<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>#metabolizma | Kuzey Ege Haber</title>
	<atom:link href="https://www.kuzeyegehaber.com/tag/metabolizma/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kuzeyegehaber.com/tag/metabolizma/</link>
	<description>GERÇEK HABERİN DOĞRU ADRESİ</description>
	<lastBuildDate>Thu, 06 Aug 2026 21:40:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.3</generator>

<image>
	<url>https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2019/11/cropped-LOGO-4-32x32.jpg</url>
	<title>#metabolizma | Kuzey Ege Haber</title>
	<link>https://www.kuzeyegehaber.com/tag/metabolizma/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>4.5 MİLYAR YILLIK GİZEM ÇÖZÜLDÜ, YAŞAMIN 2. BAŞLANGICI ORTAYA ÇIKTI!&#8230;</title>
		<link>https://www.kuzeyegehaber.com/2026/08/07/4-5-milyar-yillik-gizem-cozuldu-yasamin-2-baslangici-ortaya-cikti/</link>
					<comments>https://www.kuzeyegehaber.com/2026/08/07/4-5-milyar-yillik-gizem-cozuldu-yasamin-2-baslangici-ortaya-cikti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdinç Şahin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Aug 2026 21:39:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim-Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[#cansıznadde]]></category>
		<category><![CDATA[#metabolizma]]></category>
		<category><![CDATA[#seoa]]></category>
		<category><![CDATA[#yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kuzeyegehaber.com/?p=142870</guid>

					<description><![CDATA[<p>KUZEYEGEHABER-Bilim insanları, yaşamın Dünya&#8217;da yalnızca bir kez değil, iki ayrı kez başlamış olabileceğini öne süren dikkat çekici bir araştırmaya imza attı. Dünya&#8217;daki yaşamın yaklaşık 4 milyar yıl önce ortaya çıktığı kabul edilse de, cansız maddelerin ilk canlı organizmalara nasıl dönüştüğü hâlâ bilim dünyasının en büyük gizemlerinden biri olmayı sürdürüyor. Canlıları cansız maddelerden ayıran en önemli [&#8230;]</p>
<p>Bu post <a href="https://www.kuzeyegehaber.com/2026/08/07/4-5-milyar-yillik-gizem-cozuldu-yasamin-2-baslangici-ortaya-cikti/">4.5 MİLYAR YILLIK GİZEM ÇÖZÜLDÜ, YAŞAMIN 2. BAŞLANGICI ORTAYA ÇIKTI!&#8230;</a> Aşağıdaki Sitede Yayınlanmıştır. <a href="https://www.kuzeyegehaber.com">Kuzey Ege Haber</a>. Yazının Kaynağı Bu Sitedir.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">KUZEYEGEHABER-Bilim insanları, yaşamın Dünya&#8217;da yalnızca bir kez değil, iki ayrı kez başlamış olabileceğini öne süren dikkat çekici bir araştırmaya imza attı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünya&#8217;daki yaşamın yaklaşık 4 milyar yıl önce ortaya çıktığı kabul edilse de, cansız maddelerin ilk canlı organizmalara nasıl dönüştüğü hâlâ bilim dünyasının en büyük gizemlerinden biri olmayı sürdürüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Canlıları cansız maddelerden ayıran en önemli özelliklerden biri metabolizmadır. Metabolizma, organizmaların yaşamlarını sürdürebilmesi için gerekli molekülleri üreten tüm kimyasal reaksiyonların oluşturduğu sistem olarak tanımlanıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bilim çevrelerinde en yaygın kabul gören görüşe göre, metabolizmanın ilk adımları derin denizlerde bulunan hidrotermal bacaların çevresinde gerçekleşen kimyasal tepkimeler sayesinde atıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu bölgelerde doğal olarak bulunan metaller; hidrojen gazı, amonyak ve karbondioksit gibi bileşikleri daha karmaşık ve biyolojik açıdan faydalı moleküllere dönüştürmüş olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Düsseldorf Üniversitesi&#8217;nden Natalia Mrnjavac&#8217;ın liderlik ettiği araştırma ekibi, yaklaşık 400 metabolik reaksiyondan oluşan temel ağın nasıl meydana geldiğini yeniden incelemeye aldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bilim insanları, bugün yaşayan bütün canlıların Dünya&#8217;nın ilk okyanuslarında var olduğu düşünülen son evrensel ortak atadan (SEOA) türediğini kabul ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">SEOA&#8217;dan bakteriler ile arkelerin ayrıldığı bilinse de, bu iki yaşam grubundan hangisinin önce ortaya çıktığı şimdiye kadar netlik kazanmamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeni araştırmayı yürüten ekip, bakteri ve arkea genomlarında bulunan temel metabolik enzimlerin protein yapılarını ayrıntılı biçimde analiz etti ve bunları karmaşıklık düzeylerine göre sıralayabilen yeni bir algoritma geliştirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Araştırmacılar daha sonra bu enzimlerin hangi sırayla evrimleştiğini belirleyerek yaklaşık bir zaman çizelgesi oluşturmayı başardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hakemli bilim dergisi Science Advances&#8217;ta 5 Ağustos&#8217;ta yayımlanan çalışmada, bakteri ve arkelerin birbirlerinden türemediği, her ikisinin de SEOA&#8217;dan bağımsız biçimde evrimleştiği sonucuna ulaşıldı. Bu da yaşamın Dünya&#8217;da iki ayrı kez ortaya çıkmış olabileceği anlamına geliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Makalenin yazarlarından William Martin, &#8220;Tüm hücrelerin son evrensel ortak atası SEOA&#8217;nın, metabolizma reaksiyonlarının sadece yaklaşık yarısını gerçekleştirecek enzimlere sahip olduğunu bulduk&#8221; diyerek ekliyor: Diğer yarısı, SEOA&#8217;nın ortaya çıktığı ortamdaki metaller tarafından katalize edildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Araştırmacılara göre SEOA gibi henüz tamamen bağımsız yaşamayan öncül hücreler, ihtiyaç duydukları metabolik reaksiyonların önemli bir bölümünde çevrede bulunan metallere bağımlıydı. Daha sonra bakteri ve arkea soyları, bu metallerin görevini üstlenecek kendi enzimlerini birbirlerinden bağımsız şekilde geliştirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zaman içinde bu öncül hücreler giderek daha fazla enzim üretmeye başladı, dış ortamdaki metallere olan bağımlılıklarını azalttı ve sonunda tamamen ortadan kaldırdı. Böylece ilk kez kendi başına yaşayabilen hücreler ortaya çıktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Araştırma ekibi, bu dönüşümün bakteri ve arkea soyları birbirinden ayrıldıktan sonra gerçekleştiğini belirtiyor. Her iki grup SEOA&#8217;dan bazı ortak enzimleri miras alsa da, atalarında bulunmayan farklı enzimleri de bağımsız biçimde geliştirdikleri tespit edildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Martin, &#8220;Yeni veriler tek bir sonuç doğuruyor: Bakteri ve arkea soyları, serbest yaşayan duruma bağımsız olarak geçti&#8221; diye açıklıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bilim insanları ayrıca yaşamın başlangıcına ilişkin önemli bir başka soruya da yanıt bulduklarını düşünüyor. Günümüzde metabolizmanın temel enerji kaynağı olan ATP molekülü yalnızca enzimler tarafından üretilebildiği için hidrotermal bacaların çevresinde doğal olarak bulunması beklenmiyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Araştırmacılar, bu bölgelerde doğal olarak bulunan fosfit ve paladyumun, ilk metabolik süreçlerde ATP&#8217;nin görevini üstlenebileceğini belirledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çalışmada ortaya konulan bu görüş, gelecekte elde edilecek yeni kanıtlarla da desteklenirse, yaşamın kökenine ilişkin bilimsel anlayışın köklü biçimde değişmesine neden olabilir&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kaynak: YENİÇAĞ</p>
<p>Bu post <a href="https://www.kuzeyegehaber.com/2026/08/07/4-5-milyar-yillik-gizem-cozuldu-yasamin-2-baslangici-ortaya-cikti/">4.5 MİLYAR YILLIK GİZEM ÇÖZÜLDÜ, YAŞAMIN 2. BAŞLANGICI ORTAYA ÇIKTI!&#8230;</a> Aşağıdaki Sitede Yayınlanmıştır. <a href="https://www.kuzeyegehaber.com">Kuzey Ege Haber</a>. Yazının Kaynağı Bu Sitedir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kuzeyegehaber.com/2026/08/07/4-5-milyar-yillik-gizem-cozuldu-yasamin-2-baslangici-ortaya-cikti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SON ARAŞTIRMA, DÜZENLİ KULLANIMDA KAHVE TÜKETİMİNİN MÜTHİŞ YARARLARINI ORTAYA ÇIKARDI&#8230;</title>
		<link>https://www.kuzeyegehaber.com/2025/08/05/son-arastirma-duzenli-kullanimda-kahve-tuketiminin-muthis-yararlarini-ortaya-cikardi/</link>
					<comments>https://www.kuzeyegehaber.com/2025/08/05/son-arastirma-duzenli-kullanimda-kahve-tuketiminin-muthis-yararlarini-ortaya-cikardi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdinç Şahin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Aug 2025 10:02:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[#beyin]]></category>
		<category><![CDATA[#kahve]]></category>
		<category><![CDATA[#kalp]]></category>
		<category><![CDATA[#metabolizma]]></category>
		<category><![CDATA[#polifenol]]></category>
		<category><![CDATA[#prebiyotik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kuzeyegehaber.com/?p=127465</guid>

					<description><![CDATA[<p>KUZEYEGEHABER-Bilim insanlarına göre kahve, bağırsakta bulunan faydalı bakterilerin çoğalmasını teşvik eden polifenoller bakımından zengin. Bu polifenoller, vücutta prebiyotik etki yaratarak özellikle Lawsonibacter asaccharolyticus, Alistipes ve Faecalibacterium gibi yararlı bakterilerin gelişimini destekliyor. Bu bakteriler ise metabolizmayı düzenlemeden iltihapla mücadeleye ve bağışıklık sisteminin güçlenmesine kadar birçok fayda sağlıyor. Yapılan çalışmalar, düzenli kahve tüketen bireylerde mikrobiyom çeşitliliğinin daha [&#8230;]</p>
<p>Bu post <a href="https://www.kuzeyegehaber.com/2025/08/05/son-arastirma-duzenli-kullanimda-kahve-tuketiminin-muthis-yararlarini-ortaya-cikardi/">SON ARAŞTIRMA, DÜZENLİ KULLANIMDA KAHVE TÜKETİMİNİN MÜTHİŞ YARARLARINI ORTAYA ÇIKARDI&#8230;</a> Aşağıdaki Sitede Yayınlanmıştır. <a href="https://www.kuzeyegehaber.com">Kuzey Ege Haber</a>. Yazının Kaynağı Bu Sitedir.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">KUZEYEGEHABER-Bilim insanlarına göre kahve, bağırsakta bulunan faydalı bakterilerin çoğalmasını teşvik eden polifenoller bakımından zengin. Bu polifenoller, vücutta prebiyotik etki yaratarak özellikle Lawsonibacter asaccharolyticus, Alistipes ve Faecalibacterium gibi yararlı bakterilerin gelişimini destekliyor. Bu bakteriler ise metabolizmayı düzenlemeden iltihapla mücadeleye ve bağışıklık sisteminin güçlenmesine kadar birçok fayda sağlıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yapılan çalışmalar, düzenli kahve tüketen bireylerde mikrobiyom çeşitliliğinin daha fazla olduğunu gösteriyor. Özellikle Alistipes ve Faecalibacterium türlerinde artış gözlemlenirken, zararlı olarak bilinen Erysipelatoclostridium bakterisinin sayısında azalma tespit edildi. Bu da kahvenin yalnızca enerji vermekle kalmadığını, aynı zamanda sindirim sisteminin dengelenmesine katkıda bulunduğunu gösteriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">BEYİN VE KALP SAĞLIĞINI DESTEKLİYOR<br>Bir başka dikkat çeken araştırmada ise kahve içen bireylerin bağırsaklarında, beyin ve kalp sağlığı ile ilişkilendirilen Lawsonibacter asaccharolyticus bakterisinin yoğunlukta olduğu belirlendi. Bu bulgu, kahvenin merkezi sinir sistemi üzerindeki etkisinin yalnızca kafeinle sınırlı olmadığını ortaya koyuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Uzmanlar, bağırsak sağlığını desteklemek amacıyla günde 2 ila 3 fincan sade kahve tüketimini öneriyor. Ancak aşırı kafein alımının çarpıntı, uykusuzluk ve mide rahatsızlıkları gibi yan etkiler doğurabileceğini hatırlatıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İÇ ORGANLARDAKİ YAĞLANMAYI AZALTIYOR..<br>Öte yandan, daha önce Amsterdam’da yürütülen bir araştırmada düzenli kahve içenlerin yaşlılıkta kas gücü kaybı ve zayıflık riskinin azaldığı da ortaya konmuştu. Ayrıca kahvede, iç organlardaki yağlanmayı azaltmaya yardımcı olabilecek bir bileşiğe de rastlandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kısacası, kahve yalnızca bir sabah ritüeli değil; bağışıklık, sindirim ve genel vücut sağlığı için de güçlü bir destek olabilir. Ancak her şeyde olduğu gibi, kahvede de ölçü şart…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kaynak-Gerçek Gündem</p>
<p>Bu post <a href="https://www.kuzeyegehaber.com/2025/08/05/son-arastirma-duzenli-kullanimda-kahve-tuketiminin-muthis-yararlarini-ortaya-cikardi/">SON ARAŞTIRMA, DÜZENLİ KULLANIMDA KAHVE TÜKETİMİNİN MÜTHİŞ YARARLARINI ORTAYA ÇIKARDI&#8230;</a> Aşağıdaki Sitede Yayınlanmıştır. <a href="https://www.kuzeyegehaber.com">Kuzey Ege Haber</a>. Yazının Kaynağı Bu Sitedir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kuzeyegehaber.com/2025/08/05/son-arastirma-duzenli-kullanimda-kahve-tuketiminin-muthis-yararlarini-ortaya-cikardi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Günümüzdeki Hayvanların Dinozorlar Kadar Büyük Boyutlara Ulaşamamasının Sebebi Nedir?&#8230;</title>
		<link>https://www.kuzeyegehaber.com/2024/11/14/gunumuzdeki-hayvanlarin-dinozorlar-kadar-buyuk-boyutlara-ulasamamasinin-sebebi-nedir/</link>
					<comments>https://www.kuzeyegehaber.com/2024/11/14/gunumuzdeki-hayvanlarin-dinozorlar-kadar-buyuk-boyutlara-ulasamamasinin-sebebi-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdinç Şahin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Nov 2024 22:55:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim-Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[#dinozor]]></category>
		<category><![CDATA[#metabolizma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kuzeyegehaber.com/?p=115961</guid>

					<description><![CDATA[<p>KUZEYEGEHABER-Tarih öncesi dönemlerde dinozorlar, gezegenin ev sahipleriydi ve on milyonlarca yıl boyunca dünyadaki hâkimiyetlerini sürdürdüler. Kimileri, devasa boyutlardaydı; bir uçak boyutuna ulaşabilen bile vardı. Hayal etmesi bile tüyler ürpertici… “Neyse ki günümüzde bu kadar büyük hayvanlar yok.” diye düşünüyor olabiliriz ama hiç “Neden günümüzde bu kadar büyük hayvanlar yok?” diye düşündünüz mü?. Dişleriyle bir ilgisi [&#8230;]</p>
<p>Bu post <a href="https://www.kuzeyegehaber.com/2024/11/14/gunumuzdeki-hayvanlarin-dinozorlar-kadar-buyuk-boyutlara-ulasamamasinin-sebebi-nedir/">Günümüzdeki Hayvanların Dinozorlar Kadar Büyük Boyutlara Ulaşamamasının Sebebi Nedir?&#8230;</a> Aşağıdaki Sitede Yayınlanmıştır. <a href="https://www.kuzeyegehaber.com">Kuzey Ege Haber</a>. Yazının Kaynağı Bu Sitedir.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">KUZEYEGEHABER-Tarih öncesi dönemlerde dinozorlar, gezegenin ev sahipleriydi ve on milyonlarca yıl boyunca dünyadaki hâkimiyetlerini sürdürdüler. Kimileri, devasa boyutlardaydı; bir uçak boyutuna ulaşabilen bile vardı. Hayal etmesi bile tüyler ürpertici…</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Neyse ki günümüzde bu kadar büyük hayvanlar yok.” diye düşünüyor olabiliriz ama hiç “Neden günümüzde bu kadar büyük hayvanlar yok?” diye düşündünüz mü?.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dişleriyle bir ilgisi var.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dinozorlar, hayatları boyunca farklı ortamlara uyum sağlayabildi. Gençler, daha küçük avları hedef alırken yetişkinler, daha büyük avlara yöneliyordu. Bunları yaparken de köpekbalıklarında olduğu gibi dişlerini değiştiriyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yani devasa yetişkinlere dönüşme yolunda, genç dişlerini daha büyük silahlarla değiştiriyorlardı ve daha büyük bedenleri beslemek için daha büyük yemekler avlayabiliyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Vücut yapıları da buna uygundu.<br>Dinozorların kemiklerinde yer alan hava kesecikleri, iskeletlerini hafifleterek büyümelerine olanak sağlıyordu. Güçlü, esnek ve hafif bir iskelet yapısına sahiplerdi. Bu da onların gittikçe daha çok büyümesine zemin hazırlamıştı. Günümüzdeki hayvanlarda ise bu tür hava keseleri yok.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Metabolizmaları ve enerji ihtiyaçları farklıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dinozorlar, enerji ihtiyaçlarını karşılayabilecek düşük maliyetli bir metabolizmaya sahipti. Öte yandan memelilerin enerji talebi daha yüksek. Mesela devasa bir kara memelisi olan fillerin enerji ihtiyacı, aynı boyutlardaki bir dinozora göre çok fazla kalıyor. Bu da günümüzde devasa boyutlarda kara hayvanları olmasının önüne geçiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Atmosferdeki oksijen oranı bile dinozorların daha fazla büyümesini sağlıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dinozorların yaşadığı Mezozoik Çağ&#8217;da, karbondioksit seviyeleri sayesinde bitki yaşamının artmasıyla oksijen seviyesi de artıyordu. Yani dinozorlar için bol miktarda yiyecek ve az sayıda avcı vardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yüzden dinozorlar, böcekler ve uçan sürüngenler gibi hayvanlar daha büyük olabiliyordu. Günümüzdeki karmaşık ekosistemler ve insanların gezegene etkisi, büyük canlıların hayatta kalmasını zorlaştırıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üreme şekilleri, en son ortaya çıkan teorimiz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Modern dünyadaki büyük memelilerin, ciddi seviyede kaynak harcaması gerektiren uzun gebelik dönemleri oluyor. Ayrıca annelerin tek bir embriyoyu uzun süre taşımaları gerektiğinden hareketleri sınırlanıyor, savunmasızlıkları artıyor. Doğum kanalının boyutu ise memelilerin çok büyüt boyutlara ulaşmasını engelliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öte yandan dinozorlar, yumurta bırakarak üreme süreçlerini dışsallaştırıyordu. Hayatta kalmak için çok daha fazla şansları vardı. Tipik bir dinozor, tek seferde 6-10 yumurta bırakıyordu ve bebek dinozorlar, kaynak çeşitliliğinin fazla olduğu ekosistemde hızla büyüyüyordu. Anneler, yavrularına kaynak ve enerji katkısı sağlamak zorunda değildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşte tüm bu sebeplerden, günümüzdeki kara hayvanları hiçbir zaman bir dinozor boyutuna ulaşamıyor, belli bir noktada büyümeyi durduruyor…</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2024/11/05338de5bc3224e506c857436982639b-1024x576.jpg" alt="" class="wp-image-115963" srcset="https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2024/11/05338de5bc3224e506c857436982639b-1024x576.jpg 1024w, https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2024/11/05338de5bc3224e506c857436982639b-300x169.jpg 300w, https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2024/11/05338de5bc3224e506c857436982639b-768x432.jpg 768w, https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2024/11/05338de5bc3224e506c857436982639b-1170x658.jpg 1170w, https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2024/11/05338de5bc3224e506c857436982639b-585x329.jpg 585w, https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2024/11/05338de5bc3224e506c857436982639b.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
<p>Bu post <a href="https://www.kuzeyegehaber.com/2024/11/14/gunumuzdeki-hayvanlarin-dinozorlar-kadar-buyuk-boyutlara-ulasamamasinin-sebebi-nedir/">Günümüzdeki Hayvanların Dinozorlar Kadar Büyük Boyutlara Ulaşamamasının Sebebi Nedir?&#8230;</a> Aşağıdaki Sitede Yayınlanmıştır. <a href="https://www.kuzeyegehaber.com">Kuzey Ege Haber</a>. Yazının Kaynağı Bu Sitedir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kuzeyegehaber.com/2024/11/14/gunumuzdeki-hayvanlarin-dinozorlar-kadar-buyuk-boyutlara-ulasamamasinin-sebebi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hepimizin Aslında Işık Yaydığını ve Parladığını Biliyor musunuz?&#8230;</title>
		<link>https://www.kuzeyegehaber.com/2024/11/13/hepimizin-aslinda-isik-yaydigini-ve-parladigini-biliyor-musunuz/</link>
					<comments>https://www.kuzeyegehaber.com/2024/11/13/hepimizin-aslinda-isik-yaydigini-ve-parladigini-biliyor-musunuz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdinç Şahin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Nov 2024 23:26:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim-Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[#biyolüminesans]]></category>
		<category><![CDATA[#foton]]></category>
		<category><![CDATA[#ışık]]></category>
		<category><![CDATA[#metabolizma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kuzeyegehaber.com/?p=115911</guid>

					<description><![CDATA[<p>KUZEYEGEHABER-Hepimizin gözle görülmeyecek kadar düşük seviyelerde bile olsa kendi biyolüminesansımız var. Günün hangi saatlerinde daha fazla görünmez bir ışık yayıyoruz ve bunu görmek nasıl mümkün?. Ateş böceklerinden deniz canlılarına kadar bazı canlıların savunma mekanizması veya iletişim aracı olarak ışık yaydığını hepimiz biliyoruz. Ancak insanların da benzer bir ışık yaydığı birçoğumuz için yeni bir bilgi. Peki [&#8230;]</p>
<p>Bu post <a href="https://www.kuzeyegehaber.com/2024/11/13/hepimizin-aslinda-isik-yaydigini-ve-parladigini-biliyor-musunuz/">Hepimizin Aslında Işık Yaydığını ve Parladığını Biliyor musunuz?&#8230;</a> Aşağıdaki Sitede Yayınlanmıştır. <a href="https://www.kuzeyegehaber.com">Kuzey Ege Haber</a>. Yazının Kaynağı Bu Sitedir.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">KUZEYEGEHABER-Hepimizin gözle görülmeyecek kadar düşük seviyelerde bile olsa kendi biyolüminesansımız var. Günün hangi saatlerinde daha fazla görünmez bir ışık yayıyoruz ve bunu görmek nasıl mümkün?.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ateş böceklerinden deniz canlılarına kadar bazı canlıların savunma mekanizması veya iletişim aracı olarak ışık yaydığını hepimiz biliyoruz. Ancak insanların da benzer bir ışık yaydığı birçoğumuz için yeni bir bilgi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Peki bu ışık nereden geliyor? Biyolojik parıltı, vücudumuzdaki hücresel metabolik işlemlerin yan ürünü olarak ortaya çıkıyor. Her nefes alışımızda, her hücre yenilenmesinde ortaya çıkan kimyasal reaksiyonlar, düşük seviyede de olsa enerji açığa çıkarıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Enerji de fotonlara yani ışığın temel birimlerine dönüşüyor. Gözle göremiyoruz çünkü çıplak gözlerimizin hassasiyetinden bin kat daha düşük, zayıf bir parıltı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">E nasıl gördüler ve fark ettiler o zaman?.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Japon bilim insanlar bu ilginç gerçeği gözlemlemek için bir çalışma yaptılar. 20’li yaşlardaki beş sağlıklı erkek, üç gün boyunca her üç saatte bir sabah 10’dan akşam 10’a kadar 20 dakika boyunca ışık geçirmeyen odalarda tamamen karanlıkta kameraların önüne geçtiler. Zayıf ışığı ölçmek için ise çok hassas kameralar kullanıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çıkan sonuçlar oldukça ilginçti. İnsan bedeni gerçekten de günün farklı saatlerinde farklı yoğunluklarda ışık yayıyor. Sabah saatlerinde daha az olan ışık, öğleye doğru zirveye ulaşıyor ve akşamları yine düşüşe geçiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Biyolüminesans, metabolizmanın gün içindeki doğal dalgalanmalarıyla doğru orantılı olarak değişiyor. Metabolik işlemler arttıkça ışık da daha fazla yayılıyor. Yani bedenimiz, gün boyunca kendi biyolojik ritmi doğrultusunda parıldıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca yüz, vücudun geri kalanından daha fazla parlıyordu. Bunun da yüzün vücudun geri kalanından daha fazla bronz olması ile yani güneşe daha fazla maruz kalması ile açıklanıyor. Çünkü melanin, ışık üretimini arttırabilecek floresan bileşenlere sahip.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Biyolüminesans, aynı zamanda sağlığımız hakkında da ipucu verebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sağlıklı hücreler güçlü bir şekilde ışık yayarken, stres altındaki ya da hastalıklı hücrelerde bu parıltının daha düşük olduğu gözlemleniyor. Hatta bu ışığın yoğunluğu, genel sağlık durumumuzla doğrudan ilişkili olabilir. Yani gelecekte bu parıltıdan yararlanarak insan sağlığı hakkında bilgi toplamak mümkün olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bundan sonra birisine “Parlıyorsun!” dediğinizde aslında yalan söylemiş olmayacaksınız…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kaynaklar: Live Science, National Geographic, Science Alert</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="741" height="1024" src="https://kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2024/11/45f76cbc6bfbf41301674f7f422dd0b0-741x1024.jpg" alt="" class="wp-image-115914" srcset="https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2024/11/45f76cbc6bfbf41301674f7f422dd0b0-741x1024.jpg 741w, https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2024/11/45f76cbc6bfbf41301674f7f422dd0b0-217x300.jpg 217w, https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2024/11/45f76cbc6bfbf41301674f7f422dd0b0-768x1062.jpg 768w, https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2024/11/45f76cbc6bfbf41301674f7f422dd0b0-1111x1536.jpg 1111w, https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2024/11/45f76cbc6bfbf41301674f7f422dd0b0-1170x1618.jpg 1170w, https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2024/11/45f76cbc6bfbf41301674f7f422dd0b0-585x809.jpg 585w, https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2024/11/45f76cbc6bfbf41301674f7f422dd0b0.jpg 1280w" sizes="(max-width: 741px) 100vw, 741px" /></figure>
<p>Bu post <a href="https://www.kuzeyegehaber.com/2024/11/13/hepimizin-aslinda-isik-yaydigini-ve-parladigini-biliyor-musunuz/">Hepimizin Aslında Işık Yaydığını ve Parladığını Biliyor musunuz?&#8230;</a> Aşağıdaki Sitede Yayınlanmıştır. <a href="https://www.kuzeyegehaber.com">Kuzey Ege Haber</a>. Yazının Kaynağı Bu Sitedir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kuzeyegehaber.com/2024/11/13/hepimizin-aslinda-isik-yaydigini-ve-parladigini-biliyor-musunuz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
