<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>#babıali | Kuzey Ege Haber</title>
	<atom:link href="https://www.kuzeyegehaber.com/tag/babiali/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kuzeyegehaber.com/tag/babiali/</link>
	<description>GERÇEK HABERİN DOĞRU ADRESİ</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Apr 2026 18:16:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.3</generator>

<image>
	<url>https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2019/11/cropped-LOGO-4-32x32.jpg</url>
	<title>#babıali | Kuzey Ege Haber</title>
	<link>https://www.kuzeyegehaber.com/tag/babiali/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>HALUK ŞAHİN: &#8220;FETHİ NACİ’NİN ÖLDÜKTEN SONRA OKUDUĞU ROMAN&#8230;&#8221;</title>
		<link>https://www.kuzeyegehaber.com/2026/04/06/haluk-sahin-fethi-nacinin-oldukten-sonra-okudugu-roman/</link>
					<comments>https://www.kuzeyegehaber.com/2026/04/06/haluk-sahin-fethi-nacinin-oldukten-sonra-okudugu-roman/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdinç Şahin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 18:16:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[#babıali]]></category>
		<category><![CDATA[#bozcaada]]></category>
		<category><![CDATA[#fethinaci]]></category>
		<category><![CDATA[#halukşahin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kuzeyegehaber.com/?p=138264</guid>

					<description><![CDATA[<p>KUZEYEGEHABER-“Hadi canım, öyle şey mi olurmuş! Öldükten sonra roman nasıl okunurmuş!” demeyin. Yargılamadan önce yazının sonuna kadar bekleyin. Bir defa Fethi Naci (1927-2008) sıradan biri değil, edebiyatımızın belki de en başta gelen roman eleştirmeni. Hayatında yüzlerce roman okumuştur.İkincisi, büyük ozan Yunus Emre gibi sormak lazım: “Bu nasıl okumaktır?” Söz konusu ettiği kitap benim ilk romanım: [&#8230;]</p>
<p>Bu post <a href="https://www.kuzeyegehaber.com/2026/04/06/haluk-sahin-fethi-nacinin-oldukten-sonra-okudugu-roman/">HALUK ŞAHİN: &#8220;FETHİ NACİ’NİN ÖLDÜKTEN SONRA OKUDUĞU ROMAN&#8230;&#8221;</a> Aşağıdaki Sitede Yayınlanmıştır. <a href="https://www.kuzeyegehaber.com">Kuzey Ege Haber</a>. Yazının Kaynağı Bu Sitedir.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">KUZEYEGEHABER-“Hadi canım, öyle şey mi olurmuş! Öldükten sonra roman nasıl okunurmuş!” demeyin. Yargılamadan önce yazının sonuna kadar bekleyin.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir defa Fethi Naci (1927-2008) sıradan biri değil, edebiyatımızın belki de en başta gelen roman eleştirmeni. Hayatında yüzlerce roman okumuştur.<br>İkincisi, büyük ozan Yunus Emre gibi sormak lazım: “Bu nasıl okumaktır?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Söz konusu ettiği kitap benim ilk romanım: “Babıali’de Cinayet: Gazeteciyi Kim Öldürdü?” 2017 yılında yayınlanmış. Yani Fethi Naci’nin ölümünden neredeyse 10 yıl sonra okurlara ulaşmış.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böyle bir şey nasıl olabilir?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kuantum fiziği düşkünleri “zaman”ın çizgisel bir kavram olmadığını söyleyebilirler. İlginç bulsam da, benim aklım öyle şeylere ermiyor. Ben bildiğimiz fiziğin kavramları ile düşünüyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve diyorum ki, bir romanı okumak için onun ille kağıt üzerinde mürekkep lekeleri ya da ekranda ışık noktaları olarak bulunması gerekmez. Kimi kitapları yazarının gözünden okuyabilirsiniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ROMANCI NASIL OLMALI?…<br>Fethi Naci ile ahbaplığımız 1975’te İsmail Cem’in gazetesi olarak tanıtılan Politika Gazetesi’ne kadar gider. Bu gazetenin hikayesini Babıali’ye Son Tren adlı anı kitabımda anlatmıştım. Birçok açıdan zayıf kalan bu gazetenin harika bir sanat-kültür sayfası vardı. Fethi Naci o sayfanın sürekli yazarlarından biriydi. Sözünü sakınmaz, “toplumsal gerçekçiliği” savunduğu yazılarıyla roman dünyamıza rota verirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha sonraki yıllarda Fethi Naci ile yazın Bozcaada’ya gelişlerinde görüştük Ünlü bar işletmecisi Ece’nin evinde birkaç hafta kalır, daha çok Ada Kafe’ye takılır, okur yazardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Derken, İstanbul’da Çiçek Pasajı’nda Seviç’teki Cuma toplantılarında rastlaşır olduk. Aydın Boysan’ın kalabalık “babalar” masasının “müdavim”leri arasındaydı.<br>Biz “gençler masası” adını verdiğimiz masada oturmayı tercih ederdik. Gençlik dediysem 50-60 yaş dolayındakileri kastediyorum! Arada bir yan masadaki “yaşlı”lara laf atar, kadeh kaldırırdık!</p>



<p class="wp-block-paragraph">4Gene öyle bir gün, öğle rakılarının verdiği cesaretle Fethi Naci’ye bir roman yazmayı planladığımı söyledim. Başkasının ağacından erik çalarken yakalamış gibi:<br>“Hadi oradan!” dedi. “Gazete yazısı yazmaya benzemez roman yazmak! Sabır ister. Daha önemlisi altı okka yürek ister!” (“Yürek” mi dedi yoksa başka bir sözcük mü kullandı pek hatırlamıyorum!)</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Bomba gibi bir konu var aklımda. Babıali böyle yazılmadı diyeceksin!”<br>İkna olmadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O yaz adaya izinli geldiğimde harıl harıl çalıştım. 70-80 sayfa yazdım. Ama bir noktada tıkanıp kaldım. Zaten İstanbul’dan yeni bir proje için çağırmışlardı.<br>Oysa şöyle hayallerim vardı: Kasım ayında bir Cuma günü Seviç’e gidiyorum. Yaşlılar masasında Fethi Naci’nin önüne romanımı atıyorum:<br>“İşte roman! Bak bakalım kaç okkaymış!” diyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ben o hayali gerçekleştiremeden Fethi Naci öldü. İçimde ukde kaldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">KİTABI NASIL OKUDU?…<br>Aradan beş altı yıl geçtikten sonra, adadaki arşivimi karıştırırken romanın müsveddesi çıktı karşıma. Unutup gitmiştim. Kendimi kaptırdım, bir başkasının romanını okur gibi okumaya başladım. Aman Tanrım, ben mi yazmıştım bunları?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oturup çalıştım ve birkaç ayda bitirdim. Romandaki kahramanımın adı Kahraman’dı ama onun aslında mesleğine ihanet eden bir anti-kahraman olduğu ortaya çıkıyordu. Sayıları gittikçe artan bu tiplerin marifeti gerçekleri dosdoğru yazmak değil, onları bozmak ve kafaları bulandırmaktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Babıali bunların eline geçmişti.<br>Yazarken Fethi Naci’nın omuzumun üzerinden yazdıklarımı okuduğunu hissediyor, onunla roman sanatı üzerine küçük tartışmalar yapıyordum. O toplumcu gerçekçilikten ben ise insani gerçekçilikten yanaydım. O “İnsan Tükenmez” derken ben “Yoksa yolun sonu mu? demekteydim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bazen kullandığım sözcüklere bile takılıyordu. Kimilerini değiştiriyordum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">4Evet, öleli on yıl geçmiş olsa bile, ilk romanımın ilk okuruydu!…</p>
<p>Bu post <a href="https://www.kuzeyegehaber.com/2026/04/06/haluk-sahin-fethi-nacinin-oldukten-sonra-okudugu-roman/">HALUK ŞAHİN: &#8220;FETHİ NACİ’NİN ÖLDÜKTEN SONRA OKUDUĞU ROMAN&#8230;&#8221;</a> Aşağıdaki Sitede Yayınlanmıştır. <a href="https://www.kuzeyegehaber.com">Kuzey Ege Haber</a>. Yazının Kaynağı Bu Sitedir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kuzeyegehaber.com/2026/04/06/haluk-sahin-fethi-nacinin-oldukten-sonra-okudugu-roman/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HALUK ŞAHİN: &#8220;GENÇ ERKEKLER “I-IHH” DERSE?&#8230;&#8221;</title>
		<link>https://www.kuzeyegehaber.com/2024/12/16/haluk-sahin-genc-erkekler-i-ihh-derse/</link>
					<comments>https://www.kuzeyegehaber.com/2024/12/16/haluk-sahin-genc-erkekler-i-ihh-derse/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdinç Şahin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Dec 2024 15:27:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[#aristofanes]]></category>
		<category><![CDATA[#babıali]]></category>
		<category><![CDATA[#halukşahin]]></category>
		<category><![CDATA[#newyorktimes]]></category>
		<category><![CDATA[#roman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kuzeyegehaber.com/?p=117456</guid>

					<description><![CDATA[<p>KIYAMET Mİ KOPAR? Yeni kuşaklar attığım başlığı anlamakta zorluk çekebilirler. “I-ıhh” şuradan geliyor: 1960’lı yıllarda ünlü tiyatro oyuncusu Lale Oraloğlu tiyatrosunda Aristofanes’in savaş karşıtı Lysistrata adlı oyununu “Kadınlar ı-ıhh derse adıyla sahneye koymuş, bizim yasakseverler tiyatro sanatının bu büyük klasiğini müstehcenlik iddiasıyla yasaklayınca Lale Hanım sahnede açlık grevine yatmıştı. Kardeşim Abdullah orada çalıştığı için gidip [&#8230;]</p>
<p>Bu post <a href="https://www.kuzeyegehaber.com/2024/12/16/haluk-sahin-genc-erkekler-i-ihh-derse/">HALUK ŞAHİN: &#8220;GENÇ ERKEKLER “I-IHH” DERSE?&#8230;&#8221;</a> Aşağıdaki Sitede Yayınlanmıştır. <a href="https://www.kuzeyegehaber.com">Kuzey Ege Haber</a>. Yazının Kaynağı Bu Sitedir.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">KIYAMET Mİ KOPAR?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeni kuşaklar attığım başlığı anlamakta zorluk çekebilirler. “I-ıhh” şuradan geliyor: 1960’lı yıllarda ünlü tiyatro oyuncusu Lale Oraloğlu tiyatrosunda Aristofanes’in savaş karşıtı Lysistrata adlı oyununu “Kadınlar ı-ıhh derse adıyla sahneye koymuş, bizim yasakseverler tiyatro sanatının bu büyük klasiğini müstehcenlik iddiasıyla yasaklayınca Lale Hanım sahnede açlık grevine yatmıştı. Kardeşim Abdullah orada çalıştığı için gidip görmüştüm.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Benim burada sözünü ettiğim “I-ıhh” erkeklerle ilgili. Ve konu yatak değil, edebiyat ve özellikle roman! Okumak ve yazmak!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Geçen hafta New York Times’da yayınlandı, birçok yerde de tartışıldı. Efendim, Amerika’da genç erkekler artık roman okumuyor ve yazmıyormuş. Hatta bütün olarak edebiyata burun kıvırmaktaymış. Bu, çok önemli bir kültürel kırılma noktası sayılmalıymış. Roman alanında “en çok satan”ların dörtte üçü kadın yazarlarınmış, alıp okuyanların da aşağı yukarı yüzde 80’i kadınmış.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Makalenin yazarı soruyor: Bu dengesizlik vahim bir sosyolojik ve kültürel soruna işaret etmiyor mu? Genç erkekler roman okumuyorsa kültür ve eğitim açısından ne anlama gelir?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yazar, roman okumayan genç erkeklerin farklı olarak neler yaptığını da ima ediyor: Bilgisayar oyunları ve porno. Ve salonda yapılan spor!</p>



<p class="wp-block-paragraph">DİPLOMALI HÖDÜK OLMAMAK İÇİN…<br>Kuşkusuz Amerika’nın bulguları Türkiye’ye tıpatıp uymaz. Ama yönelimlerin benzediğini söyleyebiliriz. Bizde de genç erkekler edebiyatla pek ilgilenmiyor, roman okumuyorlar. Özellikle roman alanında kadın okurların başatlığı çok açık.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İlk romanım olan “Babıali’de Cinayet: Gazeteciyi Kim Öldürdü?”yü yayımladıktan sonra sevinçle keşfetmiştim ki, Türkiye’de beklediğimden fazla roman okuru var ve büyük bir çoğunluğunu kadınlar oluşturmakta. Yeni romanları izleyip, okuyan, sorgulayan onlar!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve tabii, yeni romanların çoğunu onlar yazıyorlar…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yani bence ülkeden ülkeye bazı farklılıklar olsa da genel bir değişimden söz edilebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Edebi kültürün zayıflaması bence de hoş bir şey değil. Çünkü edebiyat terbiyesinden geçmemiş insanların daha yüzeysel, dar, anlayışsız, esprisiz, sıkıcı olduğunu yaşayarak öğrenmiş bulunuyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bence okul müfredatlarına bir de bu gözle bakmak lazım. Kendisini kültürlü sayan herkesin asgari edebi kültüre sahip olması zorunlu sayılmalı. Her lise mezununun Çalıkuşu, Yaban, İnce Memet, Sinekli Bakkal gibi klasikleri okuduğunu varsayabilmeliyiz. Öğretmenlerin başta gelen bir görevi de “iyi okur” yetiştirmek olmalı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ben o açıdan çok şanslıydım. Temel okuma eğitimimi Bursa Erkek Lisesi’ndeki öğretmenlerimden aldım. (Muzaffer Gürses ve Mehmet Ertan’ı sevgiyle anıyorum!) Okumaya düşkün bir öbek genç delikanlıydık. Homeros’u, Sait Faik’i, John Steinbeck’i, Flaubert’i, Dostoyevski’yi o “abi”lerin teşvikiyle okudum. Yukarda adını saydığım romanları da… Okuduğum kitaplar sayesinde yurtdışı bursunu kazandım, 17 yaşımda kendimi Amerika’da buldum. Baktım orada da akıllı çocuklar harıl harıl okuyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Başarılı insanların biyografilerinden biliyorum ki, iyi okumuş olmak avantajı bugün de geçerlidir. Diplomalı hödük olmaktan kurtulmanın yolu okumaktan ve edebi kültür almaktan geçer.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ROMAN ÖLDÜ MÜ?…<br>Roman türünün ölüp ölmediği tartışması zaman zaman harlar. Ben, geç keşfedilmiş olsa da, romanın öleceği ya da televizyon dizilerine sığınıp kalacağı kanısında değilim. Yazarken farkına vardım: Roman, istediğiniz yönde istediğiniz hızda koşabileceğiniz uçsuz bucaksız bir özgürlük çayırıdır. Orada her şey olabilir, yeter ki okuru inandırabilin. Şu kozmik bilinmezlik içinde bocalayan şaşkın insanın ona çok ihtiyacı vardır. Eminim vakti gelince daha çok sayıda genç erkek de bunu keşfedecektir: Amerika’da da, burada da.</p>



<p class="wp-block-paragraph">YÜZYILLIK YALNIZLIK…<br>Romanın artık daha çok dizilere senaryo malzemesi olarak varlığını sürdürdüğü iddiasına gelince: Ne yazık ki kısmen doğrudur, ama faydası da vardır. Bazıları Dudaktan Kalbe’nin televizyon dizisinden aktarılarak yazıldığını düşünebiliyorlarmış. Olsun. Her “tür” kendi bacağından asılır. Ne iyi dizi kötü romanı kurtarır, ne de kötü dizi iyi romanı öldürür. Onlar farklı tanrılara hesap verirler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yazıyı bir itirafla bitireyim: Belki duymuşsunuzdur, Gabriel Garcia Marquez’in “Yüzyıllık Yalnızlık” romanının dizisi Neflix’te gösterilmeye başlanmış. İnanır mısınız, onca yıldır o romanı hep “yarın yarın” diyerek yarım bıraktım. Ayıp tabii, ama affı mümkün. Dizi gösterime girince kitabı kütüphanemden çıkarttım, seyretmeye başlamadan önce okuyup bitireceğim. Sonra bakacağım: Bir: Romanın hakkını verebilmiş mi? İki: İyi bir televizyon dizisi olmuş mu?.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Genç erkekler şimdilik ı-ıhh dese de, Sezar&#8217;ın hakkı Sezar’a, romanın hakkı romana!…</p>
<p>Bu post <a href="https://www.kuzeyegehaber.com/2024/12/16/haluk-sahin-genc-erkekler-i-ihh-derse/">HALUK ŞAHİN: &#8220;GENÇ ERKEKLER “I-IHH” DERSE?&#8230;&#8221;</a> Aşağıdaki Sitede Yayınlanmıştır. <a href="https://www.kuzeyegehaber.com">Kuzey Ege Haber</a>. Yazının Kaynağı Bu Sitedir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kuzeyegehaber.com/2024/12/16/haluk-sahin-genc-erkekler-i-ihh-derse/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HALUK ŞAHİN: &#8220;BABIALİ&#8217;YE SON TREN&#8230;&#8221;</title>
		<link>https://www.kuzeyegehaber.com/2024/02/22/haluk-sahin-babialiye-son-tren/</link>
					<comments>https://www.kuzeyegehaber.com/2024/02/22/haluk-sahin-babialiye-son-tren/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdinç Şahin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Feb 2024 18:10:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[#babıali]]></category>
		<category><![CDATA[#halukşahin]]></category>
		<category><![CDATA[#medya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kuzeyegehaber.com/?p=102238</guid>

					<description><![CDATA[<p>KUZEYEGEHABER-“Ben hem mektepli hem de okulluyum. Değişimleri medyanın içinde yaşadım!” Medya Profesörü Dr. Haluk Şahin’in uzun zamandır merakla beklenen anılarının ilk kitabı ‘Babıali’ye Son Tren’ BİZ Kitap tarafından yayınlandı. Türk medyasının son 50 yıllık tarihine olayların tam ortasından yaşadıklarıyla ışık tutan medya profesörü Haluk Şahin “Ben bu meslekte hem alaylı hem de okullu olarak bulundum. [&#8230;]</p>
<p>Bu post <a href="https://www.kuzeyegehaber.com/2024/02/22/haluk-sahin-babialiye-son-tren/">HALUK ŞAHİN: &#8220;BABIALİ&#8217;YE SON TREN&#8230;&#8221;</a> Aşağıdaki Sitede Yayınlanmıştır. <a href="https://www.kuzeyegehaber.com">Kuzey Ege Haber</a>. Yazının Kaynağı Bu Sitedir.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">KUZEYEGEHABER-“Ben hem mektepli hem de okulluyum. Değişimleri medyanın içinde yaşadım!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Medya Profesörü Dr. Haluk Şahin’in uzun zamandır merakla beklenen anılarının ilk kitabı ‘Babıali’ye Son Tren’ BİZ Kitap tarafından yayınlandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk medyasının son 50 yıllık tarihine olayların tam ortasından yaşadıklarıyla ışık tutan medya profesörü Haluk Şahin “Ben bu meslekte hem alaylı hem de okullu olarak bulundum. İlk doktoralı iletişimci olsam da gazeteciliğin tüm ödüllerini aldığım gibi işsiz de kaldım. Nereden nereye geldik? sorusuna yanıt arayanlar cevapları burada bulacaklar. Sık sık da şaşıracaklar” diyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Editörlüğünü İZ Medya Yayınlar Koordinatörü Murat Attila’nın yaptığı ‘Babıaliye Son Tren’ Haluk Şahin’in ‘Yarım Yüzyıllık Yolculuktan Notlar’ başlığını taşıyan anılar üçlemesinin ilk kitabı olarak raflardaki yerini aldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin iletişim ve basın tarihiyle ilgilenen herkesin okuması gereken Babıali’ye Son Tren kitabı, üç bölümlük müthiş bir yolculuğun ilk evresini anlatıyor. Roman tadında bir anlatımla gerçek anılardan yola çıkarak kaleme alınan kitap 1950’li yıllarda Bursa’da başlıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Medyada dayanışma, direnç ve ihanetleri anlatan kitabı için Prof. Dr. Haluk Şahin şunları söylüyor:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Bu anılar demetini yazarken ‘anı’nın bir edebi tür olduğunu hiç aklımdan çıkarmadım. Her şey gerçek olduğu halde bazı okurlarım okurken bir roman tadı alacaklar. Bursa’da, Ankara’da, Beyoğlu’nda, Manchester’da, Mekke’de, Washington’da geçen bir roman. İstikamet Babıali: Türk medyasının kalbi!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yolculuk sırasında Malcolm X, Bülent Ecevit, İsmail Cem, Hıfzı Topuz, Cemal Süreya, Halit Refiğ, Oğuz Atay, Çetin Altan, Aziz Nesin, Doğan Avcıoğlu, Ercan Arıklı gibi nice isimler Haluk Şahin’e eşlik ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bursa basını, edebiyat dergileri, TRT, Politika Gazetesi, Cumhuriyet Gazetesi, Nokta Dergisi…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aslında Haluk Şahin’in anılarında anlatılan Türk medyası değil, Türkiye’nin kendisi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1961 Anayasa’sının açtığı alanda yeni kimliğini arayan Türkiye’nin daha özgür, daha bağımsız, daha halkçı ve daha kaliteli bir medya arayışı…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sansürler, kapatmalar, mahkemeler ve yeni ufuklar…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üçlemenin diğer kitapları olan ‘Babıali’nin Yükselişi ve Çöküşü’ ve ‘Babıali’den Sonra Hayat Var mı?’ adlı kitaplar yine BİZ Kitap tarafından yayınlanacak…</p>
<p>Bu post <a href="https://www.kuzeyegehaber.com/2024/02/22/haluk-sahin-babialiye-son-tren/">HALUK ŞAHİN: &#8220;BABIALİ&#8217;YE SON TREN&#8230;&#8221;</a> Aşağıdaki Sitede Yayınlanmıştır. <a href="https://www.kuzeyegehaber.com">Kuzey Ege Haber</a>. Yazının Kaynağı Bu Sitedir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kuzeyegehaber.com/2024/02/22/haluk-sahin-babialiye-son-tren/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
