<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>#ankaraanlaşması | Kuzey Ege Haber</title>
	<atom:link href="https://www.kuzeyegehaber.com/tag/ankaraanlasmasi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kuzeyegehaber.com/tag/ankaraanlasmasi/</link>
	<description>GERÇEK HABERİN DOĞRU ADRESİ</description>
	<lastBuildDate>Thu, 14 Apr 2022 19:49:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://www.kuzeyegehaber.com/wp-content/uploads/2019/11/cropped-LOGO-4-32x32.jpg</url>
	<title>#ankaraanlaşması | Kuzey Ege Haber</title>
	<link>https://www.kuzeyegehaber.com/tag/ankaraanlasmasi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>35 YILLIK AB YOLUNDA, SIFIRA-SIFIR, EL DE VAR SIFIR!&#8230;</title>
		<link>https://www.kuzeyegehaber.com/2022/04/14/35-yillik-ab-yolunda-sifira-sifir-el-de-var-sifir/</link>
					<comments>https://www.kuzeyegehaber.com/2022/04/14/35-yillik-ab-yolunda-sifira-sifir-el-de-var-sifir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdinç Şahin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Apr 2022 19:49:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[#ankaraanlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[#avrupabirliği]]></category>
		<category><![CDATA[#yunanistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kuzeyegehaber.com/?p=58598</guid>

					<description><![CDATA[<p>KUZEYEGEHABER-Bundan tam 35 yıl önce 14 Nisan 1987&#8217;de Türkiye, o zamanki adıyla Avrupa Ekonomik Topluluğu&#8217;na tam üyelik için başvuru yaptı. Böylece 1963&#8217;te imzalanan Ankara Anlaşması&#8217;ndan 25 sene sonra Türkiye&#8217;nin AB yolculuğu yeniden ivme kazanmış, gazete manşetleri &#8216;Tarihi Adım&#8217; başlıklarıyla dolup taşmıştı. Önce Kıbrıs Barış Harekatı daha sonrasında ise 12 Eylül askeri darbesiyle birlikte hasar alan [&#8230;]</p>
<p>Bu post <a href="https://www.kuzeyegehaber.com/2022/04/14/35-yillik-ab-yolunda-sifira-sifir-el-de-var-sifir/">35 YILLIK AB YOLUNDA, SIFIRA-SIFIR, EL DE VAR SIFIR!&#8230;</a> Aşağıdaki Sitede Yayınlanmıştır. <a href="https://www.kuzeyegehaber.com">Kuzey Ege Haber</a>. Yazının Kaynağı Bu Sitedir.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">KUZEYEGEHABER-Bundan tam 35 yıl önce 14 Nisan 1987&#8217;de Türkiye, o zamanki adıyla Avrupa Ekonomik Topluluğu&#8217;na tam üyelik için başvuru yaptı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böylece 1963&#8217;te imzalanan Ankara Anlaşması&#8217;ndan 25 sene sonra Türkiye&#8217;nin AB yolculuğu yeniden ivme kazanmış, gazete manşetleri &#8216;Tarihi Adım&#8217; başlıklarıyla dolup taşmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Önce Kıbrıs Barış Harekatı daha sonrasında ise 12 Eylül askeri darbesiyle birlikte hasar alan ilişkilerde umut ışığı 1983&#8217;te yeniden çok partili hayata geçilmesiyle yanmış, 1987&#8217;deki başvuruyla birlikte de Türkiye resmi rotasını yeniden Avrupa Birliği üyeliği olarak belirlemişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O günden bugüne Ankara Brüksel hattında ilişkiler inişli, çıkışlı bir seyir izlerken, 2000&#8217;lerin ortalarında oluşan olumlu görünüm 2010&#8217;ların sonunda Avrupa Birliği üyeliği Türkiye&#8217;de hem politika yapıcılar hem de toplumun geniş kesimleri tarafından uzak bir hayal olarak görülmeye başlandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye&#8217;nin tam üyelik başvurusunun 35. yılında Avrupa Birliği yolculuğunun kilometre taşlarını derledik…</p>



<p class="wp-block-paragraph">SAVAŞSIZ AVRUPA HAYALİ..</p>



<ol class="wp-block-list" start="2"><li>Dünya Savaşı&#8217;ndan yeni çıkmış, şehirleri harabeye dönmüş, milyonlarla ifade edilen sayıda genç nüfusunu kaybetmiş durumda olan 1951 Avrupası&#8217;nda kıta devletleri hem ekonomik durumlarını düzeltmek hem de yeni bir savaş yaşanmasını engellemek için harekete geçmek zorundaydı.</li></ol>



<p class="wp-block-paragraph">Paris&#8217;te bir araya gelen Belçika, Federal Almanya, Lüksemburg, Fransa, İtalya ve Hollanda, Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu&#8217;nu kurdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Amaç, Almanya ve Fransa arasında yüzyıllardır yaşanan savaşların sebebi olan kömür ve çelik üretiminin uluslararası bir kurumun gözetimine devretmekti. Bu aynı zamanda uzun yıllardır sadece bir ütopya olarak tahayyül edilen &#8216;Birleşik Avrupa Devletleri&#8217; fikrinin de temelini atmak anlamına geliyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha sonra adı Avrupa Ekonomik Topluluğu haline gelen birliğe Türkiye&#8217;nin ilgisi ise 31 Temmuz 1959&#8217;da yapılan ortaklık başvurusu ile başladı. Dönemin Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu, Yunanistan&#8217;ın hemen ardından AET&#8217;ye yapılan ortaklık başvurusuyla ilgili &#8220;Yunanistan kendini boş bir havuza atsa dahi, tereddüt etmeden atlayacaksınız&#8221; ifadelerini kullanıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak 27 Mayıs darbesi süreci yavaşlattı ve Türkiye ile AET arasında bir ortaklık anlaşması imzalanması 1963&#8217;ü buldu. 1963&#8217;te imzalanan Ankara Anlaşması ve 1970&#8217;de imzalanan Karma Protokol, bugün halen Türkiye-AB ilişkilerinin temel hukuki dayanakları olarak kabul ediliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">YUNANİSTAN&#8217;IN ÜYELİĞİ VE BİR ANKARA SÖYLENTİSİ..</p>



<p class="wp-block-paragraph">1974&#8217;teki Kıbrıs Barış Harekatı, Türkiye&#8217;nin Avrupa Birliği yolculuğunda birçok dolaylı etki yarattı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye&#8217;nin Kıbrıs&#8217;a müdahalesi Yunanistan&#8217;ı yöneten Albaylar Cuntası&#8217;nın tasfiyesiyle sonuçlandı ve Karamanlis yeniden Atina&#8217;ya dönüş yaptı. Ancak Türkiye&#8217;nin müdahalesini engellemediği için Batı ile ilişkileri krize giren Yunanistan, NATO&#8217;nun askeri kanadından ayrıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yunanistan&#8217;ı Batı&#8217;nın içerisinde tutmak isteyen Fransa Cumhurbaşkanı Giscard D’Estaing&#8217;in önerisi Atina&#8217;yı AET&#8217;ye tam üye yapmaktı. Ancak diğer üye ülkeler Yunanistan&#8217;ın üye yapılmasına karşı çıkıyordu ve bunun için Türkiye&#8217;nin kapısı çalındı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">17 Ocak 2004&#8217;te yayınlanan Radikal gazetesinde konuyla ilgili &#8220;Bu da Nereden Çıktı?&#8221; başlıklı bir yazı yayınlayan eski diplomat Gündüz Aktan&#8217;ın aktardığına göre, Yunanistan&#8217;ın üyelik başvurusunun ardından kendisi de İzmirli bir &#8216;lövanten&#8217; olan AET Komisyonu Genel Sekreteri Emile Noel, Türk diplomatların kapısını çaldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aktan, yazısında Noel&#8217;in önerisini şöyle aktarıyor:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Emile Noel, AET nezdindeki büyükelçimiz rahmetli Tevfik Saracoğlu’na Türkiye’nin hemen üyelik başvurusunda bulunmasını, bunun sonucunda kuvvetli ihtimal üye olamayacağımızı ama Yunanistan&#8217;ı istemeyenlerin buna dayanarak Yunan başvurusunu da reddedebileceklerini söyledi. Saracoğlu da bu görüşü destekleyerek Ankara’ya yazdı. Hatta Noel, müracaat mektubumuza ilave edilmesini istediği argümanlara ilişkin bir de metin hazırladı. 1986-88 arasındaki görevim dolayısıyla bu muhaberatı biliyorum&#8221;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak Ankara bu öneriye sıcak bakmadı ve üyelik başvurusu yapmak için harekete geçmedi. Böylece üyelik yolunda olmasa bile Yunanistan&#8217;ın üyeliğinin engellenmesi konusunda bir adım atılmamış oldu ve AET üyesi olan Yunanistan, Türkiye&#8217;nin üyelik süreçleri için veto hakkını elde etmiş oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1978: İÇ SORUNLARLA BOĞUŞAN TÜRKİYE YÜKÜMLÜLÜKLERİNİ DONDURUYOR..</p>



<p class="wp-block-paragraph">1970&#8217;li yılların sonu Türkiye için hem ekonomik hem de siyasi çalkantıların hat safhaya ulaştığı yıllardı. Ülke içerisindeki siyasi istikrarsızlık AET ile ilişkilere de yansımış, o dönem kamuoyunda &#8216;Ortak Pazar&#8217; olarak anılan topluluğun Türkiye&#8217;ye karşı oyalayıcı tutumu ilişkileri zora sokmuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye vatandaşlarına serbest dolaşım hakkının verilmemesi, Türkiye&#8217;den giden sanayi ürünlerine uygulanan kotalar ve kredi gereksinimlerinde çıkarılan zorluklar Türkiye-AET ilişkilerinde zorluklar yaratıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye&#8217;nin AB hikayesinin en çok konuşulduğu yıl olan 2004&#8217;te kendisine 1970&#8217;lerin sonundaki AET politikası nedeniyle yöneltilen eleştirileri bir basın toplantısı düzenleyerek yanıtlayan dönemin başbakanı Bülent Ecevit, AET ile ilişkileri geliştirmek için olağanüstü bir çaba gösterildiğini söylüyor ve şöyle ekliyordu:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bundan tam 35 yıl önce 14 Nisan 1987&#8217;de Türkiye, o zamanki adıyla Avrupa Ekonomik Topluluğu&#8217;na tam üyelik için başvuru yaptı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böylece 1963&#8217;te imzalanan Ankara Anlaşması&#8217;ndan 25 sene sonra Türkiye&#8217;nin AB yolculuğu yeniden ivme kazanmış, gazete manşetleri &#8216;Tarihi Adım&#8217; başlıklarıyla dolup taşmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Önce Kıbrıs Barış Harekatı daha sonrasında ise 12 Eylül askeri darbesiyle birlikte hasar alan ilişkilerde umut ışığı 1983&#8217;te yeniden çok partili hayata geçilmesiyle yanmış, 1987&#8217;deki başvuruyla birlikte de Türkiye resmi rotasını yeniden Avrupa Birliği üyeliği olarak belirlemişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O günden bugüne Ankara Brüksel hattında ilişkiler inişli, çıkışlı bir seyir izlerken, 2000&#8217;lerin ortalarında oluşan olumlu görünüm 2010&#8217;ların sonunda Avrupa Birliği üyeliği Türkiye&#8217;de hem politika yapıcılar hem de toplumun geniş kesimleri tarafından uzak bir hayal olarak görülmeye başlandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye&#8217;nin tam üyelik başvurusunun 35. yılında Avrupa Birliği yolculuğunun kilometre taşlarını derledik…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Amaç, Almanya ve Fransa arasında yüzyıllardır yaşanan savaşların sebebi olan kömür ve çelik üretiminin uluslararası bir kurumun gözetimine devretmekti. Bu aynı zamanda uzun yıllardır sadece bir ütopya olarak tahayyül edilen &#8216;Birleşik Avrupa Devletleri&#8217; fikrinin de temelini atmak anlamına geliyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha sonra adı Avrupa Ekonomik Topluluğu haline gelen birliğe Türkiye&#8217;nin ilgisi ise 31 Temmuz 1959&#8217;da yapılan ortaklık başvurusu ile başladı. Dönemin Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu, Yunanistan&#8217;ın hemen ardından AET&#8217;ye yapılan ortaklık başvurusuyla ilgili &#8220;Yunanistan kendini boş bir havuza atsa dahi, tereddüt etmeden atlayacaksınız&#8221; ifadelerini kullanıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak 27 Mayıs darbesi süreci yavaşlattı ve Türkiye ile AET arasında bir ortaklık anlaşması imzalanması 1963&#8217;ü buldu. 1963&#8217;te imzalanan Ankara Anlaşması ve 1970&#8217;de imzalanan Karma Protokol, bugün halen Türkiye-AB ilişkilerinin temel hukuki dayanakları olarak kabul ediliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8220;Emile Noel, AET nezdindeki büyükelçimiz rahmetli Tevfik Saracoğlu’na Türkiye’nin hemen üyelik başvurusunda bulunmasını, bunun sonucunda kuvvetli ihtimal üye olamayacağımızı ama Yunanistan&#8217;ı istemeyenlerin buna dayanarak Yunan başvurusunu da reddedebileceklerini söyledi. Saracoğlu da bu görüşü destekleyerek Ankara’ya yazdı. Hatta Noel, müracaat mektubumuza ilave edilmesini istediği argümanlara ilişkin bir de metin hazırladı. 1986-88 arasındaki görevim dolayısıyla bu muhaberatı biliyorum&#8221;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak Ankara bu öneriye sıcak bakmadı ve üyelik başvurusu yapmak için harekete geçmedi. Böylece üyelik yolunda olmasa bile Yunanistan&#8217;ın üyeliğinin engellenmesi konusunda bir adım atılmamış oldu ve AET üyesi olan Yunanistan, Türkiye&#8217;nin üyelik süreçleri için veto hakkını elde etmiş oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8220;Benim 1978-1979&#8217;daki başbakanlığım döneminde, Türkiye&#8217;de, Avrupa ile ilişkilerimizi hızlandırmak için kendi içimizde kamuoyu baskısı da yoktu. Tersine, solcusu da sağcısı da o dönemde AET konusuna soğuk bakıyordu. Hatta, &#8216;Onlar ortak, biz Pazar&#8217; diyerek alaya alıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O yıllarda benim başbakanlık dönemim dışında bu konuyla ilgilenen başka hükümetler de yoktu. Bütün başka hükümetler ve partiler o yıllarda ağır iç sorunların baskısı altındaydılar&#8221;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye bu koşullar altındayken, 28 Aralık 1978&#8217;de alınan kararla AET&#8217;ye olan yükümlülükler askıya alındı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">HAYRETTİN ERKMEN VE 12 EYLÜL DARBESİ..</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ecevit hükümetinin ardından Kasım 1979&#8217;da göreve gelen Süleyman Demirel başbakanlığındaki AP azınlık hükümetinin Dışişleri Bakanı Hayrettin Erkmen&#8217;di.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Erkmen hızla AET konusunu gündeme alarak, Şubat 1980&#8217;de tam üyelik başvurusu yapacaklarını açıkladı. Erkmen&#8217;in hedefi Ocak 1981&#8217;de tam üye olacak Yunanistan veto hakkına kavuşmadan başvuruyu yapmaktı. Ancak Erkmen&#8217;in hedefi TBMM engeline takıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Erkmen&#8217;in &#8216;milli menfaatlere aykırı politika&#8217; izlediğini savunan Milli Selamet Partisi, Dışişleri Bakanı hakkında gensoru önergesi verdi. İktidarı yıpratmak isteyen CHP de gensoruyu destekledi ve Hayrettin Erkmen&#8217;in dışişleri bakanlığı 12 Eylül askeri darbesinden bir hafta önce düşürüldü. Böyle Türkiye&#8217;nin AET&#8217;ye tam üyelik başvurusu bir kez daha rafa kalkıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Peşinden gelen 12 Eylül askeri darbesinin ardından ise Türkiye ile AET arasındaki ilişkiler askıya alındı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">24 YIL SONRA GELEN TAM ÜYELİK BAŞVURUSU..</p>



<p class="wp-block-paragraph">12 Eylül&#8217;ün ardından Türkiye&#8217;nin 1983&#8217;te yeniden çok partili düzene geçmesiyle birlikte Avrupa Ekonomik Topluluğu ile ilişkiler yeniden tesis edildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Resmen tam üyelik başvurusu ise ilk ortaklık anlaşmasının imzalandığı 1963&#8217;ten tam 24 yıl sonra 1987&#8217;de geldi. 1981&#8217;de Yunanistan&#8217;ı, 1986&#8217;da ise İspanya ve Portekiz&#8217;i üyeliğe kabul eden AET güneye doğru genişleyerek üye sayısını 12&#8217;ye çıkarmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Topluluğun Türkiye&#8217;ye ilk cevabı o dönem için yeni bir üyeyi kabul edemeyeceği ve müzakerelere başlamak için ilişkilerin geliştirilmesini tavsiye etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1996&#8217;da ise üç yıl süren görüşmelerin ardından Türkiye ile yeni ismiyle Avrupa Birliği arasında Gümrük Birliği anlaşması imzalandı ve üyelik hedefi yolunda önemli bir adım daha atıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">DÖNÜM NOKTASI HELSİNKİ ZİRVESİ..</p>



<p class="wp-block-paragraph">1999&#8217;da Helsinki&#8217;de düzenlenen AB zirvesi, Türkiye-AB ilişkileri için dönüm noktası oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Helsinki Zirvesi&#8217;nde Türkiye&#8217;nin adaylığı resmen onaylanmış ve diğer aday ülkelerle eşit konumda olacağı kesin bir dille ifade edilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye artık bir aday ülkeydi ve Avrupa Birliği üyeliği kamuoyunun da en önemli gündemlerinden biri haline gelmişti. Bu süreçte Yunanistan dış politikasında yaşanan değişiklik de Türkiye&#8217;nin yolculuğunu kolaylaştırdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AB üyesi bir Türkiye&#8217;nin çıkarları için daha faydalı olacağını düşünen Atina yönetimi Türkiye&#8217;nin üyeliği konusundaki vetolarını kaldırdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye hızlı bir reform sürecine girmişti. 2001-2004 arasında sekiz uyum paketi, ayrıca iki anayasa paketi meclisten geçirildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2004&#8217;te Brüksel&#8217;de düzenlenen zirveyle birlikte Avrupa Birliği, Türkiye&#8217;nin siyasi kriterleri yeterince karşıladığına hükmetti ve tam üyelik müzakerelerinin başlamasına karar verdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">3 Ekim 2005&#8217;te tam üyelik müzakereleri başladığında, Türkiye&#8217;de gazeteler &#8216;Bugün Milat&#8217; ve &#8216;Yeni Avrupa Yeni Türkiye&#8217; manşetleriyle okuyucuyla buluşuyordu. Neredeyse 40 yılı aşan süreçte ilk kez Türkiye-AB ilişkileri birkaç yılı kapsayan bir ivme yakalamış, kamuoyunda olası tam üyelik tarihiyle ilgili spekülasyonlar yapılmaya başlanmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak beklenen olmadı, Türkiye o günden bugüne Avrupa Birliği&#8217;nin kapısından içeri adım atamadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">DURAKLAMA VE GERİLEME YILLARI..</p>



<p class="wp-block-paragraph">2005&#8217;te müzakerelerin başlamasının ardından Türkiye ile Avrupa Birliği arasında 35 başlıktan oluşan müzakere fasıllarının 16&#8217;sı açıldı ve sadece bir tanesi kapatılabildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2010&#8217;ların ikinci yarısında ise müzakere süreci fiili olarak durdu, Avrupa Birliği üyeliği Türkiye&#8217;nin gündeminden düştü, bir numaralı dış politika hedefi olma vasfını kaybetti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa değerlerinden giderek uzaklaşan Türkiye&#8217;de basın ve ifade özgürlüğü, hukukun üstünlüğü, güçler ayrılığı ve şeffaflık gibi ilkelerin zayıflaması da Türkiye&#8217;nin üyelik perspektifini inandırıcılıktan uzak bir hale getirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki müzakerelerde yeni fasıl açılmıyor ve ne Ankara ne Brüksel siyaseten yapılan birkaç cılız açıklama dışında tam üyelikten bahsetmiyor…</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>GERÇEK GÜNDEM &#8211; BARIŞ KAYGUSUZ</strong></p>
<p>Bu post <a href="https://www.kuzeyegehaber.com/2022/04/14/35-yillik-ab-yolunda-sifira-sifir-el-de-var-sifir/">35 YILLIK AB YOLUNDA, SIFIRA-SIFIR, EL DE VAR SIFIR!&#8230;</a> Aşağıdaki Sitede Yayınlanmıştır. <a href="https://www.kuzeyegehaber.com">Kuzey Ege Haber</a>. Yazının Kaynağı Bu Sitedir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kuzeyegehaber.com/2022/04/14/35-yillik-ab-yolunda-sifira-sifir-el-de-var-sifir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
