Ana sayfa » Güncel » “MAHKEME BİN GÜN, ARABULUCU İSE YARIM SAAT..”

“MAHKEME BİN GÜN, ARABULUCU İSE YARIM SAAT..”

Yazar: Erdinç Şahin
0 yorum

KUZEYEGEHABER-Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürü ve İstanbul Tahkim Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Öztatar, arabuluculuk sistemiyle bugüne kadar 1.5 milyon uyuşmazlığın sonuçlandırıldığını, bunun da yüzde 70’inin çözüme kavuştuğunu söyledi.

Bu sistemin adalete erişim sürecini kolaylaştırdığını belirten Öztatar, mahkemelerde ortalama 1000 günde sonuçlanan ticari davaların, arabuluculuk yoluyla en geç 8 haftada sonuçlandığına dikkat çekti.

Öztatar, Dünya Gazetesinden Ferit Parlak’ın sorularını cevaplandırdı.

  • Öncelikle arabuluculuk sisteminin Türkiye ve dünyadaki gelişimini anlatabilir misiniz?

“Dünyada 160 ülkede uygulanan arabuluculuk, Türkiye’de fiilen 14 Kasım 2013 tarihinde, 1 sicil numaralı arabulucunun sicile kayıt olmasıyla başladı. Yani ülkemiz için aslında yeni bir sistemden bahsediyoruz. Dünyada arabuluculuk sistemi ilk olarak 1970 yılında ABD’de aile arabuluculuğuyla başladı. 1980’de İngiltere, 2000’li yıllarda ise Avrupa ülkelerinin tamamı arabuluculuk sistemini uygulamaya başlamıştır. Ülkemizde arabuluculuğun temeli aslında, ahilik kültüründen geliyor.”

  • Peki arabuluculuk sistemi taraflar arasında kabul gördü mü?

“Bu konuda son yıllarda çok hızlı ilerleme kat ettik. Sisteme giren dosya sayısı 2013’te sadece 4 uyuşmazlıktı. Bu sayı; 2014’te 200’e, 2015’te bin 160’a, 2016’da 4 bin 97’ye, 2017’de ise 21 bin 175’e çıkı. Dava şartı arabuluculuk sisteminin kabul edilmesiyle birlikte uyuşmazlık sayısı daha da çok arttı. 2018 yılında ilk olarak iş uyuşmazlıkları, 2019 yılında ise ticari uyuşmazlıklar dava şartı arabuluculuk kapsamına alındı.

28 Temmuz 2020 itibarıyla da tüketici uyuşmazlıkları dava şartı arabuluculuk kapsamına dahil edildi. Böylece bugüne kadarki toplam arabuluculuk sayısı 1 milyon 487 bin 894’e ulaştı. Neredeyse 1.5 milyon uyuşmazlığın; 1 milyon 402 bininin müzakeresi tamamlandı, 976 bin uyuşmazlık anlaşma ile sonuçlandı, 425 bin uyuşmazlık ise anlaşma ile sonuçlanmadı. Kısaca arabuluculuk yoluyla uyuşmazlıkların yüzde 70’i çözüme kavuştu.”

  • Arabuluculuk niye bu kadar önemli? Taraflara ne gibi avantajlar sağlıyor?

“Öncelikle uyuşmazlıkları çok kısa süre içinde çözüme kavuşturan bir müessese ve mevcut durumda dünyada da bu sebeple hızla gelişiyor. 2018’de iş uyuşmazlıklarını dava şartı arabuluculuk sistemine dahil eden yasal düzenleme çok iddialı bir şekilde çıktı. İş uyuşmazlıklarının çözümü 28 günlük süreyle sınırlandırılırken, birçok kişi bunun uygulanabilir olmadığını düşünüyordu. Çünkü aynı uyuşmazlık ilk derece mahkemesinde 540 günde, istinaf-Yargıtay aşaması ile birlikte ortalama 1000 günde çözülüyordu.

Dava şartı arabuluculuk sürecinde arabulucular en geç 28 gün gibi kısa bir zamanda arabuluculuk sürecini tamamlayarak iddiasını ispat etti, hatta arabulucuların yarım saatte bile çözüme kavuşturduğu uyuşmazlıklar var. Burada kritik nokta, tarafların bir araya gelerek oturup konuşması, iletişim kurması, birbirlerini anlamalarıdır.

Oysa dava süreci sürekli dilekçelerle ilerliyor, taraflar bazen hiç konuşmuyor, birbirlerini anlamaya çalışmıyor, bu da süreci çok uzatıyor. Üstelik dava sürecinde sürekli karşı tarafı eleştiren ve haksız çıkarmaya çalışan bir tavır izlenmesi gerekirken, arabuluculukta var olan uzlaşma kültürü en önemli referans noktası.”

  • Tüketici uyuşmazlıklarının da dava şartı arabuluculuk kapsamına alınmasına bazı eleştiriler gelmişti…

“28 Temmuz 2020 tarihinden itibaren 10 bin 390 liranın üzerindeki tüketici uyuşmazlıklarında öncelikle arabulucuya başvurmak dava şartı haline geldi. Bu da tüketici için müthiş bir avantaj. Çünkü şu anda mahkemelerde tüketicinin davası ortalama 500-700 gün sürüyor. Diyelim ki bir araç aldınız, mekanik arıza çıktı, aracı kullanamıyorsunuz ve Tüketici Mahkemesi’ne dava açıyorsunuz.

Davanın 700 gün sürdüğünü düşündüğünüzde, bu dönemde aracı kullanamayacaksınız, belki davanın sonucunda kazanacağınız tazminat da aynı arabanın sıfırını almanıza yetmeyecek. Oysa bugün aynı durumda arabulucuya gidiyorsunuz ve süreç çok çok kısa sürede, en geç 28 günde sonuçlanıyor. Ayrıca mahkemeden farklı olarak, başvuru, dosya masrafı, yargılama gideri gibi adlar altında tüketici hiçbir masraf ödemiyor. Başvuru süreçleri çok kolay, arabuluculuk merkezlerine, adliye arabuluculuk bürolarına başvurulabileceği gibi UYAP üzerinden Vatandaş Portal kullanılarak arabuluculuk başvurusu ücretsiz yapılabiliyor.”

  • İş davalarında durum nedir?

“Ticari dünyaya baktığımızda iş insanları uyuşmazlıkların çok kısa sürede çözüme ulaşmasını istiyor. Bir iş adamı uyuşmazlığının çözümü için uzun zaman beklediğinde gelişen ve hızla değişen dünyada uzun vadede önünü göremiyor. İşte bu noktada da arabuluculuk müessesesi ile uyuşmazlık çok kısa bir sürede çözülüyor ve adalete en kısa zamanda erişim sağlanıyor. Mahkemeye giden ticari şirketler arasında da husumetler çıkıyor ve bunun sonucunda daha önce kurulan iş ilişkileri sona eriyor. Oysa arabuluculuk süreci sonuçlandığında, aynı şirketler ticari ilişkilerine devam edebiliyor ve aynı zamanda yeni işbirlikleri ve ortaklıkların da önü açılıyor. Arabuluculuk sürecinin gizlilik ilkesi çerçevesinde yürütülmesi de ticari şirketler açısından ayrı bir önem taşıyor.”

  • Biraz da İstanbul Tahkim Merkezi ve tahkim-arabuluculuk arasındaki ilişkiyi anlatır mısınız?

Bundan öne şunu söylemeliyim ki arabuluculuk işverenler için çok büyük güvence olmakla birlikte, yabancı yatırımcı için de önemli bir güven unsurudur. Bir ülkeye gelen yabancı yatırımcı önce o ülkenin hukuk sistemini araştırır. Bir uyuşmazlık ortaya çıktığında, bunun nasıl çözüleceğini öngörmek ister. Ülkemizde yatırım yapacak firmalara artık ülkemizde hem arabuluculuğun hem tahkimin mevcut olduğunu ve iyi işlediğini söyleyebiliriz.

Türkiye’de yabancı bir yatırımcısınız ve ticari bir uyuşmazlığınız varsa bu uyuşmazlığınızı arabuluculuk yoluyla en fazla 8 haftada çözülebiliyorsunuz. Arabuluculukta çözülemezse bile 3 aylık bir sürede hızlı tahkimle İstanbul Tahkim Merkezi’nde uyuşmazlığınızı çözme imkanınız var. Yani mahkemeye gitmeden, arabuluculuk ve tahkim süreci kullanılarak en geç 5 ay içinde uyuşmazlığınız çözülmüş oluyor. Bu yabancı yatırımcı için önemli bir fırsat.”

“Arabuluculara öfke kontrolü öğretiyoruz..”

Arabuluculukta, hukuk fakültesi mezunu olma şartı yanı sıra 5 yıllık deneyim şartı aranıyor. Arabulucu olmak isteyenlere öncelikle; iletişim, öfke kontrolü, müzakere teknikleri, beden dili, empatiyi öğretiyoruz. Ardından sınava girip başarılı olurlarsa, sicile kaydoluyorlar. Şu anda 16 bin 500 arabulucumuz var. Halen, iş hukukunda uzman arabulucularımız var. Enerji, fikri sınai, sağlık, spor, inşaat hukuku gibi spesifik alanlarda ise uzman arabulucularımız 1-2 ay içinde hazır hale gelecektir.

“Maliyet mahkemeye göre daha ucuz..”

Arabuluculuğun bir başka önemli avantajı ise maliyetinin yargılamaya oranla çok daha düşük olmasıdır. Arabuluculuk sürecine başvuru esnasında taraflardan herhangi bir başvuru ücreti ya da başka bir ücret talep edilmemektedir. Yine arabuluculuk, başta harç olmak üzere yargılama giderlerinden de tasarruf sağlamakta, tarafları, ciddi meblağlara ulaşabilen keşif, bilirkişi ücreti gibi giderlerden kurtarmaktadır.

Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, arabuluculuk ücreti Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanmaktadır. Tarafların anlaşması halinde ise; uyuşmazlığa konu miktarın %3’ü bir taraftan, %3’ü ise diğer taraftan arabuluculuk ücreti olarak alınır, bunun dışında taraflarca herhangi bir ücret ödenmez.

“Arabuluculukla tahkimi birleştirdik..”

Biz aslında dünyada ilk kez arabuluculuk ile tahkimi birleştiren bir paket program hazırladık. Mediation (Arabuluculuk) ile Arbitration’ı (Tahkim) birleştiren Med-Arb sistemini kurduk. İstanbul Tahkim Merkezi (ISTAC), 200 arabuluculuk merkeziyle işbirliği anlaşması imzalamaya başladı. Ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk yoluyla anlaşma sağlanamazsa, arabulucular bunları tutanağa yansıtarak ISTAC’a yönlendirecek.

Yani artık bundan sonra, Türkiye yabancı yatırımcı için hukuki anlamda güvenli bir limandır, artık yabancı yatırımcılar uyuşmazlıklarını mahkemeye gitmeden kısa zamanda çözebilecektir. Bunun bir yansıması da Singapur Konvansiyonu oldu. Rusya, Çin, İran, Orta Asya ülkeleri, Katar ile birlikte ülkemiz de konvansiyonu imzaladı. Şu anda Konvansiyon Meclis’te Dış İlişkiler Komisyonu’nun gündeminde, TBMM ekim ayında açıldığında onaylanarak yürürlüğe girmesi öngörülüyor.

Bu şekilde bir Türk şirketi, Katarlı bir firma ile uyuşmazlık yaşarsa Katar’a giderek, arabuluculuk anlaşmasını orada icra edebilecek, Katar’daki firma da ülkemizde icra edebilecektir. Bu da Türkiye’yi global anlamda çok güçlendirecek bir hamledir. Şu anda 54 ülke imzalamış durumda, AB ülkeleri ise yakın zamanda imzalayacaktır. Dünyada, ülkemizdeki kadar arabuluculuk merkezi olan başka bir ülke yok. Şu an 200 arabuluculuk merkezimiz var. Anonim şirket şeklinde arabulucular bir araya gelerek merkez kuruyorlar ve arabuluculuk hizmetini kaliteli bir şekilde uzman arabulucular marifetiyle veriyor.

Şu anda Türkiye, arabuluculukta, tahkimle birleşecek bu işi daha güçlü kıldığında, gerek hitap ettiğimiz Orta Asya ülkeleri, gerek İslam ülkeleri nezdinde çok ciddi bir uyuşmazlık çözüm merkezi olabilir. Bunu Singapur Devleti Uzak Doğu’da gerçekleştirmektedir, Türkiye de bulunduğu bölgenin merkezi olabilir.

Med-Arb projesinde başarılı olursak, bunu dünyada hayata geçiren ilk ülke olacağız ve Singapur Konvansiyonu gibi İstanbul Sözleşmesi adında bir konvansiyon yapacağız. Yabancı yatırımcıya, bunu başardık, gelin siz de görün diyeceğiz. Arabuluculuğa son giren ülkelerden biri olmamıza rağmen, çözümlenen uyuşmazlık sayısı bakımından dünyada ilk 5 ülke içinde yer alıyoruz. Pakistan, Azerbaycan, Gine, Moro gibi birçok ülkeye Türk modeli arabuluculukla ilgili eğitim veriyoruz.

Hukuki “öngörülebilirlik”/ “güvencenin” ekonomiye katkısı.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, yaptığımız sohbette, yargı ile ekonomi arasındaki ilişkiyi şöyle özetlemişti:

“Ekonomi ile hukuk iç içedir…

Hukuki öngörülebilirlik ve güvence yoksa kimse yatırım yapmaz…

Yani, bir ülkenin ekonomik gelişimi hukuki gelişimine bağlı…

Örneğin, uzun süren “ticari davaları” yatırımın önünde engeldir…”

Yargıtay aşamasıyla birlikte, 5 yılı aşan “iş ve ticaret davaları”bulunuyor…

Ekonominin temeli olan imalat, ihracat gibi kalemlerde “1 saatlik zaman maliyeti” dahi ciddi bir ‘rekabet avantajı’ sağlayabiliyorken; adalet sistemimizde öngörülebilirliğin artması, dava sürelerinin kısalması gerekiyor…

Arabuluculukta gelinen nokta ise kısa zamanda alabileceğimiz mesafeyi gösteriyor…

İlginizi Çekebilecek Yazılar

Yorum Yap

* Bu formu kullanarak, verilerinizin bu web sitesi tarafından saklanmasını ve işlenmesini kabul etmiş olursunuz.

© 2015 – 2024 | Kuzeyegehaber.com