17 Kasım 2018, Cumartesi

KOÇ’TAN CHP’YE BİR BURJUVA KÜLTÜRÜ OLARAK LAİKLİK VE GELECEĞİ

27 Ocak 2016, Çarşamba

     


Murad KARABULUT

Bugün Can Soyer'in Koç gibi Laiklik yazısını arkadaşlarla sosyal medyadaki konuşma grubumuzda konuşurken Osman yazıdan aşağıdaki cümleleri alıntılayarak bir tespitte bulundu ve bulunmuş olduğu tespit önemli olduğu için hem yazmak hem de konuşma grubunun dışarısına taşırmak amaçlı biraz açmak istedim. İlk önce alıntılanan yeri ve Osman'ın yorumunu daha sonra ise bu yorum üzerinden birkaç değerlendirmeyi de ekleyeceğim.

"Koç ailesi ve Türkiye burjuvazisi, laikliğin, dinsel baskı ve şiddetten uzak bir yaşam tarzının, tam da servet sahibi bir grubun ayrıcalığı olmasını, laikliğin bir “burjuva kültürü”ne dönüştürülmesini simgeliyor."

Osman yazının yukarıdaki bölümünden yola çıkarak şu şekilde yorum yaptı: "Bir zamanlar laiklik savunucusu olarak görülen CHP'nin ulusalcı tarafının güncel siyasetteki gericileşmede neden bu kadar pasif kaldığının göstergesi olarak ilerici birkaç değeri kendi yaşam tarzları olarak marjinalleştirmiş olmalarını şimdi daha iyi anlayabiliyoruz. Kendi yaşam tarzlarının bir değeri olarak marjinalleştirdikleri laiklik ile emeğin sömürüsü arasında hiçbir bağlantı kuramadılar ve bu yüzden de yenilmeye mahkum bir strateji ortaya çıkardılar."

Osman'ın yukarıdaki bu yorumu gerçekten değerlidir ve birkaç eklemeyi de güncel olarak hak etmektedir. Bu katkıyı koyarken benim ise birkaç açıdan eklemem olacak.

Birincisi laiklik bugün Baykal zamanı CHP'sinin parlattığı ve her grup toplantısında elden gidiyor diyerek aslında kendi yaşam tarzlarına olan müdahaleyi anlattıkları bir marjinal terim olmaktan çıkmış Türkiye solunun da müdahalesi ile emekçi kesimlerin özgürlük savaşında bir direngi noktası haline gelerek tarihselliğine oturmuştur. Tam olarak öyle midir? Öyle olması için tarih gerekir.

İkincisi ise daha güncel bir örnek olması için laiklik denilince birinci cumhuriyet paradigması olarak Mustafa Kemal'in getirmiş olduğu bir anlam gelecekse aklımıza bunu şu şekilde laiklikten sıçrayarak Yılmaz Özdil'in Atatürk portresinin CHP'li milletvekillerinden kimin odasından indirttiğini sorgulayan yazısına ve CHP'nin bu anlamsız tutumuna getirmek gerekir.

Bilindiği üzere CHP milletvekillerinden birisi Atatürk resmini odasındaki duvardan indirmesi üzerine CHP'de son zamanlarda birçok konuda alışkın olunmayan bir parti içi disiplin ve araştırma süreci başlatıldı. Özdil gibi yazarlar da bu parti içi disiplin ve araştırma sürecine 21.yy Türkiye'sinde yazacak konu olmadığı için hemen köşelerine taşıdılar ve bir günü daha gazetede 'atlatmış' oldular. Kendilerini okuyan kesimi de laiklik konusunda olduğu gibi mücadele veriyor gibi gözüken  ama aslında kendi yaşam tarzları olarak Soyer'in dediği gibi bir burjuva kültürünü yaratan değerleri korumaya alışkın bu refleks şimdi de aynısını Mustafa Kemal üzerinden yapmaya çalışmaktadır.

Çalışmaktadır çünkü ilerici değerler emekçi kesim mücadelesi olmadan asla tarihte bir gerçekliğe kavuşamaz.

Laiklik, dün bu burjuva kültürünü korumak isteyenlerin elinde Türkiye açısından başarısızlıkla sonuçlanan bir mücadele olmuştur.

Bugün de Atatürk posteri üzerinden Atatürk'ün bu topraklara bıraktığı ilerici değerler yine CHP'nin kendi burjuva kültürünü oluşturan öğe olarak emekçi kesimden bağımsız yapmaya çalıştığı bir laiklik mücadelesi gibi ortadan kaybolmaya mahkûmdur. Bu mücadele ne şimdiki CHP’yi devam ettirecek bir Türkiye’yi ayakta tutar ne de Mustafa Kemal’in bu topraklara getirdiği değerlerin tasfiyesinde muhalefet yapımını tüketimden üretici konuma getirir.

Tahsin Yücel'in Peygamberin Son Beş Günü kitabındaki Rahmi Sönmez'in (peygamberin) bıraktığı yerden tarihsel diyalektik sorgulamaya devam edecek olursak bugün yıkılan ve içi boşalan bu değerleri emekçi kesimle buluşturan bir Türkiye solu yarının Türkiye'sini kuracaktır.

Böylelikle magazin ekinde bir üniversite öğrencisine İstanbul'un en işlek caddelerinden birinde tecavüz haberini veren gazetelerde yazan bu yazarlar da aynı tarihsel diyalektik sorgulama içerisinde muhalif gözüken burjuva kültürü savunucuları olarak yer alacaklardır ve sataştıkları parti ile birlikte yok olacaklar ya da tanınmayacak derecede değişeceklerdir.

YAE’cilere selam olsun.

Küçük bir itiraf ve anıyla yazıyı bitirelim. Aslında grupta her zaman yorumları bu dikkatle okuyamıyorum. Bugün yorum üzerine okumamı dikkatli kılan Burak'ın yoruma gönderdiği beğenme işareti oldu. Yoksa birkaç defa göz geçirmiş ama tam olarak okumamıştım. Tıpkı Burak yorum yaptığında Osman'ın gönderdiği ve değerli olduğunu belirten el işaretleri gibi.

NOT: Yazının daha iyi kavranabilmesi için Can Soyer: Koç Gibi Laiklik - http://ilerihaber.org/yazarlar/can-soyer/koc-gibi-laiklik/1851/