<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>#kyme | Kuzey Ege Haber</title>
	<atom:link href="https://www.kuzeyegehaber.com/tag/kyme/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kuzeyegehaber.com/tag/kyme/</link>
	<description>GERÇEK HABERİN DOĞRU ADRESİ</description>
	<lastBuildDate>Wed, 29 Jan 2025 18:45:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2019/11/cropped-LOGO-4-32x32.jpg</url>
	<title>#kyme | Kuzey Ege Haber</title>
	<link>https://www.kuzeyegehaber.com/tag/kyme/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sefa Taşkın: &#8220;Nerede O Masum Ali Ağa?&#8230;&#8221;</title>
		<link>https://www.kuzeyegehaber.com/2025/01/29/sefa-taskin-nerede-o-masum-ali-aga/</link>
					<comments>https://www.kuzeyegehaber.com/2025/01/29/sefa-taskin-nerede-o-masum-ali-aga/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdinç Şahin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Jan 2025 18:45:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[#aiol]]></category>
		<category><![CDATA[#aliağa]]></category>
		<category><![CDATA[#kyme]]></category>
		<category><![CDATA[#levanten]]></category>
		<category><![CDATA[#myrina]]></category>
		<category><![CDATA[#pergamonantikkenti]]></category>
		<category><![CDATA[#sefataşkın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kuzeyegehaber.com/?p=119376</guid>

					<description><![CDATA[<p>Burada, deniz kıyısında, yolcuların cam bardaklarda köpüklü ayran yudumladığı küçük bir kahvehane vardı. Kahvehane, balıkçıların önündeki kumsalda ağlarını tamir ettikleri, üşüdüklerinde bardak bardak sıcak çay içtikleri, birbirlerine tuttukları balıkların iriliğini anlattıkları küçük bir mekandı. Bol yapraklı asma dallarıyla örtülü bir çardak vardı avlusunda. Geniş Çandarlı Körfezi ile Aliağa ve Nemrut körfezi arasındaki yarımadada, 1922’den önce [&#8230;]</p>
<p>Bu post <a href="https://www.kuzeyegehaber.com/2025/01/29/sefa-taskin-nerede-o-masum-ali-aga/">Sefa Taşkın: &#8220;Nerede O Masum Ali Ağa?&#8230;&#8221;</a> Aşağıdaki Sitede Yayınlanmıştır. <a href="https://www.kuzeyegehaber.com">Kuzey Ege Haber</a>. Yazının Kaynağı Bu Sitedir.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Burada, deniz kıyısında, yolcuların cam bardaklarda köpüklü ayran yudumladığı küçük bir kahvehane vardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kahvehane, balıkçıların önündeki kumsalda ağlarını tamir ettikleri, üşüdüklerinde bardak bardak sıcak çay içtikleri, birbirlerine tuttukları balıkların iriliğini anlattıkları küçük bir mekandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bol yapraklı asma dallarıyla örtülü bir çardak vardı avlusunda.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Geniş Çandarlı Körfezi ile Aliağa ve Nemrut körfezi arasındaki yarımadada, 1922’den önce yörede yaşayan Rumlardan kalan köyde, sayısı fazla olmayan balıkçı aileleri yaşıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ali Ağa çiftliği deniyordu buraya.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ali Ağa’nın çiftliği!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugünkü modern Aliağa kentinin öncülü.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p class="wp-block-paragraph">Aliağa çiftliği yakın zamanlara kadar pek tanınan bir yer değildir ama tarihsel olarak önemli izler taşır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Helenlerden önce muhtemelen Luvilerin yaşadığı bu bölgeye İ.Ö.12.yüzyılın başlarında Helenlerin Aiol boyu geldi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Edremit Körfezi kıyılarından, Midilli adası dahil İzmir’e kadar olan alana yerleştiler. Yerli halkla karıştılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugünkü Aliağa kentinin kuzeyinde antik çağın kil heykelcikleriyle ünlü yerleşimi Myrina’nın ikiz tepesi bulunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Güneyinde ise korumak için ilan edilen “sit alanı”, “Vahşi Kapitalizm”in çeşitli tesisleri tarafından tehdit edilen tarihsel bir kentin, Kyme’nin kalıntıları var.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Myrina’nın pembe renkli kilden yapılmış küçük muhteşem heykellerinin onlarcasını, 19.yüzyılın ortalarında kaçak kazılarla ele geçiren ve Paris’e, Berlin’e kaçıran/götürenin; o zamanlar Aliağa çevresinde geniş arazilere sahip Baltazzi ailesinden Emmanuel Baltazzi olduğu söylenir. Bu zengin Bey ve ailesi Venedik kökenli Levantendi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Baltazzi’nin bugünkü Aliağa’nın olduğu yerde, bugün okul olarak kullanılan bir köşkü vardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Batı kültürünün en önemli kaynaklarından biri olan, antik Helen tanrılarını ve dinsel inancını kaydeden ve yazan, onlarla ilgili bilgilerin günümüze ulaşmasını sağlayan ünlü ozan Hesiodos’un babası ise Kyme’de doğmuştu. Hesiodos İ.Ö.8-7. Yüzyıl dolayında yaşamıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kymeliler aralarındaki tartışmalara, muhabbete o kadar dalarlarmış ki yağmur yağdığında sundurmaların (stoaların) altına sığınmak akıllarına gelmezmiş!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ephoros gibi tarihçiler yetiştiren Kyme bir kültür merkezi olmanın yanı sıra bölgenin en önemli limanlarından biriydi. Kyme kentte ticaretin gelişmesi için yıllarca liman vergisi almazmış.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mitolojik öyküler, Batı Uygarlığının ilk ozanı Homeros’un Kymeli bir adamın kızı olan Kritheis, babası ölünce amcası Maion’un korumasına bırakılmış. Ancak Kristheis genç kız olunca Smyrnalı (İzmirli) Phemios adlı bir delikanlıya kaçmış. Smyrna’da Meles Çayı kıyısında çamaşır yıkarken Homeros’u doğurmuş.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Azra Erhat’ın anlattığı bu efsaneye göre bu sebeple İzmirli kör ozan “Melesigenes” (Meles’ten doğma) olarak anılırmış.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İ.Ö.133 yılında, Pergamon/Bergama krallığı döneminde Prens Aristonikos ve düşünür Blossius öncülüğüne baş gösteren, “özgürlük ve eşitlik”, “Güneş Ülkesi” kurmak isteyen kölelerin isyanında Kyme isyancıları desteklemişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Myrina ve Kyme, Kuzey Ege’nin bu bölgesindeki diğer on iki kent gibi Aiol kentleri idi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Helen mitolojisi her ikisini de adını söylencesel kadın savaşçılar, Amazonlardan aldığını söyler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Antik Çağın Amasyalı coğrafya yazarı Strabon’a göre Myrina bir Amazon Kraliçesiydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Lemnos’da (Limni) ve Phytikos (Güzelhisar) Çayı ağzındaki tepelere kurduğu kentlere kendi adını koymuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunlarla beraber Myrina; kız kardeşi Mytilene’nin (Midilli) ve ordusundaki komutanların adlarını; Kyme (Nemrut Körfezi), Pitane (Çandarlı), Priene (Gülbahçe-Söke) kentlerine vermişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bizans zamanında, İ.S.6.yüzyılda Agathes adlı bir mizah yazarının Myrinalı olarak anılması bu kentte hayatın uzun zamanlar var olduğunu gösterir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tabii ki bir Türk ismidir Ali Ağa!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çevresinde Myrina (Kalabaksaray), Kyme (Nemrut Körfezi), Aigai (Köseler Köyü), Larissa (Buruncuk), Gryneion (Şakran) gibi antik yerleşimler bulunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O zamanın metropolü Pergamon’a/Bergama’ya da pek uzak değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugünkü Aliağa kentinin çevresine Türkler kalıcı olarak 1313’de, Manisa’nın Türkmen Beylerinden Saruhanoğulları tarafından fethedilmesi, Saruhanoğulları öncülerinin Güzelhisar Çayı’nın suladığı bitek topraklara gelmesiyle başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O yıllarda yıkarıdaki antik kentler yıkılmış, yerli Rumlar seyrek çiftliklerde yaşamaktaydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkmen toplulukların ovaya yerleşmesiyle, 1313-1320 yılları arasında, bugünkü Aliağa kentine altı km uzaklıktaki Güzelhisar Köyü kuruldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yüzlerce yıl bu topraklara sahip olmuş Bizans Devleti artık geri çekiliyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bundan sonra bu yöre Türkler; önce Saruhanlılar sonra da Osmanlılar tarafından yönetilecekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1530 yılından kalma tarih kayıtlarında, bir kaza olan Güzelhisar’a bağlı “Ali Ağa Çiftliği”nin varlığından söz edilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1575 yılında Güzelhisar iyice büyümüş, artık Osmanlının Saruhan Sancağına bağlı bir merkezdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Padişah III. Murat (1546-1595) dönemine ait 1585 tarihli Saruhan Kadılık sicillerinde, içinde 23 kişinin yaşadığı “Ali Ağa Çiftliği&#8217;” kayıtlıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eğer böyleyse, bugünkü Aliağa kenti yakınlarında, muhtemelen Güzelhisar Ovasında adı Ali Ağa olan bir Türkmenin, arazisi denize kadar uzanan bir çiftliği vardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Belki de bu kişi adını günümüze bıraktı.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p class="wp-block-paragraph">“Aliağa” kentinin ismi daha sonraları yaşanmış tarihsel olaylara dayanıyor da olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Osmanlı Padişahı IV. Murad (1612-1640), 1638’de Bağdat’a yaptığı seferden dönerken, savaş sırasında Osmanlı’ya yardımcı olan bazı Arap aşiretlerini ya da oralarda yaşıyan Türkmen boylarını yanına aldı, bu topraklara göçmeye yönlendirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Savaşlar ve salgın hastalıklar Anadolu nüfusunu sürekli eksiltiyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Toprağı işlemek, savaşa asker sağlamak için insan gerekliydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Irak’tan gelen Türkmenler ya da Araplar Batı Anadolu’da, buralarda geniş ve verimli topraklara yerleştirildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunlardan büyük kısmı Bergama’nın Bakırçay Ovası’nın kuzeyine, Bölcek köyü çevresine konuşlanırken, bir kısmı da bugünkü Aliağa yakınlarındaki Güzelhisar Çayı’nın (antik Titnaios-Pythikos) sulak ovasını yurt edindi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Arapların yaşadığı Irak illerinden gelmeleri nedeniyle “Arapoğulları” denildi onlara!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yöre toprağına sarıldılar; çiftçilikle, hayvancılıkla geçimlerini sağladılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zamanla Osmanlıların güvenilir destekçisi olan Arapoğullarına işletecekleri arazi yanında Ayanlık/Vovvodalık/Yerel yöneticilik de verildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayanlar yerel halk içinden Payitaht/İstanbul tarafından seçilen, Devlet ile halk arasındaki ilişkiyi sağlayan, saygın kişilerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Uzun yıllar Osmanlıya asker ve gelir sağlayan, Devlet’in işletmeleri için arazi verdiği Tımar sahiplerinin yozlaşması, bu sisteminin bozulmasıyla 16.yüzyıl sonlarında Devlet taşraya Voyvodalık sistemi getirilmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Voyvodalar da köy ve kasabalarda güvenlik, vergi toplama gibi işleriyle ilgilenir, Padişah tarafından bölgenin saygın ve zengin kişileri arasından atanırdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu deyim Osmanlının Rumeli’deki ilişkilerinden alınmış, Sırpça “önder, lider” anlamına gelen bir sözcüktü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kamu yönetiminde bazan, Ayan ve Voyvodalar aynı kişiler olurdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Voyvoda toplanan vergilerin bir kısmını Payitaht’a gönderir, gerisini kendisi alırdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zamanla çok zenginleşen ve silahlı güce de sahip olan Voyvodalar 18.yüzyılda Devlet’e kafa tutacak etkinliğe erişmişti.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p class="wp-block-paragraph">Arapoğulları’nın bir kolu Bergama, Bakırçay Ovasına yerleşmişken, Güzelhisar Çayı ovasını ve çevresini yurt edinen diğer kolunun önderi “Esseyyid Abdülkerim Ağa”ydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Esseyid” terimi, İslam kültüründe ve özellikle tasavvuf çevrelerinde, Peygamber Hz. 3Muhammed&#8217;in soyundan gelen kişileri tanımlamak için kullanılır. Arapça kökenlidir, &#8220;efendi, lider” anlamına gelir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha sonraları bu unvan, tarihte hem manevi bir onur hem de toplumsal bir saygı ifadesi olmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Osmanlı Devleti’ne bağlı Arapoğulları, 1712’den itibaren Güzelhisar’ın Voyvodalığını/Ayanlığını yapmaya başlamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1760 ile 1780 yılları arasında bu bölgenin Voyvodası/ Ayanı “Arapoğlu Esseyyid Ali Ağa” idi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Güzelhisar’da “Yukarı Cami” de denilen “Ali Ağa Camisi”ni de yaptırmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu cami, geçmişte yapılan onarımlarla birlikte hala ayaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Voyvoda ve Ayan “Esseyyid Ali Ağa” bugünkü Aliağa çevresinde büyük siyasal ve ekonomik güç elde etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ovadan denize kadar uzanan geniş toprakların sahibi oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Güzelhisar Arapoğullar’ının bölgeye hakimiyeti 1812’ye kadar sürdü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu değerlendirmelere göre, bugünkü Aliağa kentinin adı muhtemelen, hemen yanıbaşındaki Güzelhisar’a yerleşik “Esseyyid Ali Ağa”dan gelir.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p class="wp-block-paragraph">Kuzeyde Bergama’ya, Bakırçay Ovasına yerleşen Arapoğulları Beylerinin daha sarsıntılı bir hayatı olmuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1737’de öldüğü bilinen “Arapoğlu Hacı İbrahim Ağa” Bergama’nın ilk Voyvodasıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onun yerine geçen “Hacı Osman Ağa”nın oğlu “Hacı Mehmet Ağa” Bergama’ya çok hizmetler yapmış, sevilen bir kişiydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bergama’nın sırtını dayadığı Geyikli Dağları’ndan toplanan pınar sularını kente getirmiş, halkı kuyu suyu kullanmaktan bir ölçüde kurtarmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hayırla anılıyor, “Koca Arapoğlu” diye tanınıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Osmanlı işlerini gören, Ayanlık/Voyvodalık görevi verdiği ailelerde yöneticiliğin babadan oğula geçmesine izin veriyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yoksa Osmanlının toprak sisteminde, “Vakıf gelirleri” dışında her yer Padişah’a aitti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Muhtemelen Güzelhisarlı Arapoğulları’yla akraba olan Bergamalı Arapoğulları’ndan, “Koca Arapoğlu”nun torunu, adaşı “Mehmet Ağa” 1761’de Bergama Voyvodası oldu. O da Bergama’da iki kütüphane kurdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Mehmet Ağa” ölünce Voyvoda olan “Arapoğlu İbrahim Ağa”, kadın meselesi nedeniyle kahyası “Sağancılı Veli Ağa” tarafından öldürülünce Arapoğulları’nın Bergama’daki saltanatı sona erdi (1774).</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p class="wp-block-paragraph">Devlet yönetimi boşluk tanımaz!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Osmanlı Arapoğulları’nın elinden aldığı toprakları ve yerel yönetim yetkisini Manisa kökenli Karaosmanoğulları ailesine verdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yönetsel bölge Kemeredremit’den (Burhaniye-Balıkesir) Menemen’e kadar uzanan alanı, Bergama ve Güzelhisar çevresini de kapsıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Geniş ve güçlü bir sülaleydi Karaosmanoğulları.</p>



<p class="wp-block-paragraph">17.yüzyılın ortalarından itibaren Aydın, Manisa, İzmir Bölgesine egemen olmuşlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sülalenin soy ağacının başında 1664’de ölen “Mehmet Çavuş” yer alır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oğlu “Kara Osman”, zamanla bu bölgeye hükmedecek olan bu soya adını vermiştir. Ölümü 1706’da Akhisar-Yayaköy-Zeytinliova’dadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Kara Osman”ın torunu olan “Ömer Ağa” 1790’ların başında Bergama Voyvodası oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu süreçte, “Karaosmanoğlu Ömer Ağa” tahta yeni çıkan II.Mahmut’un (1785-1839) karşılaştığı askeri sorunlarda yanında durmuş, Osmanlı Rus Savaşına oğlu ve askerleriyle birlikte katılmış, Mısır’a asker göndermişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Devletin güvenini kazanmıştı “Ömer Ağa”.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yıllarda Menemen Voyvodalığına, sülalenin kurucusu “Kara Osman”nın bir diğer torunu “Ataullah Ağa”nın (ölümü 1766) oğlu “Hacı Osman Ağa” getirilmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çok zengin olan, Vakıflara 1790’lı yıllarda birçok mal bağışlayan “Karaosmanoğlu Hacı Osman Ağa” 1800 yılında Manisa’da öldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onunda “Ali Ağa” adında bir oğlu vardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Karaosmanoğlu Ali Ağa”nın 1821 yılında Manisa’da çıkan karışıklığın bastırılmasında yararlılık gösterdiği biliniyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kayıtlarda yer alan bir bilgiye göre, bu başarısından dolayı “Ali Ağa”, Saruhan (Manisa) Mutassarıfı (bir tür Vali görevi yapan) “Mehmed Behram Paşa” tarafından oğlu “Hüseyin Bey”in “vekil-i umur”u, “genel temsilcisi” olarak tayin edilmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Güvenilir bir kişiliğ olan “Karaosmanoğlu Ali Ağa”nın ömrünün çoğunu Manisa’da geçirdiği düşünülüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Babası “Osman Ağa”nın ona, Manisa’da “Yeni Çiftlik ve Papaslı Çifliği”, Menemen’de “Niyaz ve Tavşanlı Çayırı Çiftlikleri”ni bıraktığı kayıtlı olduğu halde, Güzelhisar Ovası/bugünkü Aliağa kenti çevresinde bir mülkü olduğu görülmüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Karaosmanoğlu Ali Ağa”da 1836 yılında Manisa’da Deveciyan Mahallesindeki bir konakta öldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu süreçte çeşitli yörelerde Voyvadalık/Ayanlık yapan Karaosmanoğulları’nın, başka yerlerde Voyvoda olarak yaptığı siyasal ve idari etkinliklerinin sona erdiği bilinir.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa’da hızla gelişen Kapitalizmin geçmişe göre sağladığı toplumsal ilerlemeye ayak uyduramıyordu Osmanlı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sahip olduğu tekelci toprak mülkiyetinden vaz geçmiyor, yüksek sermeye birikimlerine ulaşabilecek bir burjuva sınıfının önünü açmıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Devlet eliyle de Avrupa’nın sanayi devrimine katılmaya girişilemiyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir zamanlar Avrupa’nın korkulan efendisi olan Osmanlı Devleti idari reformlar yapmayı gerilemenin çaresi olarak düşünüyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Güçlü Voyvadalıklar, Ayanlıklar eliyle taşra Payitaht’a yeterli kaynak aktarmıyordu. Hatta daha çok yetki istiyor, baş kaldırıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1812 yılında padişah II.Mahmut’un gücü merkezde toplama politikası bağlamında taşrada Ayanların/Voyvodaların gücü önemli ölçüde kırıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1826’da Yeniçeri Ocağının kapatılması, yer yer direnişle karşılaşılmasına rağmen, bu değişimi destekledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">II.Mahmut’un oğlu Padişah Abdülmecid’in (1823-1861) 1839’daki “Tanzimat Fermanı”yla Devleti yeniden düzenleme girişimiyle birlikte Ayan ve Voyvodaların gücü kırılmaya çalışılmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Abdülmecid’in yerine geçen kardeşi Sultan Abdülaziz (1830-1876) döneminde, 1864’de yürürlüğe giren “Vilayetler Nizamnamesi”yle “Sancak, Kaza” gibi yerleşimlerin yöneticileri artık merkezden atanan Devlet görevlileriydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu ortamda, geniş arazilere sahip olan Voyvadalar/Ayanlar idari nüfuslarının kalmamasına rağmen, işlettikleri topraklardan elde ettikleri büyük servetlere sahiptiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Varlıklarının, herşeyin efendisi olan Osmanlı Padişahı tarafından el konulmasından korkup, korumak için bu servetlerin büyük kısmını, hayır işleri yapmak üzere kurdukları Vakıflara bağışladılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu gelişmeler bağlamında Karaosmanoğulları da siyasal ve toplumsal tarih sahnesinden yavaş yavaş çekilmeye başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla beraber Osmanlı Devletinin 1827/1828 yılı kayıtlarında bugünkü Aliağa kenti çevresinde, bu yörede bir “Ali Ağa Çiftliği” olduğundan söz edilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1835’de bütün Batı Anadolu’da görülen Veba Salgını buraları da etkiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yörenin toplumsal merkezi Güzelhisar yerleşimi dağılır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1844-45 Nufüs Sayımı kayıtlarında artık Güzelhisar kazasına bağlı “Ali Ağa Çiftliği Köyü”nün adı vardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1870’lerde yörede “Ali Ağa Çiftliği”nin yanı sıra “Paşa Çiftliği”, “Arap Çiftliği” gibi adları olan büyük çiftlikler vardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu çiftliklerde genellikle Rum aileler yaşamaktadır.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p class="wp-block-paragraph">Güzelhisar Ova’sının dışında, bugünkü Aliağa’nın olduğu yerde bulunduğu olası “Ali Ağa Çiftliği”nde, 1844-45’de yapılan Nüfus Sayımındaki kayıtlar da bu yerde yoğunlukla Rumların oturduğu görülür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Osmanlının bu sayımda tutulan 2028 sayılı “Aliağa Çiftliği”ne ait “temettü&#8217;at defteri”nde bu durum gözlenir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Temettü&#8217;ât defterleri”, Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nda Tanzimat Dönemi&#8217;nde (1839-1876) düzenlenmişti. Köy ve mahallelerde ayrıntılı nüfus, mülkiyet ve gelir kayıtlarını içeren defterlerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu defterler, Osmanlı’nın vergi toplama sistemini düzenlemek ve toplumsal yapıyı daha iyi anlamak için tutuluyordu. Böylece modernleşmede daha ileri adımlar atılacağı düşünülüyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu deftere göre o yıl “Ali Ağa Çiftliği”nde 62 hane, 152 vergi mükellefi bulunuyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Vergi mükelleflerinin 13&#8217;ü Müslüman, 139&#8217;u ise Hıristiyan Osmanlı vatandaşıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onların çoğu ortakçı ya da çiftlik işçisiydi. Çiflik sahibi Türklerin çiftliklerinde barınıyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Muhtemelen burada bir kilise ve su kaynağı vardı ve köy “Kilise Pınarı” köyü olarak anılıyordu. Kilise, günümüzde Aliağa Merkez Camisinin bulunduğu yerdeydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir yaklaşıma göre “Ali Ağa Çiftliği Köyü” 19.yüzyılın başlarında “Kilise Pınarı” köyünden dönüşmüştü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yıllarda 1840’dan itibaren Levanten Baltazzi ailesi Ali Ağa çevresinde 12 bin dönümlük arazi satın aldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak bu durum Baltazzi ailesi ile yörede yaşayan Rumlar arasında sorunlar çıkmasına yol açtı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1890’da Ali Ağa Çiftliği Köyünde 101 hane 800 nüfus yaşıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yunan kaynaklarına göre de Aliağa, bu yıllarda yaklaşık 1.000 nüfusa sahip bir köydü ve halkın çoğunluğu Rumlardan oluşuyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rumlar bu köye kendi dillerinde Alaga ( ?????) adını vermişti. Kendilerine de Alagadiotes (???????????) diyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yazar A. Papadopoulos-Kerameas&#8217;ın belirttiğine göre, Aliağa Köyü antik Myrina kentinin bulunduğu yerde bulunuyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öte yandan bu köyün burada yaşamış Rumların dilinde “Alaga” olarak anılması; “Ali Ağa” deyişinin Rum dilinde söylenişiyle ilgili olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla beraber bu sözcük, “Alaga”, Güzelhisar Ovası’nın oluşmasına neden olan Güzelhisar Çayı’nın (Titnaios-Pythikos) yakınında doğduğu antik Aigai kentininin bir başka biçimde söylenişiyle de ilgili olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dericiliğin geliştiği, adının genellikle Helence “keçi” sözcüğüyle ilişkili olduğu bildirilen Aigai’nin dik bir tepede duruşu muhteşem Pergamon Akropolü’nün konumuna benzer.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kartal yuvasına benzer bir yükselti üzerindeki Aigai görkemli kalıntılarıyla bugün bile dikkati çeker.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Günümüzde dahi burada yapılan arkeolojik kazılarla çok önemli yapıtlar ortaya çıkarılıyor.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p class="wp-block-paragraph">Gelelim 2025 yılına!</p>



<p class="wp-block-paragraph">21.yüzyılın ilk yarısı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aradan yüzlerce yıl geçmiş!</p>



<p class="wp-block-paragraph">O zamanlar yaşanan doğal ve toplumsal sıkınıtlara, çatışmalara rağmen doğayla barışık yaşamış insanlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Masmavi denizin kıyısında baharda yeşil, yazda sapsarı topraklarda!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kurumayan, sökülmeyen ağaçlar; çoşan ırmaklar, ormanlarla!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi kirlilikten kızaran denizi, ölümcül havası, zehirli toprağıyla namlı, gün geçtikçe büyüyen bir sanayi kenti Aliağa.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gemi sökümüyle Dünya’nın çöplüğü; boğucu havasıyla ülkemizin kirlilikte “alameti farikası”, marka işareti!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne kadar çevre sorunu varsa hepsi var bugün Aliağa’da!</p>



<p class="wp-block-paragraph">İrili ufaklı onlarca kirletici sanayi kuruluşu yığılmış bir araya!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tabii ki amaç, en kolay yoldan çok para kazanmak!</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşte “Vahşi Kapitalizm” böyle bir şey!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ülkenin ekonomik gelişmesine katkıda bulunacak, insanlara iş bulacak diye doğayı katletmek!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hayatı yok saymak!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nerede poyrazın getirdiği tertemiz, serin hava?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nerede dalgaların köpükleriyle oynaşan balıklar?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nerede o bereket fışkıran toprak?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nerede şimdi o masum Aliağa?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu kente muhtemelen adını veren Ali Ağa yöredeki çevre yıkımını bilse, mezarından kalkıp sebep olanlara hesap sorardı muhakkak!</p>



<p class="wp-block-paragraph">(Kaynaklar: https://www.aliaga.bel.tr/aliaga/aliaga-adinin-oykusu</p>



<figure class="wp-block-embed"><div class="wp-block-embed__wrapper">
https://alto.org.tr/tr/Sayfa/14-aliaganin-tarihcesi
</div></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Kırk elli yıl önce, Kuzey Ege kıyılarında, Bergama’dan İzmir’e giden otobüsler yolun yarısında Alia Ağa Çifliği denilen yerde mola verirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Burada, deniz kıyısında, yolcuların cam bardaklarda köpüklü ayran yudumladığı küçük bir kahvehane vardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kahvehane, balıkçıların önündeki kumsalda ağlarını tamir ettikleri, üşüdüklerinde bardak bardak sıcak çay içtikleri, birbirlerine tuttukları balıkların iriliğini anlattıkları küçük bir mekandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bol yapraklı asma dallarıyla örtülü bir çardak vardı avlusunda.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Geniş Çandarlı Körfezi ile Aliağa ve Nemrut körfezi arasındaki yarımadada, 1922’den önce yörede yaşayan Rumlardan kalan köyde, sayısı fazla olmayan balıkçı aileleri yaşıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ali Ağa çiftliği deniyordu buraya.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ali Ağa’nın çiftliği!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugünkü modern Aliağa kentinin öncülü.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p class="wp-block-paragraph">Aliağa çiftliği yakın zamanlara kadar pek tanınan bir yer değildir ama tarihsel olarak önemli izler taşır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Helenlerden önce muhtemelen Luvilerin yaşadığı bu bölgeye İ.Ö.12.yüzyılın başlarında Helenlerin Aiol boyu geldi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Edremit Körfezi kıyılarından, Midilli adası dahil İzmir’e kadar olan alana yerleştiler. Yerli halkla karıştılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugünkü Aliağa kentinin kuzeyinde antik çağın kil heykelcikleriyle ünlü yerleşimi Myrina’nın ikiz tepesi bulunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Güneyinde ise korumak için ilan edilen “sit alanı”, “Vahşi Kapitalizm”in çeşitli tesisleri tarafından tehdit edilen tarihsel bir kentin, Kyme’nin kalıntıları var.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Myrina’nın pembe renkli kilden yapılmış küçük muhteşem heykellerinin onlarcasını, 19.yüzyılın ortalarında kaçak kazılarla ele geçiren ve Paris’e, Berlin’e kaçıran/götürenin; o zamanlar Aliağa çevresinde geniş arazilere sahip Baltazzi ailesinden Emmanuel Baltazzi olduğu söylenir. Bu zengin Bey ve ailesi Venedik kökenli Levantendi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Baltazzi’nin bugünkü Aliağa’nın olduğu yerde, bugün okul olarak kullanılan bir köşkü vardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Batı kültürünün en önemli kaynaklarından biri olan, antik Helen tanrılarını ve dinsel inancını kaydeden ve yazan, onlarla ilgili bilgilerin günümüze ulaşmasını sağlayan ünlü ozan Hesiodos’un babası ise Kyme’de doğmuştu. Hesiodos İ.Ö.8-7. Yüzyıl dolayında yaşamıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kymeliler aralarındaki tartışmalara, muhabbete o kadar dalarlarmış ki yağmur yağdığında sundurmaların (stoaların) altına sığınmak akıllarına gelmezmiş!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ephoros gibi tarihçiler yetiştiren Kyme bir kültür merkezi olmanın yanı sıra bölgenin en önemli limanlarından biriydi. Kyme kentte ticaretin gelişmesi için yıllarca liman vergisi almazmış.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mitolojik öyküler, Batı Uygarlığının ilk ozanı Homeros’un Kymeli bir adamın kızı olan Kritheis, babası ölünce amcası Maion’un korumasına bırakılmış. Ancak Kristheis genç kız olunca Smyrnalı (İzmirli) Phemios adlı bir delikanlıya kaçmış. Smyrna’da Meles Çayı kıyısında çamaşır yıkarken Homeros’u doğurmuş.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Azra Erhat’ın anlattığı bu efsaneye göre bu sebeple İzmirli kör ozan “Melesigenes” (Meles’ten doğma) olarak anılırmış.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İ.Ö.133 yılında, Pergamon/Bergama krallığı döneminde Prens Aristonikos ve düşünür Blossius öncülüğüne baş gösteren, “özgürlük ve eşitlik”, “Güneş Ülkesi” kurmak isteyen kölelerin isyanında Kyme isyancıları desteklemişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Myrina ve Kyme, Kuzey Ege’nin bu bölgesindeki diğer on iki kent gibi Aiol kentleri idi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Helen mitolojisi her ikisini de adını söylencesel kadın savaşçılar, Amazonlardan aldığını söyler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Antik Çağın Amasyalı coğrafya yazarı Strabon’a göre Myrina bir Amazon Kraliçesiydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Lemnos’da (Limni) ve Phytikos (Güzelhisar) Çayı ağzındaki tepelere kurduğu kentlere kendi adını koymuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunlarla beraber Myrina; kız kardeşi Mytilene’nin (Midilli) ve ordusundaki komutanların adlarını; Kyme (Nemrut Körfezi), Pitane (Çandarlı), Priene (Gülbahçe-Söke) kentlerine vermişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bizans zamanında, İ.S.6.yüzyılda Agathes adlı bir mizah yazarının Myrinalı olarak anılması bu kentte hayatın uzun zamanlar var olduğunu gösterir.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p class="wp-block-paragraph">Tabii ki bir Türk ismidir Ali Ağa!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çevresinde Myrina (Kalabaksaray), Kyme (Nemrut Körfezi), Aigai (Köseler Köyü), Larissa (Buruncuk), Gryneion (Şakran) gibi antik yerleşimler bulunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O zamanın metropolü Pergamon’a/Bergama’ya da pek uzak değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugünkü Aliağa kentinin çevresine Türkler kalıcı olarak 1313’de, Manisa’nın Türkmen Beylerinden Saruhanoğulları tarafından fethedilmesi, Saruhanoğulları öncülerinin Güzelhisar Çayı’nın suladığı bitek topraklara gelmesiyle başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O yıllarda yıkarıdaki antik kentler yıkılmış, yerli Rumlar seyrek çiftliklerde yaşamaktaydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkmen toplulukların ovaya yerleşmesiyle, 1313-1320 yılları arasında, bugünkü Aliağa kentine altı km uzaklıktaki Güzelhisar Köyü kuruldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yüzlerce yıl bu topraklara sahip olmuş Bizans Devleti artık geri çekiliyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bundan sonra bu yöre Türkler; önce Saruhanlılar sonra da Osmanlılar tarafından yönetilecekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1530 yılından kalma tarih kayıtlarında, bir kaza olan Güzelhisar’a bağlı “Ali Ağa Çiftliği”nin varlığından söz edilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1575 yılında Güzelhisar iyice büyümüş, artık Osmanlının Saruhan Sancağına bağlı bir merkezdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Padişah III. Murat (1546-1595) dönemine ait 1585 tarihli Saruhan Kadılık sicillerinde, içinde 23 kişinin yaşadığı “Ali Ağa Çiftliği&#8217;” kayıtlıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eğer böyleyse, bugünkü Aliağa kenti yakınlarında, muhtemelen Güzelhisar Ovasında adı Ali Ağa olan bir Türkmenin, arazisi denize kadar uzanan bir çiftliği vardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Belki de bu kişi adını günümüze bıraktı.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p class="wp-block-paragraph">“Aliağa” kentinin ismi daha sonraları yaşanmış tarihsel olaylara dayanıyor da olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Osmanlı Padişahı IV. Murad (1612-1640), 1638’de Bağdat’a yaptığı seferden dönerken, savaş sırasında Osmanlı’ya yardımcı olan bazı Arap aşiretlerini ya da oralarda yaşıyan Türkmen boylarını yanına aldı, bu topraklara göçmeye yönlendirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Savaşlar ve salgın hastalıklar Anadolu nüfusunu sürekli eksiltiyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Toprağı işlemek, savaşa asker sağlamak için insan gerekliydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Irak’tan gelen Türkmenler ya da Araplar Batı Anadolu’da, buralarda geniş ve verimli topraklara yerleştirildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunlardan büyük kısmı Bergama’nın Bakırçay Ovası’nın kuzeyine, Bölcek köyü çevresine konuşlanırken, bir kısmı da bugünkü Aliağa yakınlarındaki Güzelhisar Çayı’nın (antik Titnaios-Pythikos) sulak ovasını yurt edindi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Arapların yaşadığı Irak illerinden gelmeleri nedeniyle “Arapoğulları” denildi onlara!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yöre toprağına sarıldılar; çiftçilikle, hayvancılıkla geçimlerini sağladılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zamanla Osmanlıların güvenilir destekçisi olan Arapoğullarına işletecekleri arazi yanında Ayanlık/Vovvodalık/Yerel yöneticilik de verildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayanlar yerel halk içinden Payitaht/İstanbul tarafından seçilen, Devlet ile halk arasındaki ilişkiyi sağlayan, saygın kişilerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Uzun yıllar Osmanlıya asker ve gelir sağlayan, Devlet’in işletmeleri için arazi verdiği Tımar sahiplerinin yozlaşması, bu sisteminin bozulmasıyla 16.yüzyıl sonlarında Devlet taşraya Voyvodalık sistemi getirilmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Voyvodalar da köy ve kasabalarda güvenlik, vergi toplama gibi işleriyle ilgilenir, Padişah tarafından bölgenin saygın ve zengin kişileri arasından atanırdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu deyim Osmanlının Rumeli’deki ilişkilerinden alınmış, Sırpça “önder, lider” anlamına gelen bir sözcüktü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kamu yönetiminde bazan, Ayan ve Voyvodalar aynı kişiler olurdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Voyvoda toplanan vergilerin bir kısmını Payitaht’a gönderir, gerisini kendisi alırdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zamanla çok zenginleşen ve silahlı güce de sahip olan Voyvodalar 18.yüzyılda Devlet’e kafa tutacak etkinliğe erişmişti.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p class="wp-block-paragraph">Arapoğulları’nın bir kolu Bergama, Bakırçay Ovasına yerleşmişken, Güzelhisar Çayı ovasını ve çevresini yurt edinen diğer kolunun önderi “Esseyyid Abdülkerim Ağa”ydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Esseyid” terimi, İslam kültüründe ve özellikle tasavvuf çevrelerinde, Peygamber Hz. 3Muhammed&#8217;in soyundan gelen kişileri tanımlamak için kullanılır. Arapça kökenlidir, &#8220;efendi, lider” anlamına gelir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha sonraları bu unvan, tarihte hem manevi bir onur hem de toplumsal bir saygı ifadesi olmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Osmanlı Devleti’ne bağlı Arapoğulları, 1712’den itibaren Güzelhisar’ın Voyvodalığını/Ayanlığını yapmaya başlamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1760 ile 1780 yılları arasında bu bölgenin Voyvodası/ Ayanı “Arapoğlu Esseyyid Ali Ağa” idi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Güzelhisar’da “Yukarı Cami” de denilen “Ali Ağa Camisi”ni de yaptırmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu cami, geçmişte yapılan onarımlarla birlikte hala ayaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Voyvoda ve Ayan “Esseyyid Ali Ağa” bugünkü Aliağa çevresinde büyük siyasal ve ekonomik güç elde etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ovadan denize kadar uzanan geniş toprakların sahibi oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Güzelhisar Arapoğullar’ının bölgeye hakimiyeti 1812’ye kadar sürdü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu değerlendirmelere göre, bugünkü Aliağa kentinin adı muhtemelen, hemen yanıbaşındaki Güzelhisar’a yerleşik “Esseyyid Ali Ağa”dan gelir.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p class="wp-block-paragraph">Kuzeyde Bergama’ya, Bakırçay Ovasına yerleşen Arapoğulları Beylerinin daha sarsıntılı bir hayatı olmuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1737’de öldüğü bilinen “Arapoğlu Hacı İbrahim Ağa” Bergama’nın ilk Voyvodasıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onun yerine geçen “Hacı Osman Ağa”nın oğlu “Hacı Mehmet Ağa” Bergama’ya çok hizmetler yapmış, sevilen bir kişiydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bergama’nın sırtını dayadığı Geyikli Dağları’ndan toplanan pınar sularını kente getirmiş, halkı kuyu suyu kullanmaktan bir ölçüde kurtarmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hayırla anılıyor, “Koca Arapoğlu” diye tanınıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Osmanlı işlerini gören, Ayanlık/Voyvodalık görevi verdiği ailelerde yöneticiliğin babadan oğula geçmesine izin veriyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yoksa Osmanlının toprak sisteminde, “Vakıf gelirleri” dışında her yer Padişah’a aitti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Muhtemelen Güzelhisarlı Arapoğulları’yla akraba olan Bergamalı Arapoğulları’ndan, “Koca Arapoğlu”nun torunu, adaşı “Mehmet Ağa” 1761’de Bergama Voyvodası oldu. O da Bergama’da iki kütüphane kurdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Mehmet Ağa” ölünce Voyvoda olan “Arapoğlu İbrahim Ağa”, kadın meselesi nedeniyle kahyası “Sağancılı Veli Ağa” tarafından öldürülünce Arapoğulları’nın Bergama’daki saltanatı sona erdi (1774).</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p class="wp-block-paragraph">Devlet yönetimi boşluk tanımaz!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Osmanlı Arapoğulları’nın elinden aldığı toprakları ve yerel yönetim yetkisini Manisa kökenli Karaosmanoğulları ailesine verdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yönetsel bölge Kemeredremit’den (Burhaniye-Balıkesir) Menemen’e kadar uzanan alanı, Bergama ve Güzelhisar çevresini de kapsıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Geniş ve güçlü bir sülaleydi Karaosmanoğulları.</p>



<p class="wp-block-paragraph">17.yüzyılın ortalarından itibaren Aydın, Manisa, İzmir Bölgesine egemen olmuşlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sülalenin soy ağacının başında 1664’de ölen “Mehmet Çavuş” yer alır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oğlu “Kara Osman”, zamanla bu bölgeye hükmedecek olan bu soya adını vermiştir. Ölümü 1706’da Akhisar-Yayaköy-Zeytinliova’dadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Kara Osman”ın torunu olan “Ömer Ağa” 1790’ların başında Bergama Voyvodası oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu süreçte, “Karaosmanoğlu Ömer Ağa” tahta yeni çıkan II.Mahmut’un (1785-1839) karşılaştığı askeri sorunlarda yanında durmuş, Osmanlı Rus Savaşına oğlu ve askerleriyle birlikte katılmış, Mısır’a asker göndermişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Devletin güvenini kazanmıştı “Ömer Ağa”.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yıllarda Menemen Voyvodalığına, sülalenin kurucusu “Kara Osman”nın bir diğer torunu “Ataullah Ağa”nın (ölümü 1766) oğlu “Hacı Osman Ağa” getirilmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çok zengin olan, Vakıflara 1790’lı yıllarda birçok mal bağışlayan “Karaosmanoğlu Hacı Osman Ağa” 1800 yılında Manisa’da öldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onunda “Ali Ağa” adında bir oğlu vardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Karaosmanoğlu Ali Ağa”nın 1821 yılında Manisa’da çıkan karışıklığın bastırılmasında yararlılık gösterdiği biliniyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kayıtlarda yer alan bir bilgiye göre, bu başarısından dolayı “Ali Ağa”, Saruhan (Manisa) Mutassarıfı (bir tür Vali görevi yapan) “Mehmed Behram Paşa” tarafından oğlu “Hüseyin Bey”in “vekil-i umur”u, “genel temsilcisi” olarak tayin edilmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Güvenilir bir kişiliğ olan “Karaosmanoğlu Ali Ağa”nın ömrünün çoğunu Manisa’da geçirdiği düşünülüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Babası “Osman Ağa”nın ona, Manisa’da “Yeni Çiftlik ve Papaslı Çifliği”, Menemen’de “Niyaz ve Tavşanlı Çayırı Çiftlikleri”ni bıraktığı kayıtlı olduğu halde, Güzelhisar Ovası/bugünkü Aliağa kenti çevresinde bir mülkü olduğu görülmüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Karaosmanoğlu Ali Ağa”da 1836 yılında Manisa’da Deveciyan Mahallesindeki bir konakta öldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu süreçte çeşitli yörelerde Voyvadalık/Ayanlık yapan Karaosmanoğulları’nın, başka yerlerde Voyvoda olarak yaptığı siyasal ve idari etkinliklerinin sona erdiği bilinir.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa’da hızla gelişen Kapitalizmin geçmişe göre sağladığı toplumsal ilerlemeye ayak uyduramıyordu Osmanlı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sahip olduğu tekelci toprak mülkiyetinden vaz geçmiyor, yüksek sermeye birikimlerine ulaşabilecek bir burjuva sınıfının önünü açmıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Devlet eliyle de Avrupa’nın sanayi devrimine katılmaya girişilemiyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir zamanlar Avrupa’nın korkulan efendisi olan Osmanlı Devleti idari reformlar yapmayı gerilemenin çaresi olarak düşünüyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Güçlü Voyvadalıklar, Ayanlıklar eliyle taşra Payitaht’a yeterli kaynak aktarmıyordu. Hatta daha çok yetki istiyor, baş kaldırıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1812 yılında padişah II.Mahmut’un gücü merkezde toplama politikası bağlamında taşrada Ayanların/Voyvodaların gücü önemli ölçüde kırıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1826’da Yeniçeri Ocağının kapatılması, yer yer direnişle karşılaşılmasına rağmen, bu değişimi destekledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">II.Mahmut’un oğlu Padişah Abdülmecid’in (1823-1861) 1839’daki “Tanzimat Fermanı”yla Devleti yeniden düzenleme girişimiyle birlikte Ayan ve Voyvodaların gücü kırılmaya çalışılmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Abdülmecid’in yerine geçen kardeşi Sultan Abdülaziz (1830-1876) döneminde, 1864’de yürürlüğe giren “Vilayetler Nizamnamesi”yle “Sancak, Kaza” gibi yerleşimlerin yöneticileri artık merkezden atanan Devlet görevlileriydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu ortamda, geniş arazilere sahip olan Voyvadalar/Ayanlar idari nüfuslarının kalmamasına rağmen, işlettikleri topraklardan elde ettikleri büyük servetlere sahiptiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Varlıklarının, herşeyin efendisi olan Osmanlı Padişahı tarafından el konulmasından korkup, korumak için bu servetlerin büyük kısmını, hayır işleri yapmak üzere kurdukları Vakıflara bağışladılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu gelişmeler bağlamında Karaosmanoğulları da siyasal ve toplumsal tarih sahnesinden yavaş yavaş çekilmeye başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla beraber Osmanlı Devletinin 1827/1828 yılı kayıtlarında bugünkü Aliağa kenti çevresinde, bu yörede bir “Ali Ağa Çiftliği” olduğundan söz edilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1835’de bütün Batı Anadolu’da görülen Veba Salgını buraları da etkiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yörenin toplumsal merkezi Güzelhisar yerleşimi dağılır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1844-45 Nufüs Sayımı kayıtlarında artık Güzelhisar kazasına bağlı “Ali Ağa Çiftliği Köyü”nün adı vardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1870’lerde yörede “Ali Ağa Çiftliği”nin yanı sıra “Paşa Çiftliği”, “Arap Çiftliği” gibi adları olan büyük çiftlikler vardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu çiftliklerde genellikle Rum aileler yaşamaktadır.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p class="wp-block-paragraph">Güzelhisar Ova’sının dışında, bugünkü Aliağa’nın olduğu yerde bulunduğu olası “Ali Ağa Çiftliği”nde, 1844-45’de yapılan Nüfus Sayımındaki kayıtlar da bu yerde yoğunlukla Rumların oturduğu görülür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Osmanlının bu sayımda tutulan 2028 sayılı “Aliağa Çiftliği”ne ait “temettü&#8217;at defteri”nde bu durum gözlenir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Temettü&#8217;ât defterleri”, Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nda Tanzimat Dönemi&#8217;nde (1839-1876) düzenlenmişti. Köy ve mahallelerde ayrıntılı nüfus, mülkiyet ve gelir kayıtlarını içeren defterlerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu defterler, Osmanlı’nın vergi toplama sistemini düzenlemek ve toplumsal yapıyı daha iyi anlamak için tutuluyordu. Böylece modernleşmede daha ileri adımlar atılacağı düşünülüyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu deftere göre o yıl “Ali Ağa Çiftliği”nde 62 hane, 152 vergi mükellefi bulunuyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Vergi mükelleflerinin 13&#8217;ü Müslüman, 139&#8217;u ise Hıristiyan Osmanlı vatandaşıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onların çoğu ortakçı ya da çiftlik işçisiydi. Çiflik sahibi Türklerin çiftliklerinde barınıyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Muhtemelen burada bir kilise ve su kaynağı vardı ve köy “Kilise Pınarı” köyü olarak anılıyordu. Kilise, günümüzde Aliağa Merkez Camisinin bulunduğu yerdeydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir yaklaşıma göre “Ali Ağa Çiftliği Köyü” 19.yüzyılın başlarında “Kilise Pınarı” köyünden dönüşmüştü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yıllarda 1840’dan itibaren Levanten Baltazzi ailesi Ali Ağa çevresinde 12 bin dönümlük arazi satın aldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak bu durum Baltazzi ailesi ile yörede yaşayan Rumlar arasında sorunlar çıkmasına yol açtı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1890’da Ali Ağa Çiftliği Köyünde 101 hane 800 nüfus yaşıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yunan kaynaklarına göre de Aliağa, bu yıllarda yaklaşık 1.000 nüfusa sahip bir köydü ve halkın çoğunluğu Rumlardan oluşuyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rumlar bu köye kendi dillerinde Alaga ( ?????) adını vermişti. Kendilerine de Alagadiotes (???????????) diyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yazar A. Papadopoulos-Kerameas&#8217;ın belirttiğine göre, Aliağa Köyü antik Myrina kentinin bulunduğu yerde bulunuyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öte yandan bu köyün burada yaşamış Rumların dilinde “Alaga” olarak anılması; “Ali Ağa” deyişinin Rum dilinde söylenişiyle ilgili olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla beraber bu sözcük, “Alaga”, Güzelhisar Ovası’nın oluşmasına neden olan Güzelhisar Çayı’nın (Titnaios-Pythikos) yakınında doğduğu antik Aigai kentininin bir başka biçimde söylenişiyle de ilgili olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dericiliğin geliştiği, adının genellikle Helence “keçi” sözcüğüyle ilişkili olduğu bildirilen Aigai’nin dik bir tepede duruşu muhteşem Pergamon Akropolü’nün konumuna benzer.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kartal yuvasına benzer bir yükselti üzerindeki Aigai görkemli kalıntılarıyla bugün bile dikkati çeker.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Günümüzde dahi burada yapılan arkeolojik kazılarla çok önemli yapıtlar ortaya çıkarılıyor.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p class="wp-block-paragraph">Gelelim 2025 yılına!</p>



<p class="wp-block-paragraph">21.yüzyılın ilk yarısı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aradan yüzlerce yıl geçmiş!</p>



<p class="wp-block-paragraph">O zamanlar yaşanan doğal ve toplumsal sıkınıtlara, çatışmalara rağmen doğayla barışık yaşamış insanlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Masmavi denizin kıyısında baharda yeşil, yazda sapsarı topraklarda!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kurumayan, sökülmeyen ağaçlar; çoşan ırmaklar, ormanlarla!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi kirlilikten kızaran denizi, ölümcül havası, zehirli toprağıyla namlı, gün geçtikçe büyüyen bir sanayi kenti Aliağa.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gemi sökümüyle Dünya’nın çöplüğü; boğucu havasıyla ülkemizin kirlilikte “alameti farikası”, marka işareti!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne kadar çevre sorunu varsa hepsi var bugün Aliağa’da!</p>



<p class="wp-block-paragraph">İrili ufaklı onlarca kirletici sanayi kuruluşu yığılmış bir araya!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tabii ki amaç, en kolay yoldan çok para kazanmak!</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşte “Vahşi Kapitalizm” böyle bir şey!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ülkenin ekonomik gelişmesine katkıda bulunacak, insanlara iş bulacak diye doğayı katletmek!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hayatı yok saymak!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nerede poyrazın getirdiği tertemiz, serin hava?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nerede dalgaların köpükleriyle oynaşan balıklar?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nerede o bereket fışkıran toprak?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nerede şimdi o masum Aliağa?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu kente muhtemelen adını veren Ali Ağa yöredeki çevre yıkımını bilse, mezarından kalkıp sebep olanlara hesap sorardı muhakkak!&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kaynak-Cumhuriyet</p>



<p class="wp-block-paragraph">(Kaynaklar: https://www.aliaga.bel.tr/aliaga/aliaga-adinin-oykusu</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="685" src="https://kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2019/10/aliaga-myrina-gryneion-2-1024x685.jpg" alt="" class="wp-image-8952" srcset="https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2019/10/aliaga-myrina-gryneion-2-1024x685.jpg 1024w, https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2019/10/aliaga-myrina-gryneion-2-300x201.jpg 300w, https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2019/10/aliaga-myrina-gryneion-2-768x514.jpg 768w, https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2019/10/aliaga-myrina-gryneion-2-90x60.jpg 90w, https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2019/10/aliaga-myrina-gryneion-2-180x120.jpg 180w, https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2019/10/aliaga-myrina-gryneion-2-95x64.jpg 95w, https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2019/10/aliaga-myrina-gryneion-2.jpg 1200w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="760" height="450" src="https://kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2025/01/090335890-guzelhisar-mezar-1.jpg" alt="" class="wp-image-119378" srcset="https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2025/01/090335890-guzelhisar-mezar-1.jpg 760w, https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2025/01/090335890-guzelhisar-mezar-1-300x178.jpg 300w, https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2025/01/090335890-guzelhisar-mezar-1-585x346.jpg 585w" sizes="(max-width: 760px) 100vw, 760px" /></figure>
<p>Bu post <a href="https://www.kuzeyegehaber.com/2025/01/29/sefa-taskin-nerede-o-masum-ali-aga/">Sefa Taşkın: &#8220;Nerede O Masum Ali Ağa?&#8230;&#8221;</a> Aşağıdaki Sitede Yayınlanmıştır. <a href="https://www.kuzeyegehaber.com">Kuzey Ege Haber</a>. Yazının Kaynağı Bu Sitedir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kuzeyegehaber.com/2025/01/29/sefa-taskin-nerede-o-masum-ali-aga/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ALİAĞA&#8217;DA GEZİLECEK YERLERİ ÖĞRENMEK İSTER MİSİNİZ?&#8230;</title>
		<link>https://www.kuzeyegehaber.com/2024/10/13/aliagada-gezilecek-yerleri-ogrenmek-ister-misiniz/</link>
					<comments>https://www.kuzeyegehaber.com/2024/10/13/aliagada-gezilecek-yerleri-ogrenmek-ister-misiniz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdinç Şahin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Oct 2024 07:56:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[#aigai]]></category>
		<category><![CDATA[#aliağa]]></category>
		<category><![CDATA[#gryneion]]></category>
		<category><![CDATA[#kuşcenneti]]></category>
		<category><![CDATA[#kyme]]></category>
		<category><![CDATA[#uçansuşelalesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kuzeyegehaber.com/?p=114524</guid>

					<description><![CDATA[<p>KUZEYEGEHABER-İzmir’in kuzeyinde yer alan Aliağa, hem tarihi zenginlikleri hem de hızla gelişen sanayisiyle dikkatleri üzerine çekmektedir. Aliağa’nın kuzeyinde Bergama, güneyinde Foça ve Menemen, doğusunda Manisa, batısında ise Ege Denizi ile çevrilmiştir. Tarihi açıdan büyük bir öneme sahip olan Aliağa, antik İzmir ve Bergama uygarlıklarından izler taşımaktadır. Ege kıyılarında yer alan Aiolis kentleri arasında, en büyük [&#8230;]</p>
<p>Bu post <a href="https://www.kuzeyegehaber.com/2024/10/13/aliagada-gezilecek-yerleri-ogrenmek-ister-misiniz/">ALİAĞA&#8217;DA GEZİLECEK YERLERİ ÖĞRENMEK İSTER MİSİNİZ?&#8230;</a> Aşağıdaki Sitede Yayınlanmıştır. <a href="https://www.kuzeyegehaber.com">Kuzey Ege Haber</a>. Yazının Kaynağı Bu Sitedir.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">KUZEYEGEHABER-İzmir’in kuzeyinde yer alan Aliağa, hem tarihi zenginlikleri hem de hızla gelişen sanayisiyle dikkatleri üzerine çekmektedir. Aliağa’nın kuzeyinde Bergama, güneyinde Foça ve Menemen, doğusunda Manisa, batısında ise Ege Denizi ile çevrilmiştir. Tarihi açıdan büyük bir öneme sahip olan Aliağa, antik İzmir ve Bergama uygarlıklarından izler taşımaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ege kıyılarında yer alan Aiolis kentleri arasında, en büyük ve önemli 12 kentten 4’ü, Aigai, Kyme, Myrna ve Gryneion, Aliağa sınırlarında bulunmakta. Bu antik kentler, bölgenin zengin kültürel geçmişine ışık tutarken, tarih meraklıları için de cazip bir ziyaret noktası oluşturmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1982 yılına kadar Menemen ilçesine bağlı olan Aliağa, bu tarihte ilçe statüsüne kavuşmuştur. İlçenin ekonomisi geçmişte büyük oranda tarıma dayanırken, devlet ve özel sektörün yatırımlarıyla Aliağa, hızla sanayi ve liman kenti haline gelmiştir. Günümüzde Türkiye’nin en önemli sanayi bölgelerinden biri olan Aliağa, aynı zamanda liman işletmeciliği ve deniz ticareti açısından da büyük bir rol oynamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aliağa&#8217;da keşfedilmesi gereken rotalar</p>



<p class="wp-block-paragraph">Doğal ve tarihi zenginlikleriyle mutlaka deneyimlenmesi gereken yerlerden biri olan Aliağa’da mutlaka ziyaret edilmesi gereken bazı önemli noktalar:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aliağa Kuş Cenneti…<br>Güzelhisar Çayı çevresinde yer alan Güzelhisar Deltası ve Aliağa Plajlar Mevkiindeki Aliağa Kuş Cenneti, doğaseverler için eşsiz bir duraktır. 27 hektarlık bu sulak alanda, Türkiye’deki 425 kuş türünden 103’ü çeşitli dönemlerde yaşamını sürdürmektedir. Özellikle kış aylarında kuş gözlemcilerinin uğrak yeri olan Kuş Cenneti, flamingoların göç ettiği dönemlerde göz kamaştırıcı manzaralar sunuyor. Ak pelikan, flamingo ve gri balıkçıl gibi türler burada sıkça gözlemlenebilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aigai Antik Kenti…<br>Aliağa ilçe merkezine 30 km uzaklıkta bulunan ve M.Ö. 2. yüzyılda kurulan Aigai Antik Kenti, Helen Uygarlığı’nın izlerini taşımaktadır.. &#8220;Keçi kenti&#8221; anlamına gelen Aigai, geçmişteki zengin keçi varlığı ile bilinmektedir. Tiyatro, meclis binası ve çeşitli kutsal alanlarıyla ziyaretçilerine tarihi bir yolculuk sunan antik kent, haftanın her günü ziyaret edilebilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kyme Antik Kenti…<br>Aliağa’nın Çakmaklı mevkiinde, deniz kıyısına yakın bir konumda yer alan Kyme Antik Kenti, Aiolis’in 12 kentinden biri olarak tarihe tanıklık etmektedir. Tiyatro, dalgakıranlar ve kutsal alan gibi önemli yapıları ile antik dönem yaşamının izlerini taşıyan Kyme, özellikle eski bir Amazon kenti olarak da dikkatleri üzerine çekmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gryneion Antik Kenti…<br>Çandarlı Körfezi yakınındaki Gryneion Antik Kenti, Aliağa’nın bir diğer tarihi zenginliğidir. Apollon Tapınağı’nın bulunduğu bu antik kent, geçmişte önemli bir kehanet merkeziydi. Tarihi kalıntıları ve denize yakın konumu ile Gryneion, tarihe meraklı ziyaretçiler için cazip bir rota olarak öne çıkmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Uçansu Şelalesi…<br>Doğa tutkunları için Aliağa, Uçansu Şelalesi ile bir başka harika deneyim sunmaktadır. Aliağa, Manisa ve Menemen arasında yer alan bu şelale, yaklaşık 30 metre yüksekten dökülen sularıyla büyüleyici bir manzara oluşturmaktadır. Dağcılık ve yürüyüş gruplarının gözde parkurlarından biri olan bu doğal güzellik, İzmir’in en büyük şelalesi olarak bilinmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şakran Plajı<br>Deniz ve güneşten vazgeçemeyenler için Aliağa’nın en popüler noktalarından biri olan Şakran Plajı, geniş kumsalı ve temiz denizi ile yaz aylarında yoğun ilgi görmektedir. Yürüyüş ve bisiklet parkurlarıyla donatılan bu bölge, ailece vakit geçirmek isteyenler için oldukça idealdir…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kaynak-Haber Merkezi</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="576" src="https://kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2024/10/WhatsApp-Gorsel-2024-10-13-saat-10.55.30_38bde9e5-min-1024x576.jpg" alt="" class="wp-image-114526" srcset="https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2024/10/WhatsApp-Gorsel-2024-10-13-saat-10.55.30_38bde9e5-min-1024x576.jpg 1024w, https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2024/10/WhatsApp-Gorsel-2024-10-13-saat-10.55.30_38bde9e5-min-300x169.jpg 300w, https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2024/10/WhatsApp-Gorsel-2024-10-13-saat-10.55.30_38bde9e5-min-768x432.jpg 768w, https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2024/10/WhatsApp-Gorsel-2024-10-13-saat-10.55.30_38bde9e5-min-1170x658.jpg 1170w, https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2024/10/WhatsApp-Gorsel-2024-10-13-saat-10.55.30_38bde9e5-min-585x329.jpg 585w, https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2024/10/WhatsApp-Gorsel-2024-10-13-saat-10.55.30_38bde9e5-min.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
<p>Bu post <a href="https://www.kuzeyegehaber.com/2024/10/13/aliagada-gezilecek-yerleri-ogrenmek-ister-misiniz/">ALİAĞA&#8217;DA GEZİLECEK YERLERİ ÖĞRENMEK İSTER MİSİNİZ?&#8230;</a> Aşağıdaki Sitede Yayınlanmıştır. <a href="https://www.kuzeyegehaber.com">Kuzey Ege Haber</a>. Yazının Kaynağı Bu Sitedir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kuzeyegehaber.com/2024/10/13/aliagada-gezilecek-yerleri-ogrenmek-ister-misiniz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aliağa, Satranç Tutkunlarına Ev Sahipliği Yapacak&#8230;</title>
		<link>https://www.kuzeyegehaber.com/2023/08/11/aliaga-satranc-tutkunlarina-ev-sahipligi-yapacak/</link>
					<comments>https://www.kuzeyegehaber.com/2023/08/11/aliaga-satranc-tutkunlarina-ev-sahipligi-yapacak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdinç Şahin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Aug 2023 18:05:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[#aliağabelediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[#kyme]]></category>
		<category><![CDATA[#satranç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kuzeyegehaber.com/?p=89871</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aliağa Belediyesi’nin bu yıl 30 Ağustos Zafer Bayramı etkinlikleri kapsamında düzenleyeceği &#160;‘KYME Satranç Turnuvası’ 26-27 Ağustos tarihlerinde gerçekleştirilecek. Turnuvaya katılmak isteyen satranç tutkunları başvurularını 15-24 Ağustos tarihlerinde&#160;www.izmir.tsf.org.tr&#160;adresinden yapabilecek. &#160; Aliağa Belediyesi Satranç Kulübü ile Türkiye Satranç Federasyonu İzmir İl Temsilciliği iş birliğinde Aliağa Belediyesi Enka Spor Salonu’nda organize edilecek turnuva 26 Ağustos 2023 Cumartesi günü [&#8230;]</p>
<p>Bu post <a href="https://www.kuzeyegehaber.com/2023/08/11/aliaga-satranc-tutkunlarina-ev-sahipligi-yapacak/">Aliağa, Satranç Tutkunlarına Ev Sahipliği Yapacak&#8230;</a> Aşağıdaki Sitede Yayınlanmıştır. <a href="https://www.kuzeyegehaber.com">Kuzey Ege Haber</a>. Yazının Kaynağı Bu Sitedir.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Aliağa Belediyesi’nin bu yıl 30 Ağustos Zafer Bayramı etkinlikleri kapsamında düzenleyeceği &nbsp;‘KYME Satranç Turnuvası’ 26-27 Ağustos tarihlerinde gerçekleştirilecek. Turnuvaya katılmak isteyen satranç tutkunları başvurularını 15-24 Ağustos tarihlerinde&nbsp;<a href="http://www.izmir.tsf.org.tr/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">www.izmir.tsf.org.tr</a>&nbsp;adresinden yapabilecek. &nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aliağa Belediyesi Satranç Kulübü ile Türkiye Satranç Federasyonu İzmir İl Temsilciliği iş birliğinde Aliağa Belediyesi Enka Spor Salonu’nda organize edilecek turnuva 26 Ağustos 2023 Cumartesi günü saat 10.00’da başlayacak. Türkiye’nin farklı şehirlerinden Aliağa’ya gelecek yüzlerce satranç tutkunu dereceye girebilmek için kıyasıya bir mücadele sergileyecek. İki gün sürecek turnuvaya Türkiye’nin dört bir yanından sporcular katılacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">8 yaş ve altı kategorisi, 10 yaş altı ve kategorisi ve açık kategori olarak üç farklı kategoride oynanacak turnuvada İsviçre sistemi kullanılacak. Her kategoride turnuva 7 tur üzerinde sporcu başına 35&#8217;+30&#8243; süreyle oynanacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Geçerli bir Pasaport ve FIDE ID’si bulunan yabancı sporcularda TSF Sporcu Lisansı şartı aranmayacak. Turnuvada Swiss Manager yazılımı kullanılacak ve başlangıç sıralaması, sporcunun en yüksek kuvvet derecesine göre yapılacak. Turnuva sonunda kendi kategorilerinde derece alanlar için madalya ve ödül töreni düzenlenecek&#8230;</p>
<p>Bu post <a href="https://www.kuzeyegehaber.com/2023/08/11/aliaga-satranc-tutkunlarina-ev-sahipligi-yapacak/">Aliağa, Satranç Tutkunlarına Ev Sahipliği Yapacak&#8230;</a> Aşağıdaki Sitede Yayınlanmıştır. <a href="https://www.kuzeyegehaber.com">Kuzey Ege Haber</a>. Yazının Kaynağı Bu Sitedir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kuzeyegehaber.com/2023/08/11/aliaga-satranc-tutkunlarina-ev-sahipligi-yapacak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ALİAĞA’NIN ANTİK KENTLERİ BU KİTAPTA..</title>
		<link>https://www.kuzeyegehaber.com/2019/11/27/aliaganin-antik-kentleri-bu-kitapta/</link>
					<comments>https://www.kuzeyegehaber.com/2019/11/27/aliaganin-antik-kentleri-bu-kitapta/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdinç Şahin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Nov 2019 21:10:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[#aliağa]]></category>
		<category><![CDATA[#antikkentler]]></category>
		<category><![CDATA[#kentkitaplığı]]></category>
		<category><![CDATA[#kyme]]></category>
		<category><![CDATA[#myrina]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kuzeyegehaber.com/?p=11431</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aliağa Kent Kitaplığı’nın 9.yayın olan 200 sayfalık eserde Aliağa ve çevresinde yer alan Kyme, Myrina, Gryneion, Tisna, Elaia, Aigai, Larisa antik kentlerinde elde edilen bilimsel bulgular okuyucuya aktarılıyor. Adnan Menderes Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Murat Çekilmez’in editörlüğünü üstlendiği eser arkeoloji ve akademi dünyasının ilgisini kısa sürede çekmeyi başarmıştı. Arkeolojik [&#8230;]</p>
<p>Bu post <a href="https://www.kuzeyegehaber.com/2019/11/27/aliaganin-antik-kentleri-bu-kitapta/">ALİAĞA’NIN ANTİK KENTLERİ BU KİTAPTA..</a> Aşağıdaki Sitede Yayınlanmıştır. <a href="https://www.kuzeyegehaber.com">Kuzey Ege Haber</a>. Yazının Kaynağı Bu Sitedir.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Aliağa Kent Kitaplığı’nın 9.yayın olan 200 sayfalık eserde Aliağa ve çevresinde yer alan Kyme, Myrina, Gryneion, Tisna, Elaia, Aigai, Larisa antik kentlerinde elde edilen bilimsel bulgular okuyucuya aktarılıyor. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Adnan Menderes Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Murat Çekilmez’in editörlüğünü üstlendiği eser arkeoloji ve akademi dünyasının ilgisini kısa sürede çekmeyi başarmıştı. Arkeolojik yüzey araştırmalarının derlendiği kitap akademik bir dille yazılmış olup arkeoloji dünyası için de kaynak niteliği taşıyor.   </p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>HİLAL MASA’DAN ÜCRETSİZ EDİNEBİLİRSİNİZ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bölge tarihi ve arkeolojisi hakkında temel bilgilerin yer aldığı eseri okuyucular Aliağa Belediyesi merkez hizmet binasında faaliyet gösteren Hilal Masa’dan ücretsiz temin edebiliyor. Kitaba dijital platformdan ulaşmak isteyen okuyucular kitapların tam metinlerini Aliağa Belediyesi resmi internet sayfası&nbsp;<a href="https://www.aliaga.bel.tr/projeler-kategori/kent-kitapligi-projesi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">https://www.aliaga.bel.tr/projeler-kategori/kent-kitapligi-projesi/</a>&nbsp;linkinden okuyabilir ya da pdf olarak indirebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aliağa’nın tarih, kültür ve kent belleğine katkı koyan kitapta;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>KYME</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Aliağa’nın 6 kilometre güneyinde ve ilçe sınırlarında yer alan Kyme antik kentinde, 2008 yılından itibaren İtalya’daki Calabria Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Antonio La Marca kazı başkanlığını yürütüyor. Son yıllardaki çalışmalar agora, stoa, tiyatro, küçük tapınak, sütunlu yol, yerleşim bölgesi ve Helenistik sur duvarında devam ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>MYRİNA VE GRYNEİON</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Myrina ve Gryneion kentlerindeki arkeolojik yüzey araştırmaları ve elde edilen buluntular ayrıntılı olarak Araştırma Başkanı Doç. Dr. Murat Çekilmez tarafından ele alındı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>TİSNA</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Aliağa’nın doğusunda, Uzunhasanlar Mahallesi sınırları içerisinde yer Çandarlı Körfezi’ne tepeden bakar şekilde yaklaşık 250-300 metre yüksekliğinde kurulduğu tespit edilen Tisna antik kentine ait buluntular ayrıntılı olarak Araştırma Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Emre Erdan tarafından sunuldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ELAİA</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Elaia antik kenti, Aliağa’nın yaklaşık 20 kilometre kuzeyinde, Çandarlı Körfezi kıyısında, kalıntıları bugünkü Zeytindağ-Kazıkbağları mevkiinde uzanan eski bir Aiol liman kentidir. Pergamon Kazı Başkanı Prof. Dr. F. Pirson yönetiminde gerçekleştirilen Elaia yüzey araştırmalarında elde edilen son veriler, Manisa Celal Bayar Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi. Güler Ateş tarafından sunuldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>AİGAİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Manisa il sınırında yer alan Aigai, Kazılar 2004-2016 yılları arasında, Ege Üniversitesi Arkeoloji bölümünden Prof. Dr. Ersin Doğer başkanlığındaki ekip tarafından yürütüldü. 2017 yılından itibaren gerçekleştirilen çalışmalar ise Manisa Celal Bayar Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Yusuf Sezgin’in başkanlığındaki bilim insanları ve öğrencilerin katılımıyla yürütülüyor. Eserde, kentin adının anlamı ve ekonomisi, araştırma tarihçesi ve kentte saptanan yapılar yer alıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>LARİSA</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Menemen ile Aliağa arasında, Buruncuk Mahallesi’nin üst kısımlarında yer alan Antik kent ve burada yapılan çalışmalarda elde edilen veriler İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi ve Larisa yüzey araştırmaları başkanı Prof. Dr. Turgut Saner tarafından ele alındı.</p>
<p>Bu post <a href="https://www.kuzeyegehaber.com/2019/11/27/aliaganin-antik-kentleri-bu-kitapta/">ALİAĞA’NIN ANTİK KENTLERİ BU KİTAPTA..</a> Aşağıdaki Sitede Yayınlanmıştır. <a href="https://www.kuzeyegehaber.com">Kuzey Ege Haber</a>. Yazının Kaynağı Bu Sitedir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kuzeyegehaber.com/2019/11/27/aliaganin-antik-kentleri-bu-kitapta/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;KYME DİYE BİR YER KALMAYACAK!&#8221;</title>
		<link>https://www.kuzeyegehaber.com/2019/07/29/kyme-diye-bir-yer-kalmayacak/</link>
					<comments>https://www.kuzeyegehaber.com/2019/07/29/kyme-diye-bir-yer-kalmayacak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdinç Şahin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Jul 2019 10:13:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[#aliağa]]></category>
		<category><![CDATA[#antikçağ]]></category>
		<category><![CDATA[#italyan]]></category>
		<category><![CDATA[#İZMİR]]></category>
		<category><![CDATA[#kazıekibi]]></category>
		<category><![CDATA[#kyme]]></category>
		<category><![CDATA[#liman]]></category>
		<category><![CDATA[#müze]]></category>
		<category><![CDATA[#nemport]]></category>
		<category><![CDATA[#proje]]></category>
		<category><![CDATA[#sit]]></category>
		<category><![CDATA[#tmmob]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kuzeyegehaber.com/?p=5450</guid>

					<description><![CDATA[<p>KUZEYEGEHABER-Kyme, İzmir’in Aliağa ilçesinde, ağır sanayi bölgesinin içinde kalması nedeniyle çok da bilinmeyen, bölgede faaliyet gösteren fabrikaların yapılaşma talepleri karşısında kaderine terk edilmiş bir antik kent. İtalyan kazı ekibi tarafından uzun yıllar sürdürülen kazı çalışmalarının yanı sıra İzmir Müze Müdürlüğü tarafından yapılan çalışmalar sonucu elde edilen arkeolojik bulgu ve buluntular; kentin gerek sınırları ve mimarisi, [&#8230;]</p>
<p>Bu post <a href="https://www.kuzeyegehaber.com/2019/07/29/kyme-diye-bir-yer-kalmayacak/">&#8220;KYME DİYE BİR YER KALMAYACAK!&#8221;</a> Aşağıdaki Sitede Yayınlanmıştır. <a href="https://www.kuzeyegehaber.com">Kuzey Ege Haber</a>. Yazının Kaynağı Bu Sitedir.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">KUZEYEGEHABER-Kyme, İzmir’in Aliağa ilçesinde, ağır sanayi bölgesinin içinde kalması nedeniyle çok da bilinmeyen, bölgede faaliyet gösteren fabrikaların yapılaşma talepleri karşısında kaderine terk edilmiş bir antik kent.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İtalyan kazı ekibi tarafından uzun yıllar sürdürülen kazı çalışmalarının yanı sıra İzmir Müze Müdürlüğü tarafından yapılan çalışmalar sonucu elde edilen arkeolojik bulgu ve buluntular; kentin gerek sınırları ve mimarisi, gerekse sosyal ve ticari yaşamı hakkında çok önemli veriler elde edilmesini sağladı. Bu veriler özellikle M.Ö. 4’üncü yüzyıldan itibaren kentin deniz ticareti alanında oldukça gelişmiş olduğunu gösteriyor. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak antik çağda Kyme için bir avantaj olan konumu ve denizle olan ilişkisi, günümüzde büyük bir talihsizliğe dönüşmüş durumda. Ağır sanayi bölgesi içerisinde fabrikalar ve ağır tonajlı gemilerin yanaştığı iskelelerle çevrelenen 4 bin yıllık antik Kyme Kenti, sanayi kuruluşlarının bitmek tükenmek bilmeyen talepleri nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mevcut durumu itibariyle bulunduğu koy içerisinde sıkışmış bir halde bulunan antik kenti koruma çabaları, İzmir 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun son yıllarda aldığı kararlarla giderek imkansız hale geliyor. 2 Numaralı Kurul’un deniz ticareti yapan firmaların taleplerinin karşılanmasına dönük politikaları nedeniyle Kyme, adeta sanayicilerin hizmetine sunuluyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"> Bu sistematik yok edişin son aşaması olarak; antik kent ve limanın bitişiğindeki 1. derece arkeolojik sit alanının 28.03.2019 tarih ve 11049 sayılı kurul kararı ile 1. dereceden, 3. dereceye düşürülmüş olması bu kaygıların ne kadar haklı ve yerinde olduğunu kanıtlar nitelikte.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Alınan kurul kararıyla; Nemrut Körfezi’nde faaliyet gösteren Nemport A.Ş.’nin limandaki kapasitesini artırabilmesi amacıyla hazırladığı proje kapsamında Çevresel Etki Değerlendirme Süreci başladı. Tek başına bakıldığında mevcut bir limanda ihtiyaç dahilinde bir genişletme çalışması ve buna ilişkin hazırlanan bir ÇED raporu olarak görünen projenin standart prosedürü de tamamlanmış görünüyor. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Planlanan alanın güney ucuna 55 metre genişliğinde, 342 metre uzunluğunda, 18 bin 810 metrekarelik ilave bir iskele yapılacak. Yaklaşık 14 bin 310 metrekareye genişletilerek 90 bin 550 metrekare dolgu yapılması planlanan projenin tamamlanmasıyla arkeolojik tabakaların büyük bir hızla yok olacağı aşikar. Proje sona erdiğinde büyük tonajlı konteyner gemilerinin antik limanın bitişiğindeki Nemport İskelesi’ne yanaşacak olması da ayrı bir tahribat konusu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Genişletilmesi planlanan Nemport’a ait iskelenin 1. derece arkeolojik sit olan kısmının neye dayanılarak 3. dereceye düşürüldüğü, projenin gerçekleştiği deniz tabanında var olduğu bilinen antik liman kalıntılarının nasıl görmezden gelindiği gibi birçok cevapsız soru ortada duruyor. Kyme’de 1. derece arkeolojik sit alanlarının birer birer 3. dereceye düşürülmesi aynı zamanda doğal alanları da tehdit ediyor. Dolayısıyla antik kentin korunmasına dair kaygıların yanında projenin bölgede yaratacağı çevresel etkiler konusunda da birçok kesim tedirgin.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Alınan kurul kararını Kyme’nin yok edilmesiyle eş değer bir karar olarak nitelendiren Prof. Ersin Doğer, “Kyme’de artık bıçak kemiğe dayandı!” diyerek, antik kenti yok edecek bu projenin durdurulması için sivil toplum kuruluşlarına ve Aliağa halkına çağrıda bulundu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Projeye tepki gösteren Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Emine Helil Kınay, “Bir damla su tek başına bir şey ifade etmeyebilir ama dolu bir bardağa bir damla su eklediğinizde o bardak taşar. Aliağa şu anda tam da bunu yaşıyor. O bardak taşmış durumda” diyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bölgede uzun süredir çalışmalarda bulunan Foça Çevre ve Kültür Platformu sözcüsü Bahadır Doğutürk ise Nemport Liman Projesi’ni “Akıl tutulması” olarak değerlendiriyor; “Ağır sanayi bölgesi adeta bir ölüm bölgesine dönüştü…”</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8220;KYME DİYE BİR YER KALMAYACAK!&#8221;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Projeyi bugüne kadar yapılan iskelelerin en büyüğü ve en gaddarı olarak nitelendiren Doğer, alınan kararla Kyme’nin deniz sınırlarının daraltılmasının ötesinde ilk kez bazı yerlerde kıyıya kadar çekildiğine dikkat çekiyor: “Kyme’de artık bıçak kemiğe dayandı! Alınan kurul kararı Kyme’nin yok edilmesiyle eş değer bir karardır. Antik liman yaklaşık 2.5-3 m. suyun altında ve kentin büyük bir kısmı suyun içinde. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Denizi doldurarak antik kentin deniz içindeki kalıntılarının üzerini kapatacaklar. Üstelik yaptıkları derin taramalar da ayrı bir tahribata neden olacak. Yani artık Kyme diye bir yer kalmayacak! Bodrum Müzesi’nden gelen uzmanlar ve Dokuz Eylül Üniversitesi, Deniz Bilimleri ve Teknoloji Enstitüsü’nden Dr. Harun Özdaş burada direnç sondajları yapmış. Raporda taramalardan ve derinleştirmelerden söz ediliyor. Oysaki su altına en büyük zararı bu çalışmalar verecek. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Kurul kararında denizin altındaki kalıntılar için insutu (yerine ait) olmayan diye yazıyor. Bunların hepsi palavra! Bu zorlama bir karardır. Açık söyleyeyim ben ilk kez Kyme’den korkuyorum. Artık Kyme’nin ne kara ne de deniz tarafı güvende!’’</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8220;SIRADAN VATANDAŞLARA ETTİKLERİ EZİYETİ VARIN SİZ DÜŞÜNÜN&#8221;</p>



<p class="wp-block-paragraph">İtalyan kazı ekibinin 1982-1985 yılları arasında liman ve denizin altında araştırma yaptığını hatırlatan Doğer, yaklaşık 40 yıldan beri denizdeki koruma durumunun 1. derece sit olduğunu belirterek, “Peki, ne değişti? Ne değişti de sit daraltılarak 3. dereceye düşürüldü?” diye soruyor: “Şimdi oradaki diğer firmaların bu iskeleye ilişkin davalar açtıklarını duyuyorum. Sebebi, gemi manevralarına ilişkin sorunların çıkma ihtimali. Aynı kurul ve bakanlık tarafından örneğin Ege Gübre’ye çok büyük bir haksızlık edilmiştir. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Ben kurul üyesiyken bu firmaya çok büyük paralar harcatarak kurtarma kazısı yaptırdık. Ama buluntular nedeniyle 5 m. yukarıda bir depolama alanına bile izin vermedik. A firmasına izin vermeyip B firmasına bütün olanakları açamazsınız. Sıradan vatandaşlara ettikleri eziyetleri varın siz düşünün. İki dönümlük arazide üç tane çanak çömlek için anıtlar kurulunun yaptıklarını biliyoruz. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Kaldı ki Nemport’a yapılan bu ayrıcalık ilk değil! Açıkçası burada tuhaf şeyler oluyor. O anıtlar kurulunda birazcık vicdan olsaydı bunu yapmazdı. Mahkemeye gidildiğinde bütün bu raporlar ortaya çıkacak. Bu yüzden orada ne kadar STK varsa Aliağa halkıyla birlikte ayağa kalkıp bunu engellemesi gerekiyor.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8220;O BARDAK TAŞMIŞ DURUMDA&#8221;</p>



<p class="wp-block-paragraph">TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Şube Başkanı Emine Helil Kınay, mevcut bir limanın kapasitesini artırıyormuş gibi görünen bu projenin getireceği sosyal ve çevresel etkileri şöyle değerlendirdi: “Aliağa ile ilgili sürekli vurguladığımız konu bütünsel ve uzun vadeli sağlıklı planlamalar yapılması gerektiği. Bu anlamda çevresel kapasitesini doldurmuş olmasına rağmen hâlâ sanayi yatırımlarının burada artarak sürmesi ciddi bir risk oluşturuyor. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Liman projesine gelince; bu basit bir liman yatırımı ya da basit bir kapasite artışı gibi değerlendirilemez. Burada atılacak her adım önemli. Daha önce 4 ya da 5 kere zaten kendi içinde kapasite artışı yapmış bu firma. Dolayısıyla sürekli eklemeler yapılması çok daha fazla yük getiriyor. Sanayinin artması çevresel maliyetleri de artırıyor. Ekonomik olarak belli bir kitlenin elde edeceği bir takım kazanımlar karşısında; hava, su, toprak gibi çevresel maliyetlerini toplumun çektiği bir süreç söz konusu. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu noktada biz burada terazideki dengelerin şaştığını görüyoruz. Tıpkı bir bardağın dolması gibi. Bir damla su tek başına bir şey ifade etmeyebilir ama dolu bir bardağa bir damla su eklediğinizde o bardak taşar. Aliağa şu anda tam da bunu yaşıyor. O bardak taşmış durumda!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8220;EKOLOJİYİ EKONOMİYE KURBAN ETMEYEN BİR ÇEVRE POLİTİKASI İSTİYORUZ&#8221;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kapasite artışının Aliağa’ya daha çok gemi gelmesi anlamına da geldiğini ifade eden Kınay, bu durumun beraberinde getireceği tehlikeleri ise şöyle özetledi:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Liman kapasitesinin artması ile birlikte bölgede artacak gemi trafiği ve gelen gemi boyutlarının da büyümesi; Deniz kirliliği, kaza riski, deniz ekosistemine yönelik olumsuz etkilerin de artması anlamına geliyor. Ayrıca kapasite artışları bölgedeki sanayi yatırımlarının da büyümesi anlamında olduğu için bu tesislerin yarattığı çevresel riskler de artarak devam ediyor. Geçtiğimiz aylarda Foça’da bir gemiden kaynaklanan deniz kirliliği olayını hatırlayalım. Bu noktada durumu nasıl yönetemediğimizi hem Foça’da hem Çeşme’deki deniz kazasında gördük. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Kaza olduktan sonra yapılan acil müdahalelerin bir önemi yok. Çünkü çevresel etkiler öyle 3-5 günde toparlanacak şeyler değil. Bu tür durumlarda süreci çok uzun yıllar izlemeniz gerekir ve sadece zararı kurtarmaya çalışırsınız. Dolayısıyla gemi trafiğinin taşıdığı yüklerin yarattığı kirliliğin de kaza riskinin de çok farklı boyutları var. Bütün değerlendirmeler kazalar göz ardı ederek yapılıyor. Oysaki olası bir kaza durumunda ne yapılacağı önemli. </p>



<p class="wp-block-paragraph">O deniz şu an nefes almaya çalışıyorsa bir kaza gerçekleştiğinde o nefesi de alamayacak. Bu noktada Aliağa gibi özel bölgelerde tesisleri sadece bir liman yatırımı olarak değerlendirmek doğru değil. Bizler ekolojiyi ekonomiye kurban etmeyen bir çevre politikası istiyoruz. Yaşadığımız gerçek ise bunun tam tersi!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8220;BÖLGEDE TAM BİR AKIL TUTULMASI YAŞANIYOR&#8221;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aliağa’nın çevresel kirlilik bakımından kritik eşiğin aşıldığı süreçte olduğunu düşünen Foça Çevre ve Kültür Platformu sözcüsü Bahadır Doğutürk de Helil Kınay’a paralel bir değerlendirme yapıyor: “Bölgenin en büyük kaybı büyük gemilerin yanaşabilme şartlarına uygunluğudur. Nemrut Körfezi bu özelliğinden dolayı iskelelerin istilasına uğramış durumda. Mevcut limanların malum zararları ortadayken kapasite artışı ve genişletme projeleri ile yok oluş süreci devam ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"> Nemport Liman Projesi de bu kapsamda ele alındığında hem deniz içinde hem de karasal alanda geri dönüşü olmayan zararlar verecektir. Uluslararası sözleşmelerde koruma altına alınması gereken denizlerin oksijen kaynağı ve balıkların üreme ortamları olan Poseidon çayırları da telafisi mümkün olmayacak şekilde zarar görecektir. Bölgede tam bir akıl tutulması yaşanıyor; ağır sanayi bölgesi adeta bir ölüm bölgesine dönüştü.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8220;HEM DENİZDE HEM DE KIYIDA BÜYÜK TAHRİBATA YOL AÇACAK&#8221;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Platform olarak yaptıkları uyarıların bugüne kadar hiçbir şekilde dikkate alınmadığını ifade eden Doğutürk, Foça’daki kazanın da sürpriz olmadığını söylüyor: “Geçtiğimiz yıl yaşanan ham petrol sızıntısı Yeni Foça sahili dahil olmak üzere yaklaşık 7-8 km’lik bir alanda büyük hasara neden oldu. Gemi trafiğinin her geçen gün artması benzer olayların artarak yaşanacağının göstergesi. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunca olumsuzluğun yanında Nemport Limanı’nın 55 metre genişlik, 352 metre uzunluktaki genişletme adı altında yapmak istediği iskele deniz dolguları dahil büyük bir alanı kapsıyor. Kyme antik kentine vereceği zararın yanında hem denizde hem de kıyıda büyük tahribata yol açacak. Gemi trafiği yönünden de karşı iskelelere daha da yakınlaşmak suretiyle deniz dibinde facialara sebep olacaktır. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Aliağa zamanında sanayiye peşkeş çekilmeyip kültürel miras olarak değerlendirilseydi bugün bölgede bir sanayi vahşetinden değil bir turizm ve kültür merkezinden bahsediyor olacaktık. Bölge halkı için önemli bir gelir kaynağı olan bacasız turizm gelişecek, toplumun her kesimi refah düzeyini arttırmış olacaktı.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8220;ADRESE DAYALI BİR KARAR!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Uzun yıllardır Aliağa’da faaliyet gösteren bir firma sahibi ise 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun aldığı karara tepkisini şu sözlerle dile getiriyor:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Vatandaş olarak üstünkörü alınmış ve adaletsiz bir karar olarak değerlendiriyorum. Adrese dayalı bir karar! Bizim en ufak bir faaliyetimizde önümüz kesilirken böyle bir projenin sorunsuz bir şekilde halledilmesi insanı üzüyor. Aynı şirket daha öncede kazı yapılan yerin üstünü asfalt ile kapattı. Ama her seferinde çok güzel örtbas edildi. Kurul kişiye göre yaptırım uyguluyor herhalde.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">BİZİM SUÇUMUZ NE?</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Burada sanayici ile toplam bir master plan yapılması gerekirken münferit, ne olduğu belli olmayan kararlar veriliyor. Uyanık davranan firmalar sandalyeyi kapıyor. Biz kurulduğumuzdan beri her türlü işimizi kurul kararları doğrultusunda yaptık. Ama sonucunda cezalandırılan biz olduk! Kimi firmalar mahkemeye çıktı, kimisi yatırımından vazgeçti ya da yatırımını geç yaparak zarar etti. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Akşamdan sabaha ne değişti de bu karar alındı? Biz yıllarca Kyme için yatırımlarımızı yapamadık. Ama başkaları gelip kolaylıkla istila etti. Bizim suçumuz ne? Şimdi bu karar bir emsal oluşturacak. Herkes kendi alanının sit’ten çıkarılmasını isteyecek. Hepimiz dava açacağız.’’</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8220;ALINAN KARARDA BİR SIKINTI YOK&#8221;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Telefonla ulaştığımız 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürü Fuat Keskin’e Kyme’de yapılan sit değişikliği kararını nasıl değerlendirdiğini sorduk. Sorumuza bakanlık izni olmadan yanıt veremeyeceğini ifade Keskin, alınan kararda bir ‘sıkıntı’ olmadığını da sözlerine ekledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir antik kentin denizden ve karadan yok edilmesinin önünü göz göre göre açan kararlar alabilen ve bunda bir sıkıntı görmeyen kurul ve kurul üyelerine, bölgede yürütülen kurtarma kazılarında uzun yıllar emek vermiş bir arkeolog olarak sormak isterim: “Madem bir antik limanı ticari faaliyete açarak yok etmekte bir sıkıntı görmüyorsunuz; birinci görevi kültür varlıklarını korumak olan bir kurumun başında neden duruyorsunuz? </p>



<p class="wp-block-paragraph">Mevcut yasa ve yönetmelikleri kime ve neye göre esnetebildiğinizi kamuoyuyla paylaşın ki; hem bölgede faaliyet yürüten diğer sanayi kuruluşları hem de hasbelkader taşınmazları sit içerisinde kalmış yurttaşlarımız yol ve yöntemlerini ona göre belirleyebilsinler!..”</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph">Kaynak-Gazete Duvar</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://cdn.media.gazeteduvar.com/2019/07/mm-1.jpg" alt=""/></figure>
<p>Bu post <a href="https://www.kuzeyegehaber.com/2019/07/29/kyme-diye-bir-yer-kalmayacak/">&#8220;KYME DİYE BİR YER KALMAYACAK!&#8221;</a> Aşağıdaki Sitede Yayınlanmıştır. <a href="https://www.kuzeyegehaber.com">Kuzey Ege Haber</a>. Yazının Kaynağı Bu Sitedir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kuzeyegehaber.com/2019/07/29/kyme-diye-bir-yer-kalmayacak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MYRİNA VE GRYNEİON’DA YÜZEY ARAŞTIRMALARI BAŞLIYOR..</title>
		<link>https://www.kuzeyegehaber.com/2019/07/08/myrina-ve-gryneionda-yuzey-arastirmalari-basliyor/</link>
					<comments>https://www.kuzeyegehaber.com/2019/07/08/myrina-ve-gryneionda-yuzey-arastirmalari-basliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdinç Şahin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Jul 2019 20:53:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[#aliağa]]></category>
		<category><![CDATA[#antikkent]]></category>
		<category><![CDATA[#arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[#gryneion]]></category>
		<category><![CDATA[#İZMİR]]></category>
		<category><![CDATA[#kazı]]></category>
		<category><![CDATA[#kyme]]></category>
		<category><![CDATA[#müze]]></category>
		<category><![CDATA[#myrina]]></category>
		<category><![CDATA[#tisna]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kuzeyegehaber.com/?p=4298</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aliağa sınırları içerisinde yer alan Myrina ve Gryneion antik kentlerinde 2019 yılı yüzey araştırmaları 11 Temmuz 2019 Perşembe günü başlıyor. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi tarafından yürütülecek çalışmalar 25 Temmuz 2019 Perşembe günü sona erecek. Kendi sınırları içerisinde Kyme, Myrina, Gryneion ve Tisna gibi antik kentlere ev sahipliği yapan Aliağa, aynı zamanda Elaia, Aigai, Larisa gibi [&#8230;]</p>
<p>Bu post <a href="https://www.kuzeyegehaber.com/2019/07/08/myrina-ve-gryneionda-yuzey-arastirmalari-basliyor/">MYRİNA VE GRYNEİON’DA YÜZEY ARAŞTIRMALARI BAŞLIYOR..</a> Aşağıdaki Sitede Yayınlanmıştır. <a href="https://www.kuzeyegehaber.com">Kuzey Ege Haber</a>. Yazının Kaynağı Bu Sitedir.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Aliağa sınırları içerisinde yer alan Myrina ve Gryneion antik kentlerinde 2019 yılı yüzey araştırmaları 11 Temmuz 2019 Perşembe günü başlıyor. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi tarafından yürütülecek çalışmalar 25 Temmuz 2019 Perşembe günü sona erecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kendi sınırları içerisinde Kyme, Myrina, Gryneion ve Tisna gibi antik kentlere ev sahipliği yapan Aliağa, aynı zamanda Elaia, Aigai, Larisa gibi antik kentlerle de yakın komşuluk yapıyor. Çevresindeki antik kentlerle birlikte tarih turizminde önemli bir noktaya sahip Aliağa, bu özelliği ile arkeoloji dünyasının ilgi odağı olmaya devam ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ANTİK KENTLER ZENGİNİ ALİAĞA</p>



<p class="wp-block-paragraph">Akademi dünyası tarafından antik kentler zengini olarak adlandırılan Aliağa, yaz aylarında akademik arkeoloji araştırma gruplarına da ev sahipliği yapıyor. 2015 yılından bu yana Myrina ve Gryneion’da arkeolojik yüzey araştırmaları Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün izinleriyle aralıksız devam ediyor. Aliağa Belediyesi’nin destekleriyle yapılan çalışmalar Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Çekilmez başkanlığında yürütülüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ARKEOLOJİ DÜNYASINA IŞIK TUTACAK..</p>



<p class="wp-block-paragraph">2015 yılından bu yana her yaz döneminde yapılan yüzey araştırmaları bu yaz döneminde de devam edecek. Bu kapsamda 11-25 Temmuz 2019 tarihlerinde 15 gün süresince 15 kişilik akademik heyet Myrina ve Gryneion antik kentlerinde yüzey araştırması yapacak. Yapılacak olan arkeolojik yüzey araştırmaları gelecek dönemdeki kazı çalışmalarına da ışık tutacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">KİTAPLAR TARİHSEVERLERİN BEĞENİSİNE SUNULDU..</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aliağa Belediyesi kültür yayınları kapsamında son beş yılda 11 kitabı ücretsiz olarak okuyucu ile buluşturdu. 11 kitap içerisinde Myrina ve Gryneion hakkında 320 sayfalık “Myrina ve Gryneion Arkeolojik Yüzey Araştırmaları, Belgeler ve Yeni Araştırmalar, 1.Cilt”, 446 sayfalık “Myrina ve Gryneion, Arkeolojik Yüzey Araştırmaları, Son Araştırmalar ve Disiplinler Arası Çalışmalar, 2.Cilt” ile 200 sayfalık “Aliağa ve Çevresindeki Antik Kentler, Kyme, Myrina, Gryneion, Tisna, Elaia, Aigai, Larisa” kitaplarını tarihseverlerin beğenisine sundu..</p>
<p>Bu post <a href="https://www.kuzeyegehaber.com/2019/07/08/myrina-ve-gryneionda-yuzey-arastirmalari-basliyor/">MYRİNA VE GRYNEİON’DA YÜZEY ARAŞTIRMALARI BAŞLIYOR..</a> Aşağıdaki Sitede Yayınlanmıştır. <a href="https://www.kuzeyegehaber.com">Kuzey Ege Haber</a>. Yazının Kaynağı Bu Sitedir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kuzeyegehaber.com/2019/07/08/myrina-ve-gryneionda-yuzey-arastirmalari-basliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
