KUZEYEGEHABER-3 Haziran 2026 tarihli duruşmada, boşanma sürecinde olduğu eşi U. K. (B.) ile kızı B. A. (B.)’yi bıçaklayarak yaraladığı iddiasıyla tutuklu yargılanan sanık A. B. hakkındaki davada önemli gelişmeler yaşandı.
Duruşmada, daha önce sanığa yardım ettiği iddia edilen K. Y. tanık sıfatıyla dinlendi. K. Y., olaylarla herhangi bir ilgisinin bulunmadığını, olay günü bölgeden rutin işleri nedeniyle geçtiğini, kalabalığı görünce ne olduğunu merak ederek olay yerinde bulunduğunu ifade etti. Savcılık aşamasında verdiği beyanlarını tekrar ettiğini belirten tanık, daha önce mahkeme tarafından birçok kez çağrılmasına rağmen duruşmalara katılmamasının nedeninin iş yoğunluğu olduğunu söyledi.
Mahkemece, katılan mağdur B. A. (B.)’nin engellilik durumuna ilişkin kesin adli tıp raporunun henüz dosyaya ulaşmadığı tespit edildi.
Katılan mağdurlar vekili Av. Dilara Akben, önceki beyanlarını tekrar ettiklerini belirterek, müvekkili B. A. (B.)’nin dava kapsamında yapılan tetkiklerinin Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde gerçekleştirilmediğini, sanığın bu konuda kaç celsedir gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu ifade etti. Akben ayrıca, taraflar arasındaki boşanma davasının Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, kararda sanığın kusurlu, müvekkilinin ise kusursuz bulunduğunun tespit edildiğini belirtti. Müvekkilinin sanığı aldattığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını vurgulayan Akben, sanık tarafın taleplerinin yargılamayı uzatmaya yönelik olduğunu savundu. Mahkemenin gerekli görmesi halinde telefon kayıtlarını inceleyebileceğini ancak bu konuda hukuki yarar bulunmadığını düşündüklerini ifade eden Akben, sanığın suçluluk psikolojisiyle hareket ettiğini ve davayı uzatmak amacıyla gerçeğe aykırı beyanlarda bulunduğu kanaatinde olduklarını söyledi.
Sanık A. B. ise savunmasında, olay günü taraflar arasında boşanma konusunu görüşmek amacıyla eve girdiğini, yanında bıçak bulunmadığını ileri sürdü. Bıçağın karşı tarafın elinden alındığını iddia eden sanık, bu nedenle parmak izi incelemesi yapılmasını talep etti. Ayrıca olay yerinin çevresindeki işletmelere ait güvenlik kamerası kayıtlarının araştırılmasını istedi.
Sanık müdafii Av. Emine Özer Güler ise celse arasında sundukları dilekçeye atıf yaparak telefon kayıtlarının araştırılmasını, kamera görüntülerinin incelenmesini ve bıçak üzerinde parmak izi incelemesi yapılmasını talep etti. Katılan tarafın yargılamayı uzatma amacıyla hareket edildiği yönündeki iddialarını kabul etmediklerini belirten Güler, mağdura ilişkin kesin adli raporun henüz dosyaya ulaşmadığını ifade ederek dilekçelerinde belirtilen hususların araştırılmasını ve müvekkilinin tahliyesine karar verilmesini talep etti.
Mahkeme, katılan B. A. (B.)’nin sol bacağında uyuşma, karıncalanma ve yürürken ayağının boşa düşmesi yönündeki şikâyetleri nedeniyle İzmir Şehir Hastanesi Fizik Tedavi ve Nöroloji servislerine sevk edilmesine, ilgili konsültasyon raporlarının alınmasının ardından dosyanın kesin rapor düzenlenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu’na gönderilmesine karar verdi.
Sanık müdafiinin olay yerindeki kamera kayıtlarının incelenmesi yönündeki talebi ise olayın üzerinden iki yıldan fazla süre geçmiş olması nedeniyle reddedildi.
Mahkeme ayrıca, sanığın bıçağı eline aldığını kabul ettiği ve olayın taraflarının da bıçağa temas ettiklerini beyan etmeleri nedeniyle yapılacak parmak izi incelemesinin sonuca etkili olmayacağı gerekçesiyle bu talebi de reddetti.
Öte yandan mahkeme, sanığın eski eşi U. K. (B.) hakkında ileri sürdüğü aldatma iddialarınım araştırılması amacıyla telefon kayıtlarının tespiti için Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na (BTK) müzekkere yazılmasına karar verdi.
Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına hükmederek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi…



