konumunda faaliyetlerini sürdüren&nbsp;Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığının “eşgüdüm merkezi” olması, Deprem Araştırma Daire Başkanlığının tüm gelişmiş ülkelerde olduğu gibi MTA genel Müdürlüğüne bağlanması sağlanmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">7-Deprem, taşkın, çığ düşmesi, heyelan vb. her afet durumunda ortaya çıkan tablo aynıdır; afeti yaratan koşulların bir parçası olan “kalitesiz yapı stoğu” olduğu gerçeğidir.&nbsp;6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’a dayalı kentsel dönüşüm projeleri, ülkenin 18 kenti, 80’ni aşkın ilçesi, 502’i aşkın köyünün doğrudan fay hattı ve zonları üstüne oturduğu gerçeğinden hareketle ülkenin afet/deprem öncelikleri dikkate alınarak hayata geçirilmesi sağlanmalı; ekonomik teşvikler dahil yapı stokunun afetlere karşı dayanıklılığını sağlamak üzere güçlendirilmesi ve yenilenmesi için tedbirler geliştirilmeli ve afetlere dayanıklı yapı stoğu oluşturulmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">8-Ülkemizde sadece deprem için değil heyelan, çığ düşmesi, su baskını vb. olaylara yönelik&nbsp;tehlike ve risk haritası üretimi&nbsp;hızlandırılmalı; bu haritaların üretimi konusunda ilgili kurumlar ve üniversiteler teşvik edilmeli, ülke insanının kullanımına ücretsiz sunulmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">9-Ülkemizde&nbsp;sayıları 500’ün üzerinde olduğu tahmin edilen ve deprem üreten fay hatları ve zonlarına ilişkin özel jeolojik araştırmalar ve projeler teşvik edilmeli, bu konuda yetişmiş insan kaynağı geliştirilmesi çalışmalarına ağırlık verilmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">10-Çevre ve Şehircilik Bakanlığının yaptığı yanlış düzenleme ve uygulamalar sonucunda;&nbsp;vatandaştan ücretini peşin alan ancak karşılığında başta zemin ve temel etütleri olmak üzere “etüt ve projelerin” izleme, kontrol ve denetim faaliyetini yerine getirmeyen “yapı denetim sistemi” uygulamalarından vaz geçilmeli, etüt ve projelerin hazırlanması ile yapı üretim süreçlerinin tamamının fenni mesul yapı denetim firmaları tarafından yapıldığı bir sistem kurulmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">11-Belediyeler tarafından gelir kaynağı haline dönüştürülen&nbsp;yapı ruhsat harçları, amacına uygun olarak sağlıklı ve afet/depremlere karşı dirençli yapıların yapılmasını sağlayacak, etüt ve projelerin yerinde denetimini etkin şekilde yerine getirecek personel ve kurumsal altyapının geliştirilmesi amacıyla kullanılmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">12-Beton lobisinin topluma dayattığı sağlıksız ve güvensiz bir çevrede yaşam sistemine karşı, sağlıklı ve güvenli bir çevrede yaşam hakkı ve barınma sorunu; temel bir insan hakkı olduğu gerçeği çerçevesinde yeniden ele alınmalıdır. &nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonuç olarak, deprem/afetler karşısında risk havuzu haline gelen yaşam alanlarımızın, afetlere karşı korunması, ülkemiz insanının can ve mal güvenliğinin sağlanması için gerekli çalışmalara acilen başlanılması gerektiğini belirtiyor ve hayata geçirmelerini bekliyoruz..&#8221;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Saygılarımızla,</p>



<p class="wp-block-paragraph">TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yönetim Kurulu</p>
<p>Bu post <a href="https://www.kuzeyegehaber.com/2020/08/14/yeni-17-agustoslar-kapida/">YENİ 17 AĞUSTOSLAR KAPIDA…</a> Aşağıdaki Sitede Yayınlanmıştır. <a href="https://www.kuzeyegehaber.com">Kuzey Ege Haber</a>. Yazının Kaynağı Bu Sitedir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kuzeyegehaber.com/2020/08/14/yeni-17-agustoslar-kapida/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>JEOLOJİ MÜHENDİSLERİ ODASI; &#8220;KANAL’I BIRAK, DEPREMLERE BAK!&#8221;</title>
		<link>https://www.kuzeyegehaber.com/2020/01/25/kanali-birak-depremlere-bak/</link>
					<comments>https://www.kuzeyegehaber.com/2020/01/25/kanali-birak-depremlere-bak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdinç Şahin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Jan 2020 15:31:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[#depremler]]></category>
		<category><![CDATA[#dirifayharitası]]></category>
		<category><![CDATA[#elazığ]]></category>
		<category><![CDATA[#jeolojimühendisleriodası]]></category>
		<category><![CDATA[#kanalistanbul]]></category>
		<category><![CDATA[#malatya]]></category>
		<category><![CDATA[#tmoob]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kuzeyegehaber.com/?p=14050</guid>

					<description><![CDATA[<p>KUZEYEGEHABER-TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası, Elazığ ve Malatya&#8217;da meydana depremlerle ilgili ders mahiyetinde uyarılarda bulundu. Türkiye&#8217;nin bir deprem ülkesi olduğu, yeni depremlerin gerçekleşmesinin kaçınılmaz olacağını uyarısında bulunulan Oda bildirisi şöyle; &#8220;İçişleri Bakanlığı AFAD Başkanlığının verilerine göre 24.01.2020 tarihinde saat 20.55 sularında Merkez üssü Elâzığ İli Sivrice İlçesi güneybatısında olan olan Mw: 6.8 büyüklüğünde, yaklaşık 8.06 km. [&#8230;]</p>
<p>Bu post <a href="https://www.kuzeyegehaber.com/2020/01/25/kanali-birak-depremlere-bak/">JEOLOJİ MÜHENDİSLERİ ODASI; &#8220;KANAL’I BIRAK, DEPREMLERE BAK!&#8221;</a> Aşağıdaki Sitede Yayınlanmıştır. <a href="https://www.kuzeyegehaber.com">Kuzey Ege Haber</a>. Yazının Kaynağı Bu Sitedir.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">KUZEYEGEHABER-TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası, Elazığ ve Malatya&#8217;da meydana depremlerle ilgili ders mahiyetinde uyarılarda bulundu. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye&#8217;nin bir deprem ülkesi olduğu, yeni depremlerin gerçekleşmesinin kaçınılmaz olacağını uyarısında bulunulan Oda bildirisi şöyle;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8220;İçişleri Bakanlığı AFAD Başkanlığının verilerine göre 24.01.2020 tarihinde saat 20.55 sularında Merkez üssü Elâzığ İli Sivrice İlçesi güneybatısında olan olan Mw: 6.8 büyüklüğünde, yaklaşık 8.06 km. derinliğinde, ilk resmî açıklamalara göre 20 vatandaşımızın yaşamını yitirdiği, 1015 kişinin yaralandığı, 30’u aşkın vatandaşımızın enkaz altında olduğu ciddi can ve mal kayıplarına neden olan bir depremi daha yaşadık.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öncelikle başta Elâzığ ve Malatya olmak üzere tüm halkımıza baş sağlığı ve geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Depremin meydana geldiği Doğu Anadolu Fay Zonu (DAFZ), Bingöl-Karlıova‘dan başlayan ve 580 km boyunca Antakya‘ya doğru uzanan 4-25 km genişlikteki aktif bir deformasyon kuşağıdır. En az iki milyon yıldan bu yana hareket ettiği bilinen sol yanal atımlı fayın bugüne kadar toplam 15 km’lik yanal öteleme yapmış olduğu, yani fayın yıllık kayma hızının 7.9 mm/yıl olduğu tespit edilmiştir. DAFZ’nun her biri ayrı bir depremde kırılması beklenen belirgin bölümleri (segment) bulunmaktadır. Bunlar</p>



<p class="wp-block-paragraph">1-Karlıova-Bingöl fayı; 65 km</p>



<p class="wp-block-paragraph">2-Palu-Hazar fayı; 50 km</p>



<p class="wp-block-paragraph">3-Hazar-Sincik fayı; 85 km</p>



<p class="wp-block-paragraph">4-Çelikhan-Gölbaşı fayı; 50 km</p>



<p class="wp-block-paragraph">5-Gölbaşı-Türkoğlu fayı; 90 km</p>



<p class="wp-block-paragraph">6-Türkoğlu-Antakya fayı; 145 km segmentleridir..</p>



<p class="wp-block-paragraph">DAFZ üzerindeki büyük yerleşim birimleri Hatay, Osmaniye, Kahramanmaraş, Adıyaman, Malatya, Elâzığ, Bingöl, Muş ve Tunceli’dir.  </p>



<p class="wp-block-paragraph">TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası olarak, bugüne kadar sayısız açıklamalarımızla Doğu Anadolu Fay Zonunda meydana gelecek depremlere dikkat çekmeye özel bir çaba harcadık, bu amaçla “DAF Sempozyumları” gerçekleştirdik. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Doğu Anadolu Fay Zonu (DAFZ) boyunca bu fay segmentlerinde büyüklüğü 6.7 ile 7.5 arasında değişen birçok deprem geliştiğini ve ağır hasarlara neden olduğunu, tarihsel deprem kayıtlarına göre DAF‘ın farklı bölümleri üzerinde 150 yıldır büyük yıkıcı depremlerin gelişmediğini ve bu fay zonunun yıkıcı depremlere gebe olduğunu ifade ettik.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bütün dikkatler olası bir İstanbul depremine odaklanmışken, etkili olduğu bölgede önemli illerimiz ve barajlarımız bulunan, uzun süredir sessizliğini koruyarak enerji biriktiren ve geçmişte çok sayıda yıkıcı depreme kaynaklık etmiş, yakın gelecekte de yıkıcı depremlere kaynaklık etmesi kaçınılmaz olan Doğu Anadolu Fay Zonu’nun gözlerden uzak tutulmaması gerektiğini belirttik, Sivrice ile Palu arasında uzanan segmentin en etkili ve yıkıcı nitelikte deprem üretme özelliğine sahip olduğunu özellikle vurguladık.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Odamız tarafından Türkiye Diri Fay Haritası baz alınarak yapılan incelemede, “Aksaray, Bolu, Sakarya, Yalova, Bursa, Balıkesir, Manisa, İzmir, Aydın, Denizli, Erzurum, Kahramanmaraş, Hatay, Hakkari, Muğla, Eskişehir, Kütahya, Bingöl” gibi 18 ilimizin merkez yerleşim birimleri ile yine içinde son depremi yaşadığımız 80’ini aşkın ilçe merkezinin ve ilk belirlemelere göre 502 köyümüzün deprem üretme potansiyeli yüksek aktif fayların geçtiği hatlar üzerine doğrudan oturduğu vurgulanarak, fay hatları üzerindeki alanların yapılaşmaya kapatılarak,  bu yerleşimlerde öncelikli olmak üzere kentsel dönüşümün uygulamalarının başlaması gerektiğini belirttik.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tüm uyarılarımızın ve önerilerimizin dikkate alınmadığını son yaşanan depremin ortaya çıkardığı olumsuz bu tablo ile maalesef bir kez daha gördük. Haklı olmayı değil bu acıları yaşamamayı tercih ederdik. Ancak, doğa kaynaklı olayların afete dönüşmesinde tıpkı eğitim sisteminde yaşanan olumsuzluklarda olduğu gibi yanlış ve yanlı uygulamaların ve siyasi bir irade eksikliğinin acı sonuçlarını yaşamaya devam ediyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Depremde ortaya çıkan bu olumsuz tablo afet zararlarının doğrudan belirleyicisi olan, düşük standartlarda, sağlıksız ve yasa dışı bir yapılaşma, ranta dayalı hızlı ve düşük nitelikli kentleşme, bilimsel normlara dayalı olmayan arazi kullanım ve yer seçimi kararları, etüt, proje ve yapı üretim süreçlerindeki denetimsizlik ve özellikle tüm bu olumsuzlukları giderecek yasal düzenleme ve idari yapılanmaya ilişkin bütünlüklü bir çalışma olmayışının sonucunda ortaya çıkmıştır.  </p>



<p class="wp-block-paragraph">Başta deprem olmak üzere doğa olaylarının afete dönüşmemesi için yapılması gerekenlerin en başında afet zararlarını azaltıcı ve önleyici yasal düzenlemelerin bilimsel, teknik normlara ve uluslararası standartlara uygun olarak yapılması gelmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bütün bu gerçeklerin bilinmesine karşın, 1948 den bu yana yapılan 22 imar affı yetmezmiş gibi geçtiğimiz yıllarda çıkarılan depreme dayanıksız yapılara meşruiyet veren imar affı düzenlemesi, depreme karşı güvenli yapılaşma sağlama yerine ranta dönük kentsel dönüşüm uygulamaları, Deprem Yönetmeliği, İmar ve Yapı Denetim Kanunu’nda yapılan yanlış ve eksikli yasal düzenlemelerin çıkarılmış olması doğa kaynaklı afetlere karşı zarar azaltma ve önleme anlayışının iş bilmezlerin ellerine terk edilmiş olduğunu bir kez daha göstermiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Jeoloji Mühendisleri Odası olarak kısa vadede yapılması gerekenleri bir kez daha ifade ediyoruz:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Afet zararlarının azaltılmasını esas alacak şekilde, 3194 sayılı İmar, 4708 sayılı Yapı Denetim, 7269 sayılı Afet, 2872 sayılı Çevre ile 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanuni düzenlemeler bütünlüklü olarak ele alınarak halkın afetlere karşı güvenli olmasını sağlayacak şekilde yeniden düzenlenmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD Kaliforniya fay yasasında olduğu gibi, aktif fay hatları veya zonları üzerine bina inşa edilmesi yasaklanmalı veya özel jeolojik araştırmalardan sonra bina inşa edilip edilmeyeceğine karar verilmelidir. Aktif fay zonları üzerine inşa edilmiş bulunan binalar kentsel dönüşüme tabi tutularak vatandaşlarımızın can ve mal güvenliği acilen sağlanmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Günümüzde Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) Başkanlığı acil durum ve müdahale iş ve işlemlerini yürütür bir konuma sürüklenmiş bulunmaktadır. Deprem ve depremlerle mücadele kurum iş yükü arasında ikinci, hatta üçüncü plana itilmiş durumdadır. Birçok gelişmiş ülkede olduğu gibi DEPREM ARAŞTIRMA DAİRESİ BAŞKANLIĞI ülkemizin jeolojik araştırmalar kurumu niteliğinde olan MTA Genel Müdürlüğü bünyesine alınmalı, deprem araştırmaları ve alınacak önlemler bütünlüklü olarak koordine edilmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Depremlerle mücadele etme amacıyla başta Büyükşehir Belediyeleri olmak üzere, tüm belediyelerde “Jeolojik-Jeoteknik Araştırma Şube Müdürlükleri veya Daire Başkanlıkları” kurularak kentsel altyapı ve üstyapının afet duyarlı bir anlayışla “etüt, planlama, projelendirme, yapı üretim ve denetim “süreçleri kontrol altına alınmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonuç olarak; bir doğa olayı olan depremlerin afete dönüşmemesinin ve dolayısıyla deprem zararlarının azaltılmasının mümkün olduğunu belirtiyor; ülke kaynaklarının Kanal İstanbul gibi bu ülke insanına hiçbir faydası olmayacak projelere harcanmasına değil, halkımızın sağlıklı ve güvenli yaşamasına ayrılması gerektiğini ifade ediyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Odamızın oluşturacağı teknik bir heyetin yerinde yapacağı incelemeler sonucunda hazırlayacağı rapor kamuoyu ile ayrıca paylaşılacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Halkımıza tekrar başsağlığı ve geçmiş olsun dileklerimizi sunuyoruz..&#8221;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Saygılarımızla,</p>



<p class="wp-block-paragraph">TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yönetim Kurulu</p>
<p>Bu post <a href="https://www.kuzeyegehaber.com/2020/01/25/kanali-birak-depremlere-bak/">JEOLOJİ MÜHENDİSLERİ ODASI; &#8220;KANAL’I BIRAK, DEPREMLERE BAK!&#8221;</a> Aşağıdaki Sitede Yayınlanmıştır. <a href="https://www.kuzeyegehaber.com">Kuzey Ege Haber</a>. Yazının Kaynağı Bu Sitedir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kuzeyegehaber.com/2020/01/25/kanali-birak-depremlere-bak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
