<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>#ismailcem | Kuzey Ege Haber</title>
	<atom:link href="https://www.kuzeyegehaber.com/tag/ismailcem/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kuzeyegehaber.com/tag/ismailcem/</link>
	<description>GERÇEK HABERİN DOĞRU ADRESİ</description>
	<lastBuildDate>Mon, 04 May 2026 11:45:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2019/11/cropped-LOGO-4-32x32.jpg</url>
	<title>#ismailcem | Kuzey Ege Haber</title>
	<link>https://www.kuzeyegehaber.com/tag/ismailcem/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>HALUK ŞAHİN: &#8220;GAZAP ALGORİTMALARI&#8230;&#8221;</title>
		<link>https://www.kuzeyegehaber.com/2026/05/04/haluk-sahin-gazap-algoritmalari/</link>
					<comments>https://www.kuzeyegehaber.com/2026/05/04/haluk-sahin-gazap-algoritmalari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdinç Şahin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 May 2026 11:45:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[#halukşahin]]></category>
		<category><![CDATA[#ismailcem]]></category>
		<category><![CDATA[#minekırıkkanat]]></category>
		<category><![CDATA[#sosyalmedya]]></category>
		<category><![CDATA[#vurunkahpeye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kuzeyegehaber.com/?p=139392</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçen hafta, yılların gazetecisi, roman yazarı Mine Kırıkkanat’ın, sosyal medyada kullandığı bir kelime nedeniyle başına gelenleri bilmem izlediniz mi? Ayıplandı, yuhalandı, “vurun kahpeye!” üslubuyla linç edildi, yazdığı gazeteye eleştiri taşları atıldı, yazılarına ara verdi. Kırıkkanat’ın Kılıçdaroğlu için “kafiye hatırına” kullandığı sözcük ülkemizin duyarlıkları açısından tartışmalıdır. &#160;Kırıkkanat o sözcüğün böyle bir anlamı da olduğunu bilmediğini söyleyerek [&#8230;]</p>
<p>Bu post <a href="https://www.kuzeyegehaber.com/2026/05/04/haluk-sahin-gazap-algoritmalari/">HALUK ŞAHİN: &#8220;GAZAP ALGORİTMALARI&#8230;&#8221;</a> Aşağıdaki Sitede Yayınlanmıştır. <a href="https://www.kuzeyegehaber.com">Kuzey Ege Haber</a>. Yazının Kaynağı Bu Sitedir.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Geçen hafta, yılların gazetecisi, roman yazarı Mine Kırıkkanat’ın, sosyal medyada kullandığı bir kelime nedeniyle başına gelenleri bilmem izlediniz mi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayıplandı, yuhalandı, “vurun kahpeye!” üslubuyla linç edildi, yazdığı gazeteye eleştiri taşları atıldı, yazılarına ara verdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kırıkkanat’ın Kılıçdaroğlu için “kafiye hatırına” kullandığı sözcük ülkemizin duyarlıkları açısından tartışmalıdır. &nbsp;Kırıkkanat o sözcüğün böyle bir anlamı da olduğunu bilmediğini söyleyerek özür üstüne özür diledi. Ama kampanya devam etti. Çünkü epeydir CHP’nin üzerinde dolaşan trol kuşlarına gün doğmuştu. &nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sözünü sakınmayan Kırıkkkanat’a şu ya da bu nedenle zaten kızıyorlardı; sosyal medyanın gizli beyni olarak işleyen kavgasever algoritmalar da çıkan patırtıdan çok memnundu. &nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Gizli beyni” diyorum, çünkü algoritmaları hayatın tüm köşelerine sokan dev tekno-faşist şirketlerin kalbi ve vicdanı yok, yalnızca beyni var! O beyin de en çok para saymasını seviyor. Hakikatmiş, doğrulukmuş, dürüstlükmüş, saygıymış türünden değerler onları ilgilendirmiyor! Yiyin birbirinizi de para kazanalım diyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Homo homini lupus” Latince atasözünün dijital ortamda hortlatıldığını görmekteyiz: İnsan insanın kurdudur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">YASAK AŞKIN ACI MEYVELERİ&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">D.Ö. yani Dijital Öncesi dönemde buna benzer bir olay bizim de başımızdan geçmişti. Biz de bir sözcük yüzünden az kaldı işimizi kaybediyor, hatta kodesi boyluyorduk!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıntılarını merak edenler “Babıali’ye Son Tren” adlı anı kitabımdan (Biz Kitap, s.125-6) okuyabilirler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yıl 1975. &nbsp;İsmail Cem ekibi olarak Türk edebiyatı klasiklerini ekrana aktarmak için hazırladığımız dizilerin ilki olan Aşkı Memnu televizyonda gösterildiğinde seyirci tarafından çok beğenilmesine rağmen bir siyasi parti liderinin ağır eleştirilerine uğramıştı; şaşırıp kalmıştık!</p>



<p class="wp-block-paragraph">O dönemde Alevi seçmenlerin duyarlıklarını dile getiren Birlik Partisi’nin genel başkanı Mustafa Timisi bu dizinin “kötü niyetli” sorumlularının en sert cezalara çarptırılmasını istemişti. &nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">O sorumlulardan birisi de İsmail Cem’in program danışmanı olarak bendim. Halit Refiğ’in senaryosunu okumuş ve beğenmiştim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve hiçbir kötü niyetim yoktu!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Meğer sorun dizinin bir sahnesinde geçen bir cümle hatta bir sözcükmüş. Bir kır gezisi sırasında, henüz evli olmayan “alafranga” insanların kadınlı erkekli &nbsp;samimiyetine öfkelenen mutaassıp bir hizmetçi tarafından havaya söylenmiş bir laf!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Senaryoyu okuyan bizler, Batı Anadolu’da ve yurtdışında eğitim görmüş insanlar olarak ya o kelimeyi hiç duymamıştık, ya da ucunun nerelere gittiğinin farkında değildik.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diziyi daha önce salonda seyreden hiç kimse en ufak bir tepki göstermemiş, uyarıda bulunmamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gelin görün ki, o cümlenin Halit Ziya’nın metninde olmadığı ortaya çıkmıştı. &nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Halit Refiğ, cahil kadının önyargılılığını vurgulamak için o cümleyi oraya koyduğunu söylüyordu. Ya ona inanmazlarsa?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zor durumdaydık! &nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Neyse ki, başta Ecevit, Demirel ve Erbakan olmak üzere hiçbir siyasi lider o “hassas” tartışmaya girmedi. Basın da ilgi göstermedi…</p>



<p class="wp-block-paragraph">En önemlisi, henüz internet ve sosyal medya yoktu. &nbsp;Gazap algoritmaları devreye girmemişti. Birileri para kazansın ddiye insanlar insanları yemiyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; &nbsp; &nbsp;Yargılandık ve ilk celsede beraat ettik.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ALDIĞIM DERS&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Ama bu olay bana iyi bir ders oldu. &nbsp;Uzun meslek hayatım boyunca hiç aklımdan çıkarmadım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O dersi anı kitabımdan aktarıyorum:</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;“Bu ülkede yazarlık ve editörlük insanları paranoyak yapacak türden kapanlarla doludur. &nbsp;Çok dikkatli davranmak gerekir. &nbsp;Türkiye binlerce yıl geriye gidebilen, halının altına süpürülse de hiçbir zaman tam iyileşmemiş kültürel duyarlıklarla dolu engebeli bir arazidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sizin önemsemediğiniz, hatta komik bulduğunuz bir ayrıntı bir başkasının kimliğinin temel taşını oluşturabilir. &nbsp;Niyetiniz o olmasa da bir başkasını en hassas yerinden incitip yaralayabilirsiniz. (…) Ben hep halkın duyarlıklarına saygılı olmayı etik bir yükümlülük olarak gördüm. &nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Doğrular söylenmeli, elbette, ne pahasına olursa olsun söylenmeli, yoksa yaptığımız işin bir değeri kalmaz. Ama her şeyi söylemenin yeri ve yolu vardır&#8230;”</p>
<p>Bu post <a href="https://www.kuzeyegehaber.com/2026/05/04/haluk-sahin-gazap-algoritmalari/">HALUK ŞAHİN: &#8220;GAZAP ALGORİTMALARI&#8230;&#8221;</a> Aşağıdaki Sitede Yayınlanmıştır. <a href="https://www.kuzeyegehaber.com">Kuzey Ege Haber</a>. Yazının Kaynağı Bu Sitedir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kuzeyegehaber.com/2026/05/04/haluk-sahin-gazap-algoritmalari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Haluk Şahin: &#8220;Hani Avrupalıydın? Eurovision’da bizim buraların kültürünü Yunanistan temsil etti&#8230;&#8221;</title>
		<link>https://www.kuzeyegehaber.com/2024/05/13/haluk-sahin-hani-avrupaliydin-eurovisionda-bizim-buralarin-kulturunu-yunanistan-temsil-etti/</link>
					<comments>https://www.kuzeyegehaber.com/2024/05/13/haluk-sahin-hani-avrupaliydin-eurovisionda-bizim-buralarin-kulturunu-yunanistan-temsil-etti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdinç Şahin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 May 2024 17:37:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[#babıaliyesontren]]></category>
		<category><![CDATA[#eurovision]]></category>
		<category><![CDATA[#halukşahin]]></category>
		<category><![CDATA[#ismailcem]]></category>
		<category><![CDATA[#timurselçuk]]></category>
		<category><![CDATA[#yunanistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kuzeyegehaber.com/?p=107628</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu hafta da yazıma yeni çıkan anılar kitabımdan (Babıali’ye Son Tren) bir paragrafla başlıyorum. Çünkü konu güncel. TRT bölümünde anlattıklarımı “itiraf” olarak çerçevelemişim: “Katıldığımız ilk Eurovision Şarkı Yarışması’nda ülkemizin verdiği puanları canlı olarak Avrupa’ya ilan eden kişi bendim: “France four points vb…” Önceden böyle planlanmamıştı ama, son anda benim üstüme kaldı. Eurovision’a katılma kararımız Cem’in [&#8230;]</p>
<p>Bu post <a href="https://www.kuzeyegehaber.com/2024/05/13/haluk-sahin-hani-avrupaliydin-eurovisionda-bizim-buralarin-kulturunu-yunanistan-temsil-etti/">Haluk Şahin: &#8220;Hani Avrupalıydın? Eurovision’da bizim buraların kültürünü Yunanistan temsil etti&#8230;&#8221;</a> Aşağıdaki Sitede Yayınlanmıştır. <a href="https://www.kuzeyegehaber.com">Kuzey Ege Haber</a>. Yazının Kaynağı Bu Sitedir.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Bu hafta da yazıma yeni çıkan anılar kitabımdan (Babıali’ye Son Tren) bir paragrafla başlıyorum. Çünkü konu güncel.</p>



<p class="wp-block-paragraph">TRT bölümünde anlattıklarımı “itiraf” olarak çerçevelemişim:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Katıldığımız ilk Eurovision Şarkı Yarışması’nda ülkemizin verdiği puanları canlı olarak Avrupa’ya ilan eden kişi bendim: “France four points vb…” Önceden böyle planlanmamıştı ama, son anda benim üstüme kaldı. Eurovision’a katılma kararımız Cem’in TRT’yi Avrupa televizyonları düzeyine çıkarma hedefinin bir parçasıydı. Hemen itirazlar oldu, efendim şundan yapamayız, bundan yapamayız diyenler çıktı, ama ısrar edilince her şey yoluna girdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Orkestrayı Timur Selçuk yönetecekti. Ankara’da stüdyoda bekleyen bir Halk Jürisi kurulacaktı. Cem’in ricasıyla ben de orada olacaktım. En beğenilen eser Türkiye’yi temsil edecekti. Sonunda Semiha Yankı adlı genç bir sanatçının “Seninle Bir Dakika” adlı şarkısı Avrupa ekranlarına çıktı. Beklentiler yüksekti. Ancak Yankı birkaç puandan öteye gidemedi. Böylece yıllar sürecek ve günün birinde birinciliğe kadar yükselecek Eurovision serüvenimiz başlamış oldu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">KÜLTÜRÜNE GÜVENECEKSİN…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yıl 1975’ti. TRT Genel Müdürü İsmail Cem’in televizyon danışmanıydım. Cem hassas konularda beni öne sürerdi. Kibirli Avrupa’nın karşısına yepyeni bir rolle çıktığımız bu yarışma öyleydi. Batı karşısında eli ayağı titreyen Ankaralı kesimler rezil olmaktan korkuyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oysa Cem Türkiye’ye ve kültürüne güveniyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’yi Semiha Yankı adlı genç bir sanatçı temsil etti. Orkestranın başında özlemle andığım rahmetli dostum Timur Selçuk vardı. Puanlarda geride kaldık. Ama rezil olmadık. Orada olmamız gerekiyordu. Oradaydık. Asıl mesaj buydu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve Cem, bizim sadece Avrupalı olmadığımızı yazılarında en iyi anlatanlardan biriydi. Evet, elbette Avrupalıydık! Ama başka kimliklerimiz de vardı. Bunlar birbirini götürmüyor, birbirine ekleniyordu. Tek kimlikle özetlenemeyecek bir kültürel alaşımı temsil ediyorduk. Bu müziğimize de yansıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonradan bu alaşımı çok iyi yansıtan bir şarkıyla Eurovision’u kazandık. Ne yazık ki Cem göremedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">GİRİP YARIŞACAKSIN…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kültürel aşağılık duygusuna bağladığım cahilce bir tutumla biz yıllardır bu yarışmaya katılmıyoruz. Oysa gözler alıştıkları Türkiye’yi arıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Neyse ki bu kez bizim coğrafyanın alaşımını Yunanistan adına katılan Zari adlı şarkı şarkı temsil etti. Genç şarkıcı Marina Satti bizim buralardan, fıkır fıkır, cıvıl cıvıl bir kızdı. Şarkı, dümtekler, halay, mendiller… Pekala bizim ekibimiz de olabilirdi. Nitekim, finale kalmasının ardından yapılan kutlamada Türk ve Yunan bayrakları ellerdeydi. Satti bizim cühelanın bir türlü anlamak istemediği gerçeği dile getirdi: Kültürlerin sınırları ille siyasal sınırlarla örtüşmez.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eurovision şarkı yarışmalarının politikleşmesinden yakınılır. Bence günümüzün tuhaf siyasi atmosferinde bu kaçınılmazdır, çünkü çok parçalı yeni dünyada insanların dikkat çekebilecekleri aydınlatılmış sahnelere ihtiyacı vardır. Çıkıp bağırıp çağırırlar. Pilavdan kaçanın kaşığı kırılsın demekten başka çare yoktur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu arada son yıllarda sık sık olduğu gibi ön plana çıkartılan cinsel marjinallik mesajları olsa olsa Avrupa’nın felsefi yorgunluğuyla açıklanabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bizim için en kötüsü hem Avrupa’lıyım deyip hem de kaçak oynamaktır! Daha doğrusu, kalkıp oynamamaktır…</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2024/05/Untitled-design-14-min-1024x576.jpg" alt="" class="wp-image-107630" srcset="https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2024/05/Untitled-design-14-min-1024x576.jpg 1024w, https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2024/05/Untitled-design-14-min-300x169.jpg 300w, https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2024/05/Untitled-design-14-min-768x432.jpg 768w, https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2024/05/Untitled-design-14-min-1536x864.jpg 1536w, https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2024/05/Untitled-design-14-min-1170x658.jpg 1170w, https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2024/05/Untitled-design-14-min-585x329.jpg 585w, https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2024/05/Untitled-design-14-min.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
<p>Bu post <a href="https://www.kuzeyegehaber.com/2024/05/13/haluk-sahin-hani-avrupaliydin-eurovisionda-bizim-buralarin-kulturunu-yunanistan-temsil-etti/">Haluk Şahin: &#8220;Hani Avrupalıydın? Eurovision’da bizim buraların kültürünü Yunanistan temsil etti&#8230;&#8221;</a> Aşağıdaki Sitede Yayınlanmıştır. <a href="https://www.kuzeyegehaber.com">Kuzey Ege Haber</a>. Yazının Kaynağı Bu Sitedir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kuzeyegehaber.com/2024/05/13/haluk-sahin-hani-avrupaliydin-eurovisionda-bizim-buralarin-kulturunu-yunanistan-temsil-etti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Haluk Şahin: &#8220;Evet, o gün İsmail Cem’in başyazısını ben yazdım. Daha neler neler&#8230;&#8221;</title>
		<link>https://www.kuzeyegehaber.com/2024/02/19/haluk-sahin-evet-o-gun-ismail-cemin-basyazisini-ben-yazdim-daha-neler-neler/</link>
					<comments>https://www.kuzeyegehaber.com/2024/02/19/haluk-sahin-evet-o-gun-ismail-cemin-basyazisini-ben-yazdim-daha-neler-neler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdinç Şahin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Feb 2024 10:15:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[#halukşahin]]></category>
		<category><![CDATA[#ismailcem]]></category>
		<category><![CDATA[#politikagazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[#türkiyedegerikalmışlığıntarihi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kuzeyegehaber.com/?p=102025</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gazetecilikte bu türden başlıklara “olta” ya da “yem” başlık denir. Amaç okurun dikkatini çekmek ve yazının tamamını okutmaktır. Bazen haberde o başlıktan başka dişe gelen bir şey yoktur. O zaman okur haklı olarak kızar. Sansasyon haberciliğinin numaralarından biridir. Evet, İsmail Cem diyordum… Demek ki ben de bu yazıya dikkatinizi çekmek ve tamamını okutmak istiyorum. Bakalım [&#8230;]</p>
<p>Bu post <a href="https://www.kuzeyegehaber.com/2024/02/19/haluk-sahin-evet-o-gun-ismail-cemin-basyazisini-ben-yazdim-daha-neler-neler/">Haluk Şahin: &#8220;Evet, o gün İsmail Cem’in başyazısını ben yazdım. Daha neler neler&#8230;&#8221;</a> Aşağıdaki Sitede Yayınlanmıştır. <a href="https://www.kuzeyegehaber.com">Kuzey Ege Haber</a>. Yazının Kaynağı Bu Sitedir.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Gazetecilikte bu türden başlıklara “olta” ya da “yem” başlık denir. Amaç okurun dikkatini çekmek ve yazının tamamını okutmaktır. Bazen haberde o başlıktan başka dişe gelen bir şey yoktur. O zaman okur haklı olarak kızar. Sansasyon haberciliğinin numaralarından biridir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Evet, İsmail Cem diyordum… Demek ki ben de bu yazıya dikkatinizi çekmek ve tamamını okutmak istiyorum. Bakalım başarabilecek miyim?</p>



<p class="wp-block-paragraph">O kadar kolay olmayabilir. Örneğin 1990’larda çok daha kolay olurdu. O zaman İsmail Cem Dışişleri Bakanı’ydı. Hala çok ünlüydü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi gençlerle konuşurken “O da kim?” diye boş boş bakanlara rastlıyorum. Gelmiş geçmiş en başarılı TRT Genel Müdürü, ünlü bir gazeteci ve Türkiye’de Geri Kalmışlığın Tarihi gibi çok önemli bir tarihsel incelemenin yazarı olduğunu bilmiyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zaman acımasız, gürül gürül akıp gidiyor. Size o selin ırmağın kenarlarına attığı gargalakları toplamak kalıyor.<br>En azından kendi hayatınızı daha iyi anlayabilmek için onları yan yana dizmek zorundasınız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü oradaydınız. Ve bazen başka kimse yoktu!</p>



<p class="wp-block-paragraph">O YAZIYI NİÇİN YAZDIM?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Evet, itiraf ediyorum, İsmail Cem’in Politika Gazetesi’ndeki başyazısını 1975 sonlarında bir gün ben yazdım. Bunu kimse bilmiyordu. Şimdi Babıali’ye Son Tren adı altında çıkan anı kitabımın okurlarından önce siz öğreniyorsunuz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cem, TRT’de çok başarılı bir dönemden sonra Politika Gazetesi’nde çok başarısız bir dönem geçirmekteydi. 100 bin satması beklenen gazete 25 bin dolayında satmakta ve her gün tiraj kaybetmekteydi. Bunun nedenlerini bulmak isteyen Cem yemekten içmekten, uykudan ve dinlenmeden kesilmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve bir gün, Cağaloğlu Tasvire Handaki odasında yorgunluktan pat diye düşüp bayıldı! Birkaç kişiydik. Su, kolonya filan ayılttık. Gazetenin matbaaya gitme saati yaklaşıyordu. Bana fısıltıyla:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Haluk Bey, benim yazıyı siz yazar mısınız?” dedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hiç ses çıkarmadan odama gidip, onun üslubuyla, onun konularında bir yazı yazdım, dizgi servisine verdim.<br>Başyazı, İsmail Cem imzasıyla birinci sayfanın sol altındaki yerine kondu. Kimse bir şey fark etmedi.<br>Cem’le de o konuyu hiç konuşmadık.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Babıali’nin tarihinde minicik bir andı. Anı olmuştu. Büyük bir olasılıkla kimsenin umurunda değildi.<br>Ama tarihin umurunda olabilirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">BABIALİ ÜÇLEMESİ</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aradan zaman geçince, belirli zamanlarda belirli yerlerde bulunmanın omuzlarınıza bir sorumluluk yüklediğini sezinliyorsunuz. Ben, “hasbelkader” Türk medyasının son 50 yıllık geçmişi içinde çok kritik yerlerde bulundum, bazen tanıklık ettim, bazen kararlara katkıda bulundum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üç kitaptan oluşacak olan anılarımda, “Babıali Üçlemesi”nde, bunları anlatıyorum. İkinci kitabım Babıali’nin Yükselişi ve Çöküşü, üçüncü kitabım ise Babıali’den Sonra Hayat Var mı? olacak. Belki biliyorsunuz, Babıali’de Cinayet: Gazeteciyi Kim Öldürdü? adlı bir polisiye romanım da var!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anılarım kronolojik bir anlatı değil, kritik anları anlatan episodlardan oluşuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve yazarken, anı türünün edebiyat olduğunu hiç unutmamaya çalışıyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yani, anlattığım bazı şeyler çirkin olsa da, “güzel güzel” anlatmaya çalışıyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ÇAPARİ ATMAK</p>



<p class="wp-block-paragraph">Madem yazıya bir olta atarak başladık, bir çapari atarak bitirelim:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kıbrıs harekatı sırasında Başbakan Ecevit, eşi Rahşan hanımla benim tercüme ettiğim bir BBC belgeselini seyretmek için TRT’nin Mithatpaşa Caddesi’ndeki binasına gelmişti. Belgesel bir yerde Ecevit’in Türkiye’de milli kahraman haline geldiği anlatılıyor, Yunan askerini kovalayan miğferli, süngülü tüfekli posterlerini gösteriyordu. Tagore çevirmeni Bülent Bey, yüzü kızararak, mahcup mahcup “Bak Rahşan!” dedi. En yakınlarında ben vardım, başkası duymadı!</p>



<p class="wp-block-paragraph">TRT’nin kuruluş gecesinde, en önde Yönetim Kurulu üyeleriyle birlikte oturan İsmail Cem, aniden bizim masaya gelip yanımdaki iskemleye oturdu. Anlayamadık. Meğer dansöz çıkıyormuş ve Milliyetçi Cephe gazetecileri dansözün Cem’in kucağına oturması için komplo kurmuşlar. Fotoğraf çekip solcu Genel Müdürü rezil edeceklermiş. Milli ve manevi değerleri koruyorlar ya!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ekip olarak Politika Gazetesi’ndeki işimizden atıldığımızı, New York’ta, o zamanki Türkevi’nin asansöründe ayaküstü Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil’den öğrendik.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşsiz kalmıştık ve paramız yoktu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anı biriktiriyorduk!…</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="576" src="https://kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2024/02/ismail-cem-min-1024x576.jpg" alt="" class="wp-image-102027" srcset="https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2024/02/ismail-cem-min-1024x576.jpg 1024w, https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2024/02/ismail-cem-min-300x169.jpg 300w, https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2024/02/ismail-cem-min-768x432.jpg 768w, https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2024/02/ismail-cem-min-1536x864.jpg 1536w, https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2024/02/ismail-cem-min-1170x658.jpg 1170w, https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2024/02/ismail-cem-min-585x329.jpg 585w, https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2024/02/ismail-cem-min.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
<p>Bu post <a href="https://www.kuzeyegehaber.com/2024/02/19/haluk-sahin-evet-o-gun-ismail-cemin-basyazisini-ben-yazdim-daha-neler-neler/">Haluk Şahin: &#8220;Evet, o gün İsmail Cem’in başyazısını ben yazdım. Daha neler neler&#8230;&#8221;</a> Aşağıdaki Sitede Yayınlanmıştır. <a href="https://www.kuzeyegehaber.com">Kuzey Ege Haber</a>. Yazının Kaynağı Bu Sitedir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kuzeyegehaber.com/2024/02/19/haluk-sahin-evet-o-gun-ismail-cemin-basyazisini-ben-yazdim-daha-neler-neler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
